X

Arzuladığı şeye ulaşınca mutlu olacağını sanan birey, neden bir türlü tatmin olamıyor?

İnsan, doğası gereği isteyen ve arzulayan bir varlık. Bilgelik, bu arzuları ne kadar yönetebildiği, direnebildiği, faydalı ya da faydasız diye ayırabildiğiyle ilgilidir. Erdem tam olarak bu noktada ortaya çıkar. İstemenin tatmin edilemeyen amaçsız yönelimi ve bu amaç için durmadan çabalamak, insan hayatında ıstırabı yaratan şey. Bilinçsiz kör bir güç olan isteme hali, farkındalığı olmayan bir zihin için büyük bir kandırmaca yaratır. Arzuladığı şeye ulaşınca mutlu olacağını sanan birey, ulaştığı anda yükselse de, sonrasında yeniden eski haline dönen zihinle yüzleşmemek için yeni bir şey arzulamaya başlar.

Bu böyle sürüp giden bir kısır döngüdür. Çünkü zihin, doğası gereği yapılacaklar listesi kurgular, mükemmeliyetçidir, daima eksikleri ve kusurları görür. Örneğin; her zaman evime satın almam gereken eksikler, her zaman dolabımda birkaç parça kıyafet ihtiyacı ve her zaman vermem gereken birkaç kilo vardır. Zihin tam olamama sistemi üzerine inşa olduğu zaman, birey hem bir koşturma hem de tamamlama halinde oradan oraya savrulur. Bu savrulmayla aslında kendi haliyle kalamamanın üstünü örter.

Bu yazıyı okurken düşünün. Her neyin bende eksik olduğunu düşünüyorsam ve onu tamamlama çabam varsa bu şey gerçekten eksik mi? Bu şeye gerçekten ihtiyacım var mı? Bunu eksikmiş gibi yansıtan zihnim mi? O şey tamamlanmadan yaşamıma devam edebiliyor muyum? Bu, satın almamız gereken bir eşya, katılmamız gereken bir eğitim, gitmemiz gereken bir yer olabilir. O şeyin eksik olduğuna dair fikrim ne kadar gerçek?

Bir şeyi satın alma güdüsünün gerçekten faydalı bir istek olup olmadığını şu soruyla sorgulayın: Bu şey olmazsa/almazsam/gitmezsem ne eksik kalacak? Neyi yapamayacağım? Aynı ihtiyacı karşılayacak bir şeye zaten sahip miyim? Çoğu zaman göreceksiniz ki gerçekten ihtiyacımız olmayan şeyleri istiyoruz. Zihni sürekli bir istek ve arzu halinde dolduruyoruz.

İoanna Kuçuradi, insanın istemeyle ilişkisini şöyle açıklar: “Her şeyin temelinde bulunan istemenin en önemli özelliği onun sonsuz bir çatışma olmasıdır. Tüm isteklerin ortak özelliği doyurulmasının mümkün olmayan bir açlığa sahip olmasıdır. Zihni kontrol edemediğim durumda, arzu ve isteklerle kör bir çabanın içine düşerim.”

Bütün kadim öğretiler arzuların yönetilmesi ilkesiyle başlar. Buda öğretisinde arzu ve isteme halini “Dört Yüce Hakikat” ile açıklar.

  • Acı ve doyumsuzluk hayatın her noktasındadır.
  • Acının kökeninde şiddetli arzular vardır.
  • Acının dindirilmesi arzulamanın dizginlenmesiyle mümkündür.
  • Bu acının dindirilme yöntemi ise doğru zihin yapısı, sorumluluk, sükunet ve zihinsel özgürlüğü getiren meditasyonla olabilir.

İnsanın sabit değişmez bir özü olsa bile, güdüleri değişkendir ve bu güdüler farkındalık olmadığında ıstırap yaratır. Tatmin olmayan zihnin panzehri, gerçekten ihtiyacım olanı fark etmek ve aynı zamanda yaşamımda olan şeylere karşı “cömertlik ve şefkat” geliştirmek. Her insanda doğuştan var olan ve yok edilemez olan şefkat, hem kendi varlığımızla hem de dış dünya ile derin ve güçlü bir temas kurmamızı sağlar.

İlginizi çekebilir: Hisler, duyguları bir gölge gibi takip eder: Farkındalık, bu döngünün reset düğmesidir

Hazel Kurtuldu: Merhaba ben Hazel, 1988 İstanbul doğumluyum. Lisans ve Yüksek Lisans eğitimimi İstanbul Üniversitesi'nde tamamladım. Yogayla ilk tanışmam 2011 yılında oldu. Kişi tutkuyla sevdiği bir şeyde derinleşmeye başlarsa, oradan yaşamını dönüştürecek bir sihir çıktığına inanıyorum. Hem Türkiye'de hem de yurt dışında birçok eğitmenden aldığı eğitimlerle Hatha Yoga, Vinyasa, Yin ve Hamile yogası gibi ekollerde dersler vermekteyim. 2018 yılında tamamladığım Mindfulness Eğitmenliği ile, bu alanda düzenli eğitimler açıyor, hem özel gruplara hem de kurumsal firmalara seminerler veriyorum. Yaşamın hayatımı değiştirdiği yönüyle yeniden yüksek lisans yapmaya karar verdim ve şu anda özel bir üniversitede Felsefe yüksek lisans eğitimim devam ediyor. “Farkındalık Sanatı” ismiyle düzenli yayınlar yaptığım podcast kanalımda hem Doğu öğretileri hem de Batı felsefesini içeren içerikler hazırlıyorum. Burada olmaktan ve sizinle buluşmaktan dolayı çok mutluyum, yazılarımda buluşmak üzere...

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale