X

Bir tür savunma mekanizması olan ön yargılar neden oluşuyor?

Ön yargılar sürekli olarak davranışa yansıtılmasa da kişide oluştuğu andan itibaren düşünce olarak başkalarına karşı haksız ve yanlı bir tutum sergilemek olarak düşünülebilir. Ön yargılı birey özellikle kişiyi ilk gördüğü anda onda uyandırdığı izlenimler adı altında kişi hakkında bazı fikirler üretir. Bunlar olumlu fikirler olacağı gibi genellikle olumsuz düşüncelerdir.

“Çok suratsız biri gibi duruyor”, “Baksana bizi beğenmedi hiç iletişim kurmuyor” “Kesin ailesi çok şımartmış bunu” “Kilosu az olan insanlar fesat olur” “İyi birine benziyor ama göreceğiz” “Sürekli gülen kişiler aslında sinsidir”

Bu ve benzeri cümlelerle bir yerlerde yolunuz kesişmiştir. Bireyin dış görünüşü, jest ve mimikleri yetmezmiş gibi bir de memleketi, dünya görüşleri ve kültürel değerleriyle ilgili de çok kolay ön yargıda bulunulmaya başlandı. Zihinde oluşan tüm bu ön yargılar ne yazık ki yenilerini doğurabiliyor ve bazen de önyargıların ayrımcılığa, taraf tutmaya sebebiyet verdiğini görüyoruz. Peki insanların zihninde başlayan bu ön yargı neden oluşuyor?

Ön yargıyı oluşturan sebeplerin en başında güvensizlik ve bununla bağlantılı olarak yaşanan anksiyete durumunun olduğunu söylemek mümkün. Yani, birey özellikle yeni tanıştığı insanlarla yakın temas kurmamak, bağlarını güçlendirmemek, zaaflarını karşıya yansıtmamak adına bir çeşit savunma mekanizması geliştiriyor ve ön yargılı oluyor. Böylece ön yargıları o kişi ile kendisi arasında bir mesafe oluşmasını sağlıyor. Anksiyete yaşayan kişi için ön yargılı düşünce ‘önceden tedbir almak’ kadar normal bir hal almaya başlıyor. Çünkü o kişi ile sonradan oluşan herhangi bir anlaşmazlık, uyumsuzluk durumlarında kendisinin daha önceden bu durumu hissettiğini söylemesi kaygısıyla baş etme noktasında bir çözüm yolu olabiliyor.

Kalıp yargılar da bireyin ön yargılı olma noktasında büyük önem taşıyor. Kişinin standardı dışında farklı bir yaşayışı ya da insanı değerlendirme noktasında kalıp yargılar devreye girebilir. Yaşamı boyunca küçük bir kasabada yetişmiş bir insan şehirdeki insanların çok tehlikeli olacağını söyleyerek ön yargılı davranmış olur. Kalıp yargılar kişinin zihninde zaman içerisinde şekillendiği ve oluştuğu için değiştirilmesi daha zordur.

Ön yargılı olmak bir noktada mesafeyi de beraberinde getiriyor ve bu durum ile baş etme noktasında ilk akla gelen önyargıların sadece psikolojik değil toplumsal olarak da aşılması gereken bir konu olduğudur. Çünkü toplum olarak gruplaşmaya, ayrışmaya, ötekileştirmeye, yarıştırmaya çok müsaidiz. Ve bu telaşe içinde zihnimizde birilerini bir şekilde elemek, rekabet etmek kaçınılmaz bir hal alıyor. Bu düşüncelerin aksine birliktelikten güzelliklerin geldiğini, farklılıklardan yeni şeyler öğrenebileceğimizi düşünmek, karşımızdaki insanın bizim için tehlike değil, bize olumlu ya da olumsuz tecrübe katacağını bilmek, en azından bu düşünceleri kabul etmek bile bir süre sonra ön yargı dozunu azaltmaya başlayacaktır.

İletişim: Instagram @klinikpsikologbetulcavlak

İlginizi çekebilir: İçinde bulunduğun zaman dilimi tekrar geri gelmeyecek: Anda mısın?

Betül Cavlak Akdaş: TED Üniversitesi'nde lisans eğitimini tamamladıktan sonra uzmanlığını Üsküdar Üniversitesi Klinik Psikoloji bölümünden onur öğrencisi olarak almıştır. Yüksek lisans tez konusu "Yetişkin Bireylerin Ebeveynleşme Olgusunda Obsesif İnanışların ve Kaygı Düzeylerinin Rolü"dür. İş hayatına özel bir kurumda devam eden Uzman Klinik Psikolog/Yazar Betül Cavlak Akdaş, online olarak terapi yaparak da danışan görmektedir. Ruh sağlığı alanında almış olduğu Bilişsel Davranışçı Terapi, Objektif Testler, MMPI, Aile Danışmanlığı, Sanat Terapisi gibi eğitimlerinin yanında, psikoloji bilimine yazılarıyla da katkı sağlamayı hedefleri arasına almıştır. Daha önce farklı dergilerde de Yazar olarak bulunan Betül Cavlak Akdaş'ın, "Erteleme Davranışı", "Mimari Yapı ve Psikoloji", "Benlik Saygısı" konuları üzerine araştırma projeleri mevcuttur. Ayrıca, Türkiye Buz Pateni Federasyonu bünyesinde İl Hakemliği yapmaktadır.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale