X

Bir “an” için yaşıyoruz: Ölmeden önce dönmek isteyeceğiniz an hangisi?

“‘Geleceğim, bekle’ dedi gitti, Ben beklemedim, o da gelmedi. Ölüm gibi bir şeydi, ama kimse ölmedi…’’
Özdemir Asaf

Bir kıymetli an için yaşıyoruz aslında, “Nedir o?” diye soracaksınız… Belki onun ilk sesini duyduğumuz, o kalp atışlarının mucizesine şahit olduğumuz o an olacak bu! Bir kıymetli an belki de “Benimle evlenir misin?” diye sorulduğunda şoklar içerisinde kaldığımız an olacak. Asla unutmadığımız, son nefesimizde “yalnızca bir anı yaşama şansınız var, tekrar yaşayıp öleceksiniz deseler”, işte ben o ana gitmek istiyorum diyeceğimiz o kıymetli an!

Bir kıymetli an için yaşıyoruz, bir kedi yavrusunun dünyaya ilk kez gözlerini açtığında gördüğü o ilk an kadar saf, o ilk duyguları kadar narin bir an için. Belki annemize günler sonra sarıldığımız, o içimizdeki yağların eridiği bir kıymetli an için.

Hayatımızda onlarca öylesine an varken, biz sadece bir kıymetli an için yaşıyoruz, belki bir ihiyaç sahibine can verdiğimiz, belki bize yaramayacak ve artık umudu kesilen hayatımızdan hayata tutunmaya çalışan küçücük bir kalbe can verdiğimiz o “an” için yaşıyoruz. Belki tam ipin ucunda düşmek üzere olan bir dosta “kan” olduğumuz, can olduğumuz o an için yaşıyoruz.

Bir kıymetli an için yaşıyoruz, o binlerce öylesine günümüze, samimiyetsiz onlarca yemeğe dahil olmamıza, gerçeklikten uzak, gösterişli hayatların yanında sadece gerçek, içten, olduğu gibi görünen ve göründüğü gibi olan bir kıymetli omuz için yaşıyoruz… Belki öyle bir sohbeti gerçekleştirmek için yaşıyoruz!

Bir kıymetli an için yaşıyoruz hayatımızı. Hani hayat demeye değecek cinsten olanlardan bahsediyorum. O imza attığımız an mesela, hayatımızı geçirmeye, bir olmaya, iyi ve kötü günde yan yana durmaya tamam dediğimiz an. Her ne kadar verilmiş sözler sonradan değişse de bu sözden dönülmeyeceğini ta içimizden bildiğimiz o bir kıymetli an. Alnımızdan öpen bir adamın yüreğini yüreğimizde hissettiğimiz o kıymetli an için yaşıyoruz belki de…

Bir kıymetli an için yaşıyoruz; elimiz babamızın ellerine gömülü… İlk defa yeni bir şehre, yeni ümitlerle ama bir o kadar da korkarak geldiğimiz o bir kıymetli an için yaşıyoruz. İlk defa ayrı kalacak olmamıza ve ilk defa bir başımıza duracak olmamıza rağmen “güle güle” diyerek ayrıldığımız o an için… İçimizden bir şeylerin koptuğu, artık çocuk olmadığımızı hatırladığımız ama üniversitemizin kapısından adım attıktan sonra “yaparsın” diyerek kendi kendimizin omzunu sıvazladığımız o an için yaşıyoruz belki de.

Bir kıymetli an için yaşıyoruz; yerin yerinden oynadığı, öylece kalakaldığımız, çok ama çok sevdiğimiz bir adamı dünyalar kadar uzakta gördüğümüz anı için yaşıyoruz belki de. Belki de yaşarken ölümü tattığımız bu anda dün ve bugünü bir arada, yarını ise hiçe koyarak yaşıyoruz. Kocaman, oluk oluk acı akıttıktan sonra belki yeniden yeşile döndüğümüz o anlar için yaşıyoruz. Sevmek için, insan olduğumuzu bilmek için, belki de bazı borçları ödemek için yaşıyoruz kim bilir…

Bence bir kıymetli an için yaşıyoruz! Bu her ne olursa olsun, o son nefeste hatırlanmaya değer olsun… Deseler ki şimdi “o ana döneceğiz, yeniden yaşayacaksın ve sonrasında öleceksin (bizimle geleceksin!)” işte öyle bir an olsun ki hayatımızda hiç gözümüzü kırpmadan “ben o güne, şu ana dönmek isterim” diyebilelim…

Çünkü tüm hayat aslında öyle “bir” kıymetli an için!

İlginizi çekebilir: Zenginlik nedir: Milli piyangoyu kazanan talihli gerçekten zengin midir?

Pınar Özeken (Ulus): 2007 yılında Boğaziçi Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümü ile Kimya bölümlerini bitirdi. Aynı üniversitede Biyomedikal Mühendisliği ve İspanya Pompeu Fabra üniversitesinde master derecelerini aldı. Özellikle 2011’den bu yana moda ile ilgili çalışmalara ağırlık verdi ve hala moda üzerine yazı dizileri, farklı moda kaynaklarında yayınlanmaktadır. Yoga eğitmeni olma yolunda ilerleyen Pınar, bir Arjantin Tango aşığı. Gerçek tutkularından bir diğeri ise seyahat etmek."Dünya üzerinde ayak basılmadık toprak kalmasın" mottosu ile dünyayı dolaşmaya devam ediyor.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale