X

Alışkanlık kazanma sürecinde beyinde neler oluyor?

Hepimizin dönem dönem değiştirmek istediği bir yönü olabiliyor. Buna isterseniz benzer olaylara karşı verdiğiniz tepki, isterseniz düzenli spor yapmak diyebilirsiniz. Bu değişikliği gerçekleştirmeyi çok istiyoruz. Psikolojimize ve fiziksel sağlığımıza iyi geleceğini biliyoruz. O zaman neden başlayamıyor ya da başlasak da devamını getiremiyoruz? Gelin işin perde arkasını inceleyerek değerlendirelim.

Doğumumuzdan itibaren yaşadığımız olaylar ve bunlara karşı verdiğimiz tepkilerin çoğu bir yerden sonra otomatikleşiyor. Benzer olaylarla karşılaştığımız anda benzer tepkiler veriyor oluyoruz. Yakın arkadaşlarımız veya ailemiz bir şey soracakları ya da yorum yapacakları zaman, ne tepki vereceğimizi aşağı yukarı tahmin ediyor. Hatta bazen tepkimizi yumuşatmak için uygun ortamı kolluyor.

Tersten düşünürsek, daha önce karşılaşmadığımız bir olayı yaşadığımızda ne reaksiyon vereceğimizi bilemiyoruz ve yeni çözümler yaratmaya çalışıyoruz. İlk başta bu yeni olaya ne tepki vereceğimizi düşünüyor ve uygun çözümü bulunca onunla ilerliyoruz. İkinci kez bu olayla karşılaşırsak ilk seferinde uyguladığımız çözümü tekrar uyguluyoruz. Bu sefer daha rahat hissediyoruz, çünkü bir tanıdıklık söz konusu olmaya başlıyor. Benzer olayla defalarca karşılaştıktan sonra, artık düşünmeden aynı çözümü otomatik olarak uygulamaya geçiyoruz.

Sizi, beynimizin bu alışkanlık durumunu kazanma ve sonrasında otomatikliğini devam ettirme işleriyle ilgilenen bölümleriyle tanıştırmak isterim. Neokorteks bölümü, beynin cevize benzeyen dış kaplaması olup öğrenmemize, plan yapmamıza ve icat etmemize olanak verir. İlk kez karşılaştığınız bir olayda düşünen ve çözüm bulmaya çalışan taraf beynin bu kısmıdır.

Neokorteksin altında yer alan limbik beyin ise, uyguladığımız bu çözümle ilgili kimyasallar üreterek bedenimizin bu tecrübeyle ilgili duygular hissetmesini sağlar. Bu duygular, tecrübeyi vücudumuz için zamanla bilindik kılacaktır. Artık alışkanlığa dönüştüğünde ve otomatikleştiğindeyse bilinçaltı merkezi serebellum (beyincik) devreye girmiş demektir. Yani herhangi bir şeyi alışkanlığa dönüştürebilmek için bilinçaltına işlemesini sağlamak (serebelluma ulaşmak) gerekir.

Tüm bu perde arkasını konuştuktan sonra değiştirmek istediğimiz yönlerimize geri dönelim. Diyelim ki yıllardır yogayı düzenli pratiğiniz haline getirmek istiyorsunuz. Dönem dönem başlasanız da rutin olarak derse gitmeyerek, evdeki işleri bahane olarak kullanarak ya da başka bir sebeple bir türlü düzenli hale getiremediniz. Bunu gerçekleştirebilmek için biraz önce bahsettiğim üç aşamadan geçmeniz ve bilinçaltı seviyesine ulaşmanız gerekir.

Yogaya başlamayı istemek, uygun dersi araştırıp bulmak ve ilk dersinizde hareketleri izleyerek uygulamaya çalışmak gibi aşamaların hepsi düşünmeyi ve çözüm üretmeyi gerektiren uygulamalar olduğu için neokorteksin işidir. Bu süreçte beyniniz öğrenmekle meşgul olacaktır. İkinci kısma baktığımızda; siz yoga hareketlerini yaparken bedeniniz rahatlar. Hem bu rahatlama ile hem de yıllardır istediğiniz bir aktiviteye başlamanızın karşılığında limbik beyin aracılığıyla mutluluk, heyecan, huzur gibi güzel duygular hissedersiniz.

Bu duygular her yoga yaptığınızda bedeninizde belireceği için yoga ile aralarında bir ilişkilendirme oluşacaktır. Bir süre sonra bedeniniz o güzel duyguları istemeye başlayacaktır. Siz yoga yapmaya devam ettikçe mutlu hissedecek ve düzenli yapma eğiliminiz artacaktır. Ve son olarak, uzun bir süre yapmaya devam ettiğinizde hareketleri daha kolay yapabileceksiniz. Çünkü bedeniniz onları yapma alışkanlığına erişmiş olacak. İşte bu noktada bilinçaltına eriştiniz demektir. Artık yoga yapmak sizin rutininiz haline gelmiştir.

Bu sistemin nasıl çalıştığını öğrenince neden daha önceki girişimlerinizin başarıya ulaşmadığını, hangi aşamada pes ettiğinizi daha rahat görebiliyorsunuz değil mi? O zaman yıllardır istediğiniz o spora başlamaya ya da o alışkanlığı oluşturmaya hazırsınız!

İlginizi çekebilir: İyileşmek için blokajları kaldırmak: Enerji özgürleştiğinde, olasılıklar gerçekliğe dönüşür

Sibel Okan - moment by Sibel: Merhaba ben Sibel. Boğaziçi Üniversitesi Kimya Mühendisliği bölümü mezunuyum. Daha önce özel sektörde pazarlama alanında çalıştım. Mühendislik eğitiminin bana katmış olduğu analitik düşünce yapısı ve süreç yönetimi bilgisinin yanı sıra, Hamburg'da 5 ay boyunca yaşama fırsatı bulduğum Erasmus programı ve yelkencilik deneyimi okulumun bana verdiği en keyifli hediyeler. Üniversite hayatından özel sektördeki iş hayatına geçtiğim ilk yıllarda, mutluluğu arama yolunda tanıştığım enerji dengeleme deneyimi, farkındalığımın artmasına ve içimdeki yaratma gücünü daha derinden tanımama vesile oldu. Çıktığım bu yoldaki tüm deneyimlerimde ortak öğreti "anda yaşamak" oldu. Daha mutlu bir Sibel'e dönüşmek için anda yaşamanın yollarını keşfederken edindiğim bilgileri olabildiğince çok kişiyle paylaşarak herkesin kendi yaşamına uygulayabileceğini göstermek ve ilham olmak isteğiyle farklı bir yolda ilerlemeye karar verdim. Mindfulness temelli yoga ve meditasyon eğitmeni, mindfulness koçu olarak; tüm servislerimi tek bir çatı altında topladığım moment by Sibel markamla anda yaşamak için farklı yollar keşfetmenize alan açıyorum!

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale