X

Başkalarının ne dediği önemli mi: Yaftalayıcı sıfatlardan kendinizi koruyun

“Başkasının ne dediği önemli değil.” Buna kendimizi inandırmaya çalışırız çoğu kez fakat buna inanmaya çalışsak da sosyal bir varlığız ve kendimizi karşımızdaki insanda tanıyoruz aslında. O yüzden bu sese kulaklarımızı kapatamıyoruz. Başkalarının seslerinin yankılandığı bu yolculukta herkesi mutlu edemeyeceğimizi kabul etmek gerekiyor. Kimi zaman söylenen bir çift söz için mesaiye kalıyor zihnimiz. Sağa dönsek yok, sola dönsek yok, uyuyamıyoruz, kafamıza bir şekilde takılıyor neden öyle söylediği, yaptığı ya da hissettirdiği. Bu noktada karşımızdaki kişilerin bakış açılarının farklı olduğunu bilmek kadar gerçekten herkesin iyi niyete sahip olmayabileceğini de hatırlamakta fayda olabilir.

Haset, öfke, ihtiras, nefret, hırs, kıskançlık… Hepsi içimizde ve bazen biz farkında olsak da olmasak da bu güdüler insan davranışına yön veriyor. Biri gelip bile isteye canınızı yakmak için yorum yapabiliyor. Sıfatlara ve bakış açısına göre kullanımlarına biraz detaylı bakarsak bunu daha iyi kavrayabiliriz. İnsanlar benzer anlamlara gelen sıfatları bakış açılarına ve ruh güzelliklerine göre yorumlayıp o şekilde ifade edebiliyor. Örneğin cömert olursun enayi, tutumlu olursun pinti, pozitif olursun saf, negatif olursun depresif, bildiğini söylersin ukala, bilmezsin cahil, heyecanlı olursun şapşal, heyecansız olursun ruhsuz derler. Kısacası insanlar her zaman yaftalayacak şeyler arar ve gerçekten bulurlar da.

Bu yüzden en çok yatırımı kendimize yapıp başkasından aldığımız her eleştiriyi içselleştirmemeliyiz. Bu demek değil ki eleştirilmeyelim, tabii ki eleştiri gelişim için şart ama mizacımızda bize güçlü gelen yönlerden elalemin torba gibi büzülemeyen ağzı yüzünden vazgeçmeyelim. Hata yapabiliriz, herkes yapar. Kendimizi suçladığımız zamanlarda dışarıdan gelen, iyi niyetli olmayan, virüs gibi zihnimize sızmaya, bizi aşağı çekmeye çalışan sıfatların, sözlerin farkında olalım ve mükemmel olmak
zorunda olmadığımızı kendimize hatırlatarak elimizden geleni yapmaya devam edecek motivasyonumuzu koruyalım ve yine bizler de çevremizdekilere sıfatlar yakıştırırken iyi niyet ekseninden uzaklaşmamaya çalışalım. Çünkü yaftalayıcı sıfatların, yorumların, insanların sesini kısabildiğimiz kadar güzelleşiyor hayat.

İlginizi çekebilir: Sosyal medyadaki sahte yaşamlar hayatımızı nasıl etkiliyor?

Duygu Meriç: Ben Duygu Meriç, 2013 yılında Boğaziçi Üniversitesi Okul Öncesi Öğretmenliği bölümünden mezun oldum. Bir yıl özel bir okulda çalıştıktan sonra atanarak doğu göreviyle köy öğretmenliğini deneyimledim. Daha sonra İstanbul’a döndükten sonra Boğaziçi Üniversitesi Erken Çocukluk alanında yüksek lisansımı tamamladım ve halen Kuştepe’de öğretmenlik görevime devam ediyorum. Sosyo-duygusal öğrenme, çocuk hakları, oyun, çocuk kitapları, anne çocuk ilişkileri ve ebeveynlik stilleri, çocuk tiyatroları, müzik ve toplumsal cinsiyet rolleri temel ilgi alanları olarak odaklandığım konuları oluşturuyor ve burada sizlerle deneyimlerimin ve eğitimlerinin bana verdiği bakış açısıyla önerilerimi ve düşüncelerimi paylaşma serüvenine başlıyorum. Hayata, çocuğa ve eğitime dair bilgi ve önerilerle buluşmak üzere...

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale