X

Başarılı bir CEO’nun ağzından sahip olduğunuz markayı daha ileri taşımanın yolları

Bir marka yaratmak ve onu ileriye taşımak, şüphesiz ki çok zor bir iş. İş dünyasının rekabetçi koşulları arasında, bazen ürününüz ne kadar kaliteli de olsa, üst basamaklara çıkmanız mümkün olmayabiliyor. İşte bu noktada, sahip olduğunuz markanın değerini yükseltmek önem kazanıyor. Peki bir marka nasıl yükselir?

Ünlü Coach çantalarının CEO’su Lewis Frankfort, şirketini alt sıralardan bugüne taşımış, başarılı bir marka uzmanı. Frankfort’a göre; marka, insanların zihinlerindeki görseller ve bunların temsil ettiği şeylerin bütünü anlamına geliyor. Tüketicilerin zihinlerindeki bu görseller ne kadar güçlüyse, markalar da o kadar güçlü oluyor. Marka tanımını bu şekilde açıklayan Frankfort, bir markayı üst sıralara taşımak için yapılması gerekenleri ise şöyle sıralıyor:

Markalar canlıdır

Frankfort’a göre markalar canlıdır ve tıpkı bizler gibi yaşayıp gelişir. Bu yüzden markanızın değerini yükseltmek için sahip olduğunuz markayı anlamalı, onu beslemeli ve onun güçlü taraflarını geliştirmelisiniz.

Uzun soluklu bir markanın bir özelliği olmalı

Bir markanın uzun soluklu olmasını istiyorsanız, onu bir şeye dayandırmalısınız. Bu bir amaç veya bir hizmet olabilir. Bir başka deyişle, markanızın uzun soluklu olması için bir amaca sahip olması gerekir.

İlginizi çekebilir: “Hayallerine koşan kadınlar” Başarılı Kolektifli Arya kadınları ile motivasyon ve başarı üzerine

Sahip olduğunuz markanın değerini yükseltmek, bugünün şartlarında, en az ürününüzün kalitesi kadar önemli.
Tüketiciye uyum sağlamalı

Çağın şartlarıyla birlikte, tüketicilerin de ihtiyaçları her geçen gün değişir. İyi bir marka olmak istiyorsanız, tüketicinin değişen ihtiyaçlarına ve zevklerine uyum sağlamalı, özünüzü korurken onlara göre değişebilmelisiniz.

Tüketiciyi memnun etmeli

Frankfort’a göre bir markanın olmazsa olmazı, her zaman tüketiciyi memnun etmesidir. Marka bunu, ürettiği her ürünle yapabilmelidir.

Ürününüzü tanımalısınız

İyi bir marka olmak için ürettiğiniz ürünü çok iyi tanımanız şart. Sahip olduğu özellikleri ve onu diğer markaların ürünlerinden ayıran şeylerin neler olduğunu eksiksiz anlamalısınız.

Tüketiciyle iletişim kurmalısınız

İçinde bulunduğumuz çağın bize en büyük getirilerinden biri de iletişimi kolaylaştırması. Artık tüketicinin neyi isteyip neyi istemediğini bilmek eskiye oranla çok daha kolay. Bir markanın tüketicisini tanıması ve çok iyi anlaması gerektiğini söyleyen Frankfort, bunu ancak onunla sürekli iletişim halinde olarak yapabileceğini ifade ediyor.

Son olarak; ünlü CEO, bir markayı üst sıralara taşımanın asla kolay bir iş olmadığını belirtip ekliyor; “En çok korkmanız gereken zaman, en başarılı olduğunuz zamandır.”

Lewis Frankfort’un kendi markasını nasıl yukarılara taşıdığını ve bununla ilgili eğlenceli hikayelerini dinlemek için aşağıdaki videoyu izleyebilirsiniz:

Videoyu izlemek için tıklayın.

Kaynak:
mindbodygreen.com

 

İlginizi çekebilir: 10 adımda dijital dünyada marka olmanın yolu

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.

i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale