X

Beynimiz başkalarının karakterleriyle ilgili yargılara nasıl varıyor?

Karakterlerimiz bizi yansıtır. Aslında ne düşündüğümüzün, ne hissettiğimizin ve muhtelif durumlarda nasıl davrandığımızın özeti, karakterimizi oluşturur. Bizleri biricik yapan şey karakterimizdir. Neredeyse bir asır süren araştırmaların ardından karakter psikologları bugün bir karakteri diğerinden ayıran şeyin ne olduğunu kolayca belirleyecebilecek bir rehbere sahipler. Hangi karakter dışa dönük, hangisi hırslı, hangisi sorgulayıcı… Dış görünüşümüzdeki ten rengi, boy, kilo gibi özelliklerimiz neyse, zihnimiz için de bu özellikler aynı anlama geliyor.

Bilim insanları karakter özellikleri üzerine dikkatli ve uzun yıllar süren çalışmalar yapsa da bizler, başkalarının karakterlerini hızlıca değerlendirebiliyoruz. Bunun sebebi ise birçoğumuzun başkalarıyla ilgili değerlendirmeleri bilinçsizce, hızlı bir şekilde ve içgüdüsel olarak yapmamız. Ancak birçok kişi bunu kabul etmeyip, karşısındakini değerlendirirken ciddi bir düşünme sürecinden geçirdiğini savunuyor. Oysa yapılan birçok araştırma, insanlarla iletişime geçtiğimiz zaman onlara karşı davranışlarımızı içimizden geldiği gibi belirlediğimizi gösteriyor. Bunun farkında olsak da olmasak da çoğu zaman amatör bir psikolojik profile sahip kişiler gibi davranıyoruz.

Nasıl tutarlı yargılara varabiliyoruz?

Burada akla gelen asıl soru, başkalarıyla ilgili yargılarımızın nasıl isabetli olduğu. Tabii ki davranış şeklimizi etkileyecek olan değerlendirmelerimiz her zaman doğru olmuyor ancak birbirini ciddi biçimde etkiliyor. Örneğin bir kişinin aptal olduğunu düşünüyor ve bu düşüncenizde yanılıyor olabilirsiniz ancak buna gerçekten inanırsanız, bir süre sonra o kişiye aptal gibi davranmaya başlayabilirsiniz.

Kişiler arasındaki ilişki ne kadar yakınsa, karakter tanımlamalarıyla gerçek arasındaki tutarlılık da o kadar kuvvetli oluyor.

Ancak bu da tüm tanımlamalarımızın temelsiz olduğunu göstermiyor. Bazı karakter türlerinin özünde doğruluk yatar. Bununla birlikte onaylanmış kişilik testleriyle başkaları tarafından yapılmış içgüdüsel tanımlamalar arasında gözle görülür bir bağlantı olduğu tespit edildi. Bir başka deyişle, birçoğumuz belirli bir yargıya varmadan önce yeterli zaman harcadıysak, bu yargılarımız konusunda yeterince tutarlı olabiliyoruz.

Yakınlık etkisi

Kişiler arasındaki ilişki ne kadar yakınsa, karakter tanımlamalarıyla gerçek arasındaki tutarlılık da o kadar kuvvetli oluyor. Örneğin iş arkadaşlarımız veya sevdiklerimiz, bizleri yabancı birisine göre çok daha iyi tanımlayabilir. Her ne kadar bazı yargılarımız tamamen dış görünüşe dayalı olsa da, karşımızdakilerin söyledikleri, hissettikleri, farklı durumlardaki davranışlarını da dikkate alıyoruz.

Bununla birlikte yapılan bazı çalışmalar da başka insanların bizim karakterimizle ilgili görüşlerinin, gelecekteki davranışlarımızla ilgili kendi düşüncelerimizden daha tutarlı olduklarını gösteriyor. Bunun sebebi ise kendimize karşı yargılarda bulunurken, başkalarına göre biraz daha toleranslı davranıyor olmamız.

Dışa dönük ve içe dönük kişiler arasındaki farklar

Dikkat çekilmesi gereken bir diğer nokta da herkesin dışarıdan kolayca anlaşılabilir olmadığı. Dışa dönük karaktere sahip kişileri tahmin etmek kolay olabilir. Bu da dışa dönük kişilerin en büyük dezavantajlarından biri. Bu özellikleri nedeniyle bazen istememelerine rağmen karakterleri birçok kişi tarafından kolayca tahmin edilebilir.

Yapılan çalışmalar, yaşadığımız yerlerin ve kullandığımız eşyaların karakterlerimizle ilgili yeterli bilgi içerdiğini gösteriyor.

Öte yandan başkalarının karakterini okuma konusunda herkes iyi olmayabilir. Sosyal yönü güçlü ve insanlarla daha fazla iletişim kurma deneyimine sahip olanlar, daha düşük sosyal zekaya sahip olanlara göre başkalarının karakterlerini daha tutarlı biçimde okuyabilir. Ancak yapılan çalışmaların bazılarında başkalarının karakterini okuma konusunda içe dönük kişilerin dışa dönük olanlara göre daha başarılı oldukları da görüldü. Bunun sebebi ise dışa dönük kişilerin, ilgi odağı olmak isterken çevrelerinde olan biteni kaçırmaları.

Yaşadığımız yer bizi anlatır

Bazen kendimiz orada olmasak bile karakterimizle ilgili ipuçları verebiliriz. Yapılan çalışmalar, yaşadığımız yerlerin ve kullandığımız eşyaların karakterlerimizle ilgili yeterli bilgi içerdiğini gösteriyor. Bu sayede birçok yabancı, sadece yaşadığımzı yerlere bakarak karakterimizle ilgili yargılara varabiliyor.

Topluluğun gücü

Son olarak başkasının karakteriyle ilgili tutarlı yargılara varma konusunda önemli bir unsur da kolektif düşünmenin gücü. Küçük gruplar, bireylere göre karakter okumada daha tutarlı sonuçlara varabiliyor. Bu açıdan bakıldığında, karakterlerimizin tek bir “seyircinin” değil “seyircilerin” gözleminde olduğunu söylemek mümkün. IMDb’de bir filmle ilgili yapılan yorumlar, TripAdvisor’da otellerle ilgili yorumlar veya Uber’de bir şoförle ilgili yorumlar toplulukların katılımıyla gerçekten tutarlı sonuçlar verebilir. Öte yandan bu tür platformlar, başkalarının bizim hakkımızda ne düşündüğünü görmek için gerçekten yararlı sonuçlar ortaya çıkarabilir.

Kaynak:
Fast Company

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale