Başarılı insanlar neden daha çok başarısız olur?

Daha önce hiç dikkat ettiniz mi? Karşımıza çıkan ilham verici başarı hikayelerinin çoğunun arkasında, aslında pek konuşulmayan ve artık çok gerilerde kalmış başarısızlıklar yatıyor. Bir zamanlar fikirlerine gelen retlerle üst üste başarısız sayılan isimler, bugün dünyanın en bilindik markalarının kurucusu olabiliyor. Ya da bazen yöneldiği bir alanda başarısız ilan edildikten sonra onca çabaya rağmen hızlı bir kariyer değişimi yapanlar, aslında gerçek mutluluk ve başarıyı burada yakalıyor. 

Bunun tam zıttı olacak şekilde, kendini yıllarca tenise veren fakat bir türlü istediği sonucu elde edemeyen bir sporcu, sektörde aradığı zirveye hiç çıkamayabiliyor. Profesyonel alanda da benzer şekilde elinden gelenin en iyisini yapmasına ve hiçbir eksiği olmamasına rağmen bazen o yaratıcı genç isim, kariyer zirvesini göremiyor. Ama ne zaman adeta 180 derecelik bir dönüş yaparak bambaşka bir alan yöneliyor, bazen gerçek kırılmayı ve başarıyı da orada yaşıyor. Bu hızlı dönüşün arkasında ise pek çoğumuzun iyi karşılamadığı “başarısızlık” kavramını, yeni bir adaptasyon olarak şans görme bakış açısı yatıyor.

Kazanma baskısından kurtulmanın özgürleştirici gücü

Başarı, Modern Batı kültürüyle birlikte tüm dünyada kabul gören ve aksini hazmetmeyi fazlasıyla zorlaştıran bir illüzyon. Bu sebeple birçoğumuz için işinde, ilişkilerinde ya da günlük rutinlerinde başarısız olma düşüncesi bile tahammül edilebilir değil. Oysa, bizi daha “iyi”, “ideal” ve “verimli” bireylere dönüştürdüğünü sandığımız bu zorlayıcı başarı kavramı, bazen aslında ilgi alanımıza girmeyen konulara takıntılı şekilde yaklaşmamıza neden oluyor. Modern hayatlarımızda “pes etme” ve “mutsuzluk” yanlış bir şekilde yan yana kullanıldığından, içimizden gelmeyen alanlarda kendimizi fazla yoruyor ve elbette sonuçta aradığımız o mutluluğu ya da başarıyı hiç bulamayabiliyoruz. Zaten dışarıdan bakıldığında mükemmel görünen hayatlar da nadiren gerçekten öyle hissettiriyor.

Çin’deki Hui etknik grubunun dilindeki “Suanli” kavramı, zihni kazanma baskısından kurtararak özgürleştirme fikrini harika şekilde özetliyor. Modern toplumda önümüze çıkan her engeli aşma ve her zorluğu geride bırakma gibi pek gerçekçiliği olmayan bakış açısının aksine, insanın zamanı ve yeri geldiğinde vazgeçmeyi bilmesinin önemini hatırlatıyor. Bir şey artık işe yaramaz, bozulmuş ve kötü hissettirdiğinde yola onunla devam etmenin gerekli olmadığını söylüyor. Hatta bu fikir Japon kültüründeki “elde yapılacak bir şey yok” anlamına gelen Shoganai felsefesi ile de benzerlik gösteriyor. Yine Hui dilinde kullanılan ”Mei banfa” kavramı da “burada ileriye giden bir yol yok” fikrini benimsiyor.

Uzak Doğu’nun bu kadim ve bilge bakış açısı, başarısızlık ve pes etme gibi kavramların gayet olumlu ve bazen çok gerekli olduğunu savunuyor. Sonuçta, eğer gittiğiniz yolda fazlasıyla çabalamanıza rağmen sizi besleyen ve size iyi gelen şeyler kalmadıysa, o yolda inat edip zorlamanın da alemi yok. Aksine bunun üzerinizde yarattığı zihinsel baskıdan kurtulduğunuzda, fiziksel eforu bambaşka bir alana yönlendirerek gereksiz yıpranmanın önüne geçebilirsiniz. Sosyal başarı etiketlerinden arınarak yepyeni bir yolda ilerlemek, bazen genel kabul gören mükemmel seçimlerden çok daha ödüllendirici olabilir.

Başarısızlıklar bizi nasıl güçlendirir?

Başarısızlığın üzerimizde yarattığı bu ezici ağırlıktan kurtulmak için öncelikle bilime kulak vermemiz gerekiyor. Modern psikolojide başarı ve başarısızlık kavramları ile aramızda kurduğumuz ilişki genellikle “yeterli olma” durumuyla eşleştiriliyor. Başarılı olmak toplumda kbaul gören ideal bir yaşam sürdüğümüzü gösterirken, başarısız olmak çok yanlış bir şekilde “yetersizlik” olarak sınıflandırılıyor. Oysa bilimsel veriler de toplumsal gerçekler de, çevremizdeki en başarılı insanların, aslında en çok başarısız görünenler olduğunu gösteriyor. Hayatta başına bir sürü şey gelen, çeşitli zorluklar atlatmış ve tökezleyerek düşmüş insanlar; yolda önlerine çıkan bir engel olduğunda nasıl yeniden ayağa kalkıp devam edeceklerini en iyi bilenler oluyor. Daha önce hiç pes etmemiş, yoldan sapmamış ve hep kendinden bekleneni yapmış kişiler ise en ufak bir sorunda bile kriz yaşıyor, ne yapacağını bilmez şekilde kontrolü kaybediyor. 

  • Aslında yaşanan her yenilgi bize sayısız fayda sağlıyor:
  • Zihinsel dayanımı artırarak zorluklarla baş etme kapasitesini artıyor.
  • Problem çözme yeteneğini güçlendiriyor.
  • Kriz anlarında stresi kontrol ederek mantıklı karara varmayı kolaylaştırıyor.
  • Kendi isteklerinin farkına varmaya yardımcı olarak öz benliği besliyor.
  • Dışarıdan beklenenleri robotik şekilde yapma baskısından kurtularak zihinsel rahatlama sağlıyor.
  • Otantik yaşam sürme ve keşfetme duygularını tetikliyor.

Başarısızlıktan beslenme yolları

Bazen yere düşmek çok acıtıyormuş gibi görünse de düştüğünüz yerde durup olayların düzelmesini beklemenin de romantik bir tarafı yoktur. Düştüğünüz yerden kalkarak kendinize yeni bir yol haritası çıkarmanın zamanı gelmiş demektir. İşte bu noktada uygulayacağınız stratejiler, başarısızlıktan en iyi şekilde beslenmenize yardımcı olabilir:

  • Kaygı ve utanç gibi duygularla karşılaştığınızda kendi zihninize gömülmek yerine fiziksel deneyime odaklanın. Örneğin; derin nefes alıp verin, doğal alanda kısa yürüyüşler yapın ve teninizdeki rüzgarı ya da güneş ışığını hissetmeye çalışın. Bu basit topraklanma çalışması, kortizol salınımını kontrol altına alarak mantıklı karar vermenize yardımcı olur.
  • İş veriminizi ve performansınızı kafaya takmak yerine sürece odaklanın. Sürekli ne kadar verimle çalıştığınızı düşünmek, sizi esas odak alanınızdan uzaklaştırır. Performansınız kötü olsa bile kişisel olarak amacınızın ne olduğunu belirlerseniz, her kayıptan bir ders çıkarabilirsiniz.
  • Yetersizlik hissinin sizi ele geçirmesine izin vermek yerine, başarısızlık anlarına olaylara yargılamadan bakmayı deneyin. Çoğu zaman savunduğumuz düşünceler toplumdan gelen baskılar ve sosyal bakış açılarıdır. Bunlara tepki vermeden bakmak ise yaşanan yetersizlik hissini anlamsızlaştırarak kendi düşüncelerinize odaklanmanızı kolaylaştırır. 
  • Olan biteni tekrar tekrar düşünmenin size hiçbir şey kazandırmayacağını unutmayın. Aksine bu düşüncelere fazla yoğunlaşmak sizi esas yapmanız gerekenlerden ve ilgi alanlarınızdan geri bırakabilir. Geçmişte yaşanıp biten ve artık kontrol etmediği olayları özgürleştirmeyi öğrenin. Bunun için günlük tutun, meditasyon yapın veya kendinizi doğanın şifalı gücüne bırakın.
  • Başarısızlıklarınızı görmezden gelmek yerine onları hatırlamayı ve her birinden ders çıkarmayı deneyin. Hatta mümkünse yeni başarısızlıklar yapmayı deneyin. Çünkü ilerlemenin, kendini geliştirmenin ve hayatta ne istediğini öğrenmenin bundan daha iyi bir yolu olmayabilir.

Kaynak: psychology today, betterhelp

İlginizi çekebilir: Başarısızlık travmasını geride bırakma yolları

Uplifers
Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!