X

Benlik saygınızı yükseltin: Çocukluktan kalma fikirleri geride bırakmak

Siz kimsiniz? Kendinizi bir başkasına anlatmak isteseniz kendinizi nasıl tanımlardınız? Kendiniz hakkında düşünceleriniz olumlu mu, yoksa olumsuz mu? Kendimiz hakkındaki düşüncelerimiz çocukluğumuzda ailemiz ve hayatımızdaki diğer otorite figürleri tarafından şekillenir. Çocuklar dış dünyayı algılayarak, deneyimleyerek ve bunlara anlam yükleyerek benliklerini oluştururlar. Benliklerinin farkında olmaya başladıktan sonra neyin iyi ya da kötü, haz veren ya da vermeyen şeyler olduğunu öğrenirler (Feist ve Feist, 2008).

Benliğin tanımını ilk olarak William James yapmıştır. James’e göre benlik, bireyin kendisi hakkında düşündükleri ve söyleyebileceği her şeydir. James bireylerin geçmiş, şimdiki ve gelecek yaşantısındaki düşünce ve tutumlarının benlik oluşumunda etkili olduğunu ifade etmiştir (Özen ve Gülaçtı, 2010). Benlik algısı kişinin kendisi hakkındaki algılarıdır. Ben çalışkanım, ben hassas biriyim, ben tembelim gibi düşüncelerdir. Benlik saygısıysa, kişinin kendisini benimseyip değer vermesi, kendisine güven ve saygı duyması, kişinin kendini değerlendirmesi sonucunda ulaştığı benlik kavramını onaylamasından doğan beğeni durumudur (Yörükoğlu 1988). Rosenberg; benlik saygısının, kişinin kendini değerlendirirken aldığı tutumun yönüne bağlı olduğunu belirtir. Kişi kendini değerlendirmede olumlu bir tutum içindeyse benlik saygısı yüksek, olumsuz bir tutum içindeyse benlik saygısı düşük olmaktadır (Çuhadaroğlu 1986).

Çocukken kendi hakkımızda duyduklarımız doğru olmasa ve bizim gerçeğimizi birebir yansıtmasa bile çocuk zihnimizle onları doğru olarak algılarız. Eğer eleştirisel yapıda bir aileden geliyorsanız ve siz çocukken ailenizden kendi benliğinize yönelik yapıcı olmayan laflar işittiyseniz bu laflara ister istemez inanırsınız ve duyduklarınızı benliğinizin bir parçası yaparsınız. Diyelim ailenizden aldığınız bu yanlış geri bildirim yüzünden kendiniz hakkında yanlış bir imaja sahip oldunuz ve ailenize karşı gelmek istemediğiniz için de aileniz tarafından şekillendirilen bu imajınıza sıkı sıkı sahip çıktınız. Çocukluğunuzdaki deneyimleriniz benlik saygınızın düşük ya da yüksek olmasına yol açabilir.

Benlik saygısı yüksek olan kişide kendine güven, iyimserlik, başarma isteği, zorluklardan yılmama gibi olumlu ruhsal nitelikler bulunur. Buna karşılık benlik saygısı düşük bir kimsenin kendine güveni azdır, kolay umutsuzluğa kapılır, kısacası olumsuz ruhsal belirtiler geliştirmeye daha yatkındır (Yörükoğlu 1988). Peki sizin benlik saygınız düşükse neler yapabilirsiniz? Öncelikle en iyi yöntemin bir psikoterapistle çalışmakta olduğunu belirtmekte fayda var. Bunun yanı sıra şunları yapabilirsiniz: Çocukken size yapıştırılan etiketlerden kurtulun.

Çocukken size yapıştırılan etiketlerden nasıl kurtulabilirsiniz?

Evet, belki çocukken ailenizin sözlü istismarına maruz kaldınız. Size beceriksiz denildi veya zekanız küçümsendi. Bir çocuk olarak kendi hakkınızda duyduğunuz yanlış düşüncelere inanmanız çok normaldi. Ama artık bir yetişkinsiniz. Gelin ailenizden kendiniz hakkında duyduğunuz yanlış mesajların mirasçısı olmaktan vazgeçin. Ailenizin size yapıştırdığı etiketlerden kurtulun. 

Kendinizi bir bütün olarak değerlendirin

Benlik saygınız düşükse büyük ihtimalle daha çok zayıf yönlerinize odaklanıyorsunuzdur. Ama sizin bir de güçlü yönleriniz var. Biraz da güçlü yönlerinize odaklanmaya ne dersiniz? Dilerseniz bir deftere zayıf ve güçlü yönlerinizi yazıp kendinizi objektif bir şekilde değerlendirebilirsiniz. Unutmayın, hayat dengeden ibarettir. Hepimizin zayıf yönleri olduğu kadar güçlü yönleri de var. Zayıf yönlerimizden de utanılacak bir durum yok.

Kendinizi olduğunuz gibi sevin 

Eğer çocukken ailenizden gördüğünüz sevgi uslu olmanıza, okulda başarı göstermenize, istenenleri yapmanıza bağlı bir sevgiyse büyük bir ihtimalle şu an kendinize verdiğiniz sevgi şartlara bağlı bir sevgidir. Kendinizi, ancak yaptığınız işlerde başarılı olduğunuz takdirde sevmekten vazgeçin. Kendinizi tam da şu an olduğunuz gibi kabul edin ve sevin.

Kendinizi eleştirmekten vazgeçin

Çocukluk yıllarınızda sık sık eleştirilere, negatif sözlere maruz kaldıysanız büyük bir ihtimalle şimdi de siz kendinize negatif yorumlarda bulunuyorsunuzdur. Diyelim şu ana kadar hayatınız kendinizi bolca eleştirerek geçti. Bundan ne elde ettiniz? Bir düşünün. Şu andan itibaren kendinizi yeren laflar söylemekten vazgeçmeye var mısınız? İçinizde yaşayan acımasız eleştirmeni artık emekliye ayırın ve artık kendinize biraz da olumlu sözler söyleyin.

Kendiniz hakkındaki inançlarınızı gözden geçirin

Eğer benlik saygınız düşükse büyük bir ihtimalle kendiniz hakkında olumsuz inançlara sahipsinizdir. Kendiniz hakkında inandıklarınıza dikkat edin. “Ben böyle bir insanım” dedikçe öyle davranırsınız. Kendiniz hakkında neye inanırsanız o doğrunuz olur. Dünyaya pozitif gözlerle bakmak bize iyi gelir ama aslında en önemlisi dünyaya pozitif gözlerle bakmadan önce kendimiz hakkında pozitif düşüncelere sahip olmamız. Bunu gerçekleştirmek için, işe sevdiğiniz ve olumlu bulduğunuz özelliklerinizi bir deftere yazarak başlayabilirsiniz.

Benlik saygısının düşük olması kişinin hayatını olumsuz yönde etkileyebilir. Yukarıda da belirttiğim gibi bu tip durumlarda en iyi yöntem bir psikoterapistten yardım almaktır. Benim yazılarım da dahil olmak üzere psikoloji ile ilgili tüm yazıların farkındalık yaratma ve bilgilendirme amacı taşıdığını unutmayın, ve gereken psikolojik desteği almaktan çekinmeyin.

Bana rsolaker@gmail.com adresinden ulaşabilirsiniz. 2019 yılını “Kendini Sevme” yılı ilan ettim. Kendini sevmekle ilgili psikoloji egzersizlerini #kendinisevmeyılı hashtagi ile paylaştığım Instagram hesabım @ranakutvanrsolaker@gmail.com 

Bu yazının tüm hakları Rana Kutvan’a ve Uplifers’a aittir. İzinsiz ve uygun şekilde referans verilmeksizin kopyalanması, çoğaltılması ve başka mecralarda paylaşılması kesinlikle yasaktır.

Kaynaklar:
Çuhadaroğlu, F. (1986) Adolesanlarda Benlik Saygısı, Yayınlanmış Uzmanlık Tezi, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi, Ankara
Feist, J., ve Feist, G., J. (2009). Theories of Personality (7th ed.). United States of America: McGraw-Hill.
ÖZEN, Yener, GÜLAÇTI, Fikret (2010). “Benlik Kavramı ve Benliğin Gelişimi, Bilen Benliğe Gereksinim Var mı?”, Erzincan Eğitim Fakültesi Dergisi, S. 12(2), ss. 21-37.
Yörükoğlu A. (1988) Gençlik Çağı Ruh Sağlığı Eğitimi ve Ruhsal Sorunları, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları Sosyal ve Felsefi Eserler Dizisi

İlginizi çekebilir: Kendinizi sevgisiz ilişkilerin içinde mi buluyorsunuz: Çocukluk yaranızı iyileştirme zamanı geldi

Psikolog Rana Kutvan: İstanbul doğumlu olan Rana Kutvan lise öğrenimini Nişantaşı Kız Lisesi’nde tamamladı. Önce LCC’de bir sene akabinde de İstasyon Sanat Merkezi’nde iki sene süren bir moda eğitimi aldıktan sonra çeşitli firmalarda stilist olarak görev aldı. 1997-2008 tarihleri arasında New York’ta ikamet etti. Türkiye’de almış olduğu moda eğitimini Parsons School of Design’dan almış olduğu derslerle pekiştirdi. Kutvan moda eğitiminin yanı sıra City University of New York’a bağlı Hunter College’da Psikoloji ve Sanat Tarihi üzerine çift anadal lisans eğitimi görerek cum laude (yüksek onur) derecesiyle mezun oldu. Hunter College’a devam ettiği süre zarfında dünyanın önde gelen psikologlarından Albert Ellis’in Enstitüsünde staj yaptı. Bu staj süresince Ellis’in bulmuş ve de geliştirmiş olduğu Rational Emotive Behavior Therapy (REBT)’i yakından inceleme fırsatı buldu. Kutvan, Albert Ellis Enstitüsündeki stajının yanı sıra New York’un önemli psikoloji enstitülerinin düzenlediği workshoplara katıldı. Kutvan 2008 Mayıs ayında Türkiye’nin ilk Kişisel Gelişim ve Stil Danışmanlığı merkezi Karakter A’yı kurdu. Kurumsal ve bireysel hizmetler veren Rana Kutvan’ın referansları arasında Braun, CNN TÜRK, Aras Kargo, TURKCELL, Kuveyt Türk, Doğan Holding gibi şirketler vardır. Kutvan bireylere ve kurumlara Stres Yönetimi, Kadın Liderliği, İş Özel Yaşam Dengesi, Zaman Yönetimi, Kadın Ruhu isimli workshop çalışmaları düzenlemektedir. Kutvan Karakter A’nın yanı sıra 2008-2012 tarihleri arasında Profesör Dr. Kerem Doksat’dan süpervizyon aldı. Kutvan psikoloji ve kişisel gelişim çalışmalarında holistik bir yaklaşım uygulamaktadır. Rana Kutvan anadili olan Türkçe’nin yanı sıra anadili düzeyinde İngilizce, iyi derecede Fransızca, İtalyanca konuşmaktadır.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale