X

Babalar, genç yetişkin çocuklarıyla nasıl evrim geçirirler?

Nasıl bir baba olduğunuz çocuğunuzun çocukluğu ve ergenliği geride bırakıp otonomi, yakınlık ve kendine saygı ile karakterize edilen bir yaşama doğru ilerleme kabiliyeti üzerinde kaçınılmaz olarak işaretler bırakacaktır.

Ancak nasıl bir baba olmuş olursanız olun, bu genç yetişkinin sizden ayrılışı konusunda onu destekleyecek bazı son düzenlemeler de yapabilirsiniz. En azından onun önüne çıkması muhtemel bazı engelleri kaldırabilir ve bu sürecin olması gerekenden daha zor olmasına engel olabilirsiniz.

Ebeveyn çocuk dinamiği evrim geçirir ya da en azından geçirmesi gerekir. Adaptasyon sadece hayatta kalma için değil, büyüme ve gelişme için de önemlidir.

Aşağıda yetişkinliğe adım atan çocuk nedeniyle yeni gelişen bir rol üstlenen babanın kendine sorabileceği bazı sorular var:

  • Bağımsızlık kazanmaya başlarken çocuğumla nasıl bir yakınlık hedefliyorum?
  • Zorluklarla karşılaştığında ve bana geldiğinde –veya gelmediğinde – ne yapmalıyım?
  • Faydasına olmadığını düşündüğüm kararlar verdiği zaman nasıl tepki vermeliyim?
  • Hayatının bu döneminde ona rol model olmanın en iyi yolu nedir?
  • Sağlıklı bir ayrılma ile mesafe koyma, uzaklaşma arasındaki farkı nasıl anlayabilirim?
  • Kendi deneyimlerimden ona anlatmadıklarım içinden hangilerini paylaşmalıyım?
  • Çocuğuma dair endişelerimi kontrol altında tutmanın en iyi yolu nedir?
  • Çocuğum hayatına devam etmek isterken bana dair hangi endişelere sahip ve bu endişeler ne düzeye kadar onun beni ardında bırakmasına engel oluyor?

Bir uzman bu konularda bir baba ve onun oğlu ile yaşadığı deneyimi şöyle anlatıyor:

“Çocukluğundan beri hokey konusunda başarılı ve hedefe yönelik olan Ephron, üniversiteye başladığında da bunu devam ettirmek istedi.

İlk aile seansımızda babası Walt, çocuğunun tüm hokey maçlarında baştan beri orada olduğunu söyledi. Bunun sebebi ise çocukken babasının bir anda kalp krizinden ölmesi ve bu nedenle büyürken hiçbir etkinliğinde yanında olamaması olmuş ve bu da Ephron’un yaptığı hiçbir etkinliği kaçırmamasını sağlamış. Hiçbir şey bu konuda onun önüne geçememiş.

Walt’ın bağlılığı ve gösterdiği özen hem anlaşılabilir hem de takdir edilmeli. Oğluna kendisinin hiç yaşayamadığı bir şeyi yaşatmak için çaba göstermiş.

Ancak Ephron ile görüştüğümde onun bu konuda tam olarak mutlu olmadığını gördüm. Ephron bu konuda şöyle diyor: “Başlarda onun yanımda olması ve destek sunması güzeldi ancak liseye gitmeye başladığımda her zaman benim yanımda olması sorun olmaya başladı. Çünkü oyunu kendi tarzımla oynuyordum ve bunu ona asla söyleyemedim çünkü onun kafasında da kendine ait bir tarz vardı. Bazı maçlarda sahada olmaması daha hoşuma giderdi çünkü sahada hep ben ve o olduk, ama bazen sadece ben olmaya ihtiyacım vardı.”

Ergenliğe kadar baba ile oğul arasındaki anlamlı ve değerli bir etkinlik artık Ephron’un bağımsızlık kazanma sürecinde aynı etkiye sahip değildi.

Ephron bu konuda şöyle diyor: “Hala yakınlarda olup evde yaşayacağım ancak üniversitedeki her maçıma gelmek istemeyeceğini umuyorum ama muhtemelen gelecek. Gelmemesini söylemek de doğru gelmiyor çünkü oynamamı da çok seviyor.”

Walt ile bu danışmanlık sürecim ebeveyn ile çocuk arasındaki ayrışma sürecinde ebeveynin daima o kadar da yakında durmaması gerekebileceğini fark etmemi sağladı.

Walt’ın bunu anlaması elbette zordu. Büyürken babasının eksikliğini çekmişti ve bunu telafi edebilmek için kendi oğlunun her zaman bir baba olarak yanında olmaya çabalıyordu. Ancak bu konulardan ona bahsettiğimde, oğlunu zaman zaman yalnız bırakmasının aslında daha fazla fayda sağlayabileceğini gördü.”

Tüm babalar iyi bir baba olmak ister; ancak bir aşamada iyi bir baba olmanız, diğer aşamada aynı şeyleri yaparak iyi bir baba olacağınız anlamına gelmeyebilir.

Kaynak: psychologytoday

İlginizi çekebilir: Baba ve çocuk ilişkisi: Neden önemli, nasıl geliştirilir?

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.

i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.



İlgili Makale