Bir arkadaşınız “İyiyim” derken gözlerini kaçırıyor veya ilk buluşmada karşınızdaki kişi bütün gece sizinle sohbet ederken fiziksel olarak mesafesini koruyor olabilir. Bazen de toplantıda fikrinizi desteklediğini söyleyen biri aynı anda kollarını kapatıp geriye yaslanıyordur. Günlük hayatta ve profesyonel yaşamda pek çok şekilde karşımıza çıkan bu durum, sözcüklerle bedenin aynı şeyi anlatmadığını gösterir ve bize kendimizi ister istemez güvensiz hissettirebilir.
İletişim yalnızca söylediğimiz kelimelerden oluşmaz. Yüz ifadelerimiz, bakışlarımız, ses tonumuz, oturma biçimimiz, karşımızdaki kişiyle aramızdaki mesafe ve dokunma şeklimiz de iletişimin bir parçasıdır. Bu tür anlarda ilk refleksimiz genellikle karşımızdaki kişinin gizlediği anlamı çözmek olsa da beden dilini birkaç evrensel işarete sıkıştırmak, bizi kolayca yanlış sonuca götürebilir. Çünkü aynı hareket, içinde bulunduğumuz duruma ve karşımızdaki kişiye göre tamamen farklı anlam taşıyabilir.
Peki karışık sinyalleri anlamak için neye dikkat etmek gerekir?
Beden dili gerçekten ne kadar şey anlatır?
Beden dili; yüz ifadeleri, bakışlar, duruş, hareketler, fiziksel mesafe ve dokunma gibi sözlü olmayan iletişim biçimlerini kapsar. Bunların hiçbiri tek başına kesin bir duyguya karşılık gelmese de bir araya geldiklerinde konuşmanın tonunu anlamamıza yardımcı olabilir. Karışık sinyal dediğimiz durumsa çoğu zaman bir kişinin sözleriyle davranışlarının birbirini desteklememesiyle ortaya çıkar. Örneğin; “Seni gördüğüme çok sevindim” derken gülümsememek, bir daveti kabul ederken sürekli geri çekilmek veya konuşmaya devam etmek istediğini söylerken sık sık saate bakmak bunun en basit örneklerindendir.
Fakat bu uyumsuzluk mutlaka karşımızdaki kişinin olumsuz sinyaller yaydığı anlamına gelmez. İnsanlar aynı anda birden fazla duygu yaşayabilir. Bir buluşmada karşınızdaki kişiden hoşlanıp aynı zamanda çekingen hissedebilir veya bir arkadaşınızla zaman geçirirken o gün fiziksel olarak yorgun olabilirsiniz. Bu nedenle bir davranışın anlamının her zaman kişisel alışkanlıklara, içinde bulunulan ortama, kültürel kodlara ve o anki moda göre değişebileceğini fark etmek de önemlidir.
Beden dilinin temel unsurları neler?
Karşımızdaki kişinin beden dilini anlamaya çalışırken tek bir noktaya veya harekete odaklanmak yerine birkaç farklı iletişim kanalını birlikte düşünmeniz gerekir.
- Yüz ifadeleri, gülümsemeden kaşların gerilmesine kadar duygusal tepkinin en görünür parçalarından biridir. Ancak sosyal ortamlarda insanlar yüz ifadelerini bilinçli olarak kontrol edebilir.
- Göz teması, ilgi ve etkileşim hakkında ipucu verebilir. Fakat göz temasından kaçınmak utangaçlık, düşünme ihtiyacı, kültürel alışkanlık veya rahatsızlık gibi birçok farklı nedenden kaynaklanabilir.
- Jestler, özellikle eller ve baş hareketleri söylenenleri destekleyebilir veya konuşmanın tonuyla çelişebilir. Bu durum konuşmanın tonunu sekteye uğratabilir.
- Duruş ve beden yönelimi, kişinin bulunduğu ortamda ne kadar rahat veya dahil hissettiğine dair ipuçları sunabilir. Kolların açık durması öz güvenle, kapalı durması ise rahatsızlık hissiyle ilişkilendirilebilir. Ancak herkes için aynı anlama gelmeyebilir.
- Fiziksel mesafe, yakınlık ve kişisel alan tercihleri hakkında bilgi verebilir; ancak bu alan kültürden kültüre ve kişiden kişiye ciddi biçimde değişir.
- Dokunma, yakınlıktan desteğe kadar birçok anlam taşıyabilir. İlişkinin türü, ortam ve kişisel sınırlar burada özellikle belirleyicidir.
Bu unsurların asıl değeri tek tek ne ifade ettiklerinde değil, birbirleriyle nasıl bir araya geldiklerinde ortaya çıkar. Bu nedenle söz ile beden arasındaki her uyumsuzluğu gerçek duyguyu ele veren bir işaret olarak görmemek gerekir.
Yaygın karışık sinyaller ve onları nasıl yorumlamalı?
Beden diline dair karşımıza çıkan yaygın sinyaller, her zaman o kadar net ve açık bir anlam taşımaz. Örneğin; kollarını çaprazlayan biri savunmada durur gibi görünebilir ama aynı zamanda üşümüş veya yorulmuş olabilir. Sizinle göz teması kurmayan biri ilgisiz görünse de aslında sosyal kaygı yaşıyor olabilir veya bu davranış kültürel alışkanlıklar nedeniyle ortaya çıkarabilir.
İşte bu nedenle yaygın karmaşık sinyalleri yorumlarken doğrudan sonuca ulaşmak yerine durumun ardındaki bağlamı düşünmek daha sağlıklı olabilir:
1. Gülümsemek ama rahat görünmemek.
Birinin gülümsemesi otomatik olarak mutlu veya rahat olduğu anlamına gelmeyebilir. Sosyal ortamlarda gülümseme bir tür nezaket göstergesi, gerginliği saklama yolu veya ortamı yumuşatma aracı olarak kullanılabilir. Bu nedenle beden dilini okurken gülümsemenin yanı sıra omuzların gergin olup olmadığına, ses tonuna, bedenin hangi yöne dönük olduğuna ve konuşmanın nasıl ilerlediğine birlikte bakmak gerekir.
2. “Sorun yok” derken bedeni kapatmak.
Sözlü mesajla fiziksel davranış arasındaki en belirgin uyumsuzluklardan biri, karşımızdakinin “Sorun yok” derken kollarını çaprazlayarak oturmasıdır. Bazen karşımızdaki kişi sakin olduğunu söylerken kendiniz bizden geri çekilebilir, kaslarını gerebilir veya normalden daha az hareket edebilir. Bu durum mutlaka kişinin yalan söylediğini göstermez. Tartışmanın büyümesini istememek, kendi duygusunu henüz tam olarak anlamamış olmak ya da hislerini ifade etmekte zorlanmak nedenler arasında yer alabilir. Bu nedenle karışık sinyalin kendisini fark etmek faydalı olsa da nedenini kesin olarak bildiğimizi varsaymak zararlı olabilir.
3. Fiziksel olarak yakınlaşıp uzaklaşmak.
Özellikle flörtte fiziksel yakınlığın sürekli değişmesi aklımıza hızlıca “Benimle ilgileniyor mu, ilgilenmiyor mu?” sorusunu getirebilir. Oysa kişisel alan ihtiyacı çekim kadar ortam, çekingenlik, fiziksel rahatlık ve kişinin ilişki temposuyla da bağlantılıdır. Bir anlık yakınlaşmadan hemen sonuç çıkarmak yerine davranışın zaman içinde nasıl tekrar ettiğine bakmak daha sağlıklı olanıdır.
4. Göz teması kurarken gerginlik işaretleri göstermek.
Göz teması çoğu zaman öz güven veya ilgiyle eşleştirilse de bazı insanlar tam tersine kendilerini daha kontrollü gösterebilmek için bilinçli biçimde yoğun göz teması kurabilir. Aynı anda ayağını sürekli hareket ettirmek, bedenini germek veya ses tonunu kontrol etmekte zorlanmak ise farklı bir duygusal duruma işaret edebilir. Bu tür durumlar beden dilinin tek bir sinyal üzerinden okunamayacağını kanıtlayan en iyi göstergeler arasındadır. İnsanlar aynı anda hem kendinden emin görünmeye çalışıp hem de kaygılı hissedebilir.
Karışık beden dili sinyallerini okumak için 3 adım
Karışık beden dili sinyallerini anlamlandırmaya çalışırken tek bir harekete gerekenden fazla anlam yüklemeyebilirsiniz. Oysa beden dilinin diğer işaretlerle birlikte değerlendirilmesi gerekir:
1. Önce ortamı okuyun.
Karışık beden dili sinyalleri ortamına göre farklı anlamlar taşıyabilir. Çünkü aynı hareket iş toplantısında, arkadaş grubunda ve ilk buluşmada aynı şeyi anlatmayabilir. Gürültülü bir mekanda çevresine bakan biri sıkılmış değil, sizi duymaya çalışıyor olabilir. İş görüşmesinde kontrollü duran bir kişi soğuk görünse de yalnızca profesyonel çizgisini korumaya çalışıyor olabilir. Bu yüzden hareketlerin anlamını sorgulamadan önce o hareketin hangi koşulda ortaya çıktığını araştırmak daha faydalı bir düşünme biçimi olabilir.
2. Tek işareti değil, bütünü takip edin.
Kolların kapanması, bakışın kaçması veya bedeni geriye yaslanmak ilk bakışta güvenilir bir sonuç vermeyebilir. Ancak ses tonu, yüz ifadesi, mesafe ve konuşmanın içeriği bu görünüşü desteklemiyorsa anlam tamamen farklı olabilir. Burada karşıdaki kişinin normal davranış biçimlerini bilmek önem kazanır. Nitekim, göz teması kurmaya alışık olmayan birinin bunu yapmasıyla son derece cana yakın bir arkadaşımızın yapması aynı şey değildir. Bu nedenle tekil davranışlardan ziyade kişinin kendi normalini göz önünde bulundurmak daha sağlıklı olabilir.
3. Tahmin etmek yerine durumu netleştirin.
Karışık sinyalleri yorumlamanın en güvenilir yollarından biri bazen onları yorumlamaya çalışmayı bırakmaktır. Özellikle yakın ilişkilerde “Bugün biraz uzak olduğunu hissediyorum, doğru mu anlıyorum?” gibi basit bir soru bile dakikalarca göz hareketlerini veya oturma biçimini analiz etmekten çok daha fazla bilgi verebilir. Beden dili konuşmanın önemli bir parçası olabilir ama karşımızdaki kişinin zihnine açılan hızlı bir pencere değildir. Her insan zaman zaman çelişkili duygular yaşayabilir veya farkında olmadan sözleriyle uyuşmayan davranışlar gösterebilir.
Bu nedenle iyi bir beden dili okuyucusu olmak, her hareketin gizli anlamını çözme fikrine sıkıştırılamaz. Birden fazla sinyali birlikte değerlendirmek ve gerektiğinde doğrudan iletişim kurabilmek bu davranışların arka planındaki düşünce biçimlerini daha iyi anlamıza yardımcı olabilir.
Kaynak: verywellmind
İlginizi çekebilir: Karşınızdaki kişinin beden dilini okumanıza yardımcı olacak ipuçları