X

Aldatan babanın yükünü çocuğun midesi çeker: Reflü ve 4 adımda bütünsel iyileşme

Döviz alıp başını gitmişti, ekonomik ve politik süreçler işlerini etkiliyor, para akışı durdukça kaygılanıyor, endişesi artıyordu. Ödeme günleri yaklaşıyordu ama kasası boştu. Uykuları kaçıyor, midesine kramplar giriyordu. Nefes alamıyor, çoğu zaman konuşurken dahi nefesini tutuyordu. Uzun yıllardır bu böyleydi. Yıllardır biriken kaygı, endişe, güvensizlik bir bütün öfke topuna dönüşmüştü içinde, farkında dahi olmadan.

İş ve sosyal ortamdaki konumu gereği tam bir ‘köpek balığı’ gibi olmalıydı. Yeri geldiğinde de bir ‘kurt’. Başka türlü hayatta kalma ve sevdiklerini koruyabilme şansı olmadığını düşünüyordu. Kronik stres, güvensizlik ve sinirlilik artık bedeninde yer etmeye başlamıştı. Sindirim sistemi zayıflamış, reflü baş göstermişti. İleri boyutu ülserdi. Aynı zamanda hiç anlam veremediği bir öksürüğü vardı; ve şimdi tüm bu işaretleri görüp, bütünsel şifaya dönüş sağlamazsa ileriki yıllarda onu astım beklemekteydi.

Son yılların ortalamasına baktığında ya kiloluydu ya fit ama aynı kiloyu uzun süre tutturamıyordu, yemek öğünlerini atlamamasına, güçlü yemek yemesine rağmen hiç anlam veremediği bir yorgunluk vardı üzerinde, aynı zamanda kaslarında ağrı; özellikle sırtında…

Bilmiyorum tanıdık geldi mi sana? Bu danışanım ofisime geldiğinde gözlerinin altı sararmıştı; oturduğu yerde sürekli ayağını sallıyor:

“İş ortamında o kadar ortaya çıkmıyor ama 3-4 duble içki üzerine çıktım mı, bilinçaltımda birikmiş ne varsa ortaya çıkmaya başlıyor, geçenlerde restoranda adamın birine çok kötü çıkıştım, gözüm karardı, neredeyse yumruk atacaktım, gazetecilerin patlayan flaşları beni kendime getirdi. Farkında bile olmadığım bu stresi nasıl yöneteceğim? Ben artık bundan kurtulmak istiyorum ama ne yapacağımı bilmiyorum” diyordu.

Ona fiziksel hastalığın 4 aşamada nasıl oluştuğunu ve yine 4 aşamada nasıl şifa bulduğunu bütünsel tıp açısından açıkladım:

Aynı zamanda 6000 yıllık kadim lahitler ve Uzak Doğu Holistik Yaşam Bilgisi sırlarında bu semptomların ne anlama geldiğini de:

Vedik bilgi öğretisinde, Çakra sisteminde yukarıda bahsedilen sindirim sistemi, sinirlilik, güvensizlik gibi sonuçların, kökeni yani sebebi düzgün çalışmayan bedende bir “enerji noktası” olduğuna işarettir. Mide, safra kesesi, sindirim ve sinir sistemi, sırtın altından sorumlu olan bedendeki enerji merkezinin Sanskrit ismi: MANIPURA’dır, Türkçe Solar Pleksus /Mide Çakrası. Çin tıbbında da bütünsel enerji akışı sağlayan 12 meridyenden “Mide Meridyeni”nde akış bozukluğu olduğu bilgisini bize verir.

 

Solar Pleksus aküt dengesizlik yaşarsa ülser ve guthastalığı görülür:

Ülser, gördükleri ve yaşadıklarını sindiremeyen insanlarda en çok görülür, gut hastalığı ise öfkeli ve sabırsız, tahakküm etme ihtiyacında hisseden insanlarda. Tüm bunlar solar plexus çakrası yani mide meridyeninin dengesiz çalışmasıyla ilgilidir. Hepsinin temelinde “yetersiz hissetme” korkusu yatar ve bu korku size dahi ait olmayabilir. DNA ile geçiş sağlamış olabilir. Şayet siz kendinizdeki rahatsızlığı geçirmezseniz bu “hastalık bilgisi” çocuklarınıza da yansıyacak, nesiller boyu devam edecektir.

Peki ne yapmalı?

Sağlık bir bütündür; yani fiziksel, zihinsel ve ruhsal. Şifa hali birlik, bütünlük halidir. Hastalığın oluşum süreçleri geriye doğru yürünürse, en köke kadar gidip şifa tekrar yapılandırılabilir. Yani iyileşme fiziksel çalışmalar başlamalıdır.

Fiziksel: Beslenme, spor, nefes, masaj

Beslenme: Kahvaltı en önemli öğün.Sindirim sistemine iyi gelen bir beslenme uygulanmalı şu gıda ve takviyeler muhakkak her gün alınmalıdır: Zencefil, muz, ananas, sarı biber, yoğurt, lahana turşusu, ıspanak, kabak çekirdeği, bromelin (ananas özü), B vitamin türleri

Spor: Pilates, mekik, karın ve alt sırt kaslarını çalıştıran sporlar, yoga da bu bölgeleri hedef alan asana (duruş)lar.

Nefes: Kapalbhati (Forehead Shining) : Rahat bir pozisyonda oturun. İşaret parmağınızı ve başparmağınızı birleştirin. Gözlerinizi kapatıp, zihinsel odağınızı karın bölgesine getirin. Nefes alışlar kısa, verişler ise derin, hızlı ve vurgulu olsun. İlk günlerde 20 nefes ile başlayıp bunu 100’e kadar çıkartın.

Masaj: Shiatsu masajı ve Reflexioloji (Ayak altı masajı)

Zihinsel: Düşünce ve duygular zihnimiz tarafından yönetilir. İş ve özel yaşamımızda karşılaştığımız durumlara daha önceden öğrendiğimiz (anne, baba, arkadaşlar, öğretmen vb) şekilde tepki veririz. Bu bölge duygusal olarak “güven” ile ilgilidir. Geçmişten gelen hatta DNA ile aktarılan korkular burada toplanır. Örnek: Hamileliği sırasında ve / veya sonrasında aldatılan bir annenin tüm endişe ve korkusu çocuğa yansıyacaktır. Aynı zamanda güvensizliği. Eşini kontrol edemeyen anne fark etmeden bilinçsiz olarak çocuğu (sevgi ve saygısını) kontrol altında tutmaya çalışacaktır. Oysa ki özgür olan ruh bu “kontrol” manipülasyonunu hissedecek ve anneye tepki verecektir. Ama bu tepki istem dışı olur. Yüzeyde, ilk önce anneyi ardından da yaşamına giren kadınları sürekli bir “mutlu etme” çabası (pleaser) görünecek ama ilişkinin ileri boyutlarında maskeler düştüğünde zamanın bir anında anne ile “sevgi döngüsü” bir bütün tamamlanma bulamadığından, kişi ya eşini aldatacak ya da sevgisini kesecek ya da saygısız söylem ve davranışlarda bulunup – sürekli olarak özgürlüğünü ilan etmeye çalışacaktır. (Fark etmeden çocukken annesi ile yaşadığı bu durumu yaşamındaki kadınlara yansıtacaktır.) Yaşamındaki kadınlara güvenmeyecek ve onları kontrol etmeye çalışacaktır.

Zihinsel Çalışma: Kim olduğunu seç. Mevlananın da dediği gibi:

Ya göründüğün gibi ol, ya olduğun gibi görün.” Sabah uyanır uyanmaz (Çin Tıbbına göre Mide Meridyenin temizlendiği saatler sabah 7-9 arasıdır) pozitif olumlama yap, güzel bir müzik dinle, keyif veren resimlere bak, karikatür oku, kahkaha at.

Sabır ve tolerans geliştirmek, başkalarını oldukları gibi kabul edip, yaşam ve varoluş akışına güven duyabilmek için “Yeniden Anlamlandırma – Remeaning” metodu bu tür rahatsızlıklara çok iyi gelecektir.

Görme duyusu da ile yakından ilişkili olan mide meridyenine, gözler kapalı ve yönlendirmeli meditasyon da zihni yavaşlatmak için iyi gelecektir.

Ruhsal Çalışma: Amber, stris ve kaplangözü taşlarını yanında taşıma, arabada, iş yerinde bulundurma, özellikle ayak altına koyma ruhsal titreşimi sebebi ile bu rahatsızlıklara iyi gelecektir. Koku olarak da lavanta, biberiye, limon yağlarından yapılmış karışımları gün içerisinde koklamak bu meridyeni güçlendirecektir.

Aynı zamanda şifa enerjisi yüksel kişilerin, elleri aracılığı ile uygulayıcı mide ve sırt altı, bacak masajları, reiki, deeksha gibi enerji terapileri de dengelenmeye destek olacaktır.

Bütünsel dönüşüm için Holistik Yaşam Koçluğu tavsiye ederim: powercoaching.us

 

İlginizi çekebilir: Hangi mucizevi bitkiler ‘Mindfulness’ etkisi sağlar? Moringa mı Matcha mı?

Muse Yeliz Rüzgar: İzmir doğumlu ve uluslararası tanınırlığı olan Yeliz Rüzgar, Bütünsel Yaşam Koçu ve Enerji terapistidir. Yurt dışı ve yurt içinde ortağı olduğu koçluk ve danışmanlık şirketleri aracılığıyla bireysel olduğu kadar kurumlara da inovasyon, yeni ürünlerin Türkiye' ye ithalatı, motivasyon, satış arttırma, iş-özel yaşam dengesi üzerine danışmanlık vermektedir. 2005 yılından beri Anthony Robbins eğitimlerine katılımının ardından tüm etkinliklerinde gönüllü asistanlık yapmış, Los Angeles ve Türkiye'de "Power Groups" oluşumlarını yönetmiş bir Anthony Robbins lideridir. Yeliz, 13 yaşında ilk ilgi duymaya başladığı bilim ve ruhsal alanların birleştiği konular üzerine, Dünya çapında tanınan Dr. Bernie Siegel, Dr. Bruce Lipton, Dr. David Katz, EFT tekniğini bulan Dr. Craig, NLP tekniğinin kurucu Dr. Richard Bandler, NLP ‘de ‘Time Line – Zaman Çizgisi’ tekniğinin yaratıcısı Tad James gibi isimler ile birlikte kongre ve festivallerde konuk konuşmacı olmuş, ‘Holistik Yaşam’ ile ilgili sunumlar yapmıştır. Halen Sedona Üniversitesinde bu alanda doktora çalışmalarına devam etmektedir. Yeliz, UCLA ve North Carolina Üniversitelerinde psikolojik araştırmalarda da kullanılan AuraVS isimli bio-feedback aracılığı ile yaptığı seanslar ile Dünya çapında binlerce kişinin yaşamlarını dönüştürmeleri, ilişkilerini geliştirmeleri ve yaşam amaçlarına bağlanmalarına yardım etti. Yeliz Los Angeles ve İstanbul ‘da yaşamaktadır. Hayat mottosu: ¨İmkansız diye bir şey yoktur, İste, planla, harekete geç, inan ve sabırlı ol.¨

Klima çarpar mı?: Çocuklu evlerde yazın en çok konuşulan klima soruları

Çocuk sahibi olduktan sonra daha önce üzerine iki dakika bile düşünmediğimiz konuların nasıl bir anda hayatımızın önemli meselelerine dönüştüğüne hâlâ şaşırıyoruz.



Gece üstünü açtı, tekrar örtsek mi? Saçları terlemiş, oda çok mu sıcak? Camı açsak sivrisinek girer mi? Klimayı açsak bu kez üşür mü?

Ve tabii yaz aylarının aileler arasında nesilden nesile aktarılan o meşhur cümlesi: “Aman klima çarpmasın.”

Biz de Uplifers ekibinde çocuklu evlerde yaz konforunu konuşurken fark ettik ki aslında hepimizin kafasında benzer sorular var. Üstelik mesele çoğu zaman “klima kullanalım mı, kullanmayalım mı?” kadar siyah-beyaz değil. Belki de asıl konuşmamız gereken şey klimayı nasıl kullandığımız.

O yüzden bu kez biraz kendi evlerimizden, biraz ebeveynler arasında dönüp duran konuşmalardan, biraz da yeni nesil teknolojilerin sunduğu çözümlerden yola çıkarak çocuklu evlerin en klasik yaz sorularına baktık.

Önce şu “klima çarpması” meselesini bir konuşalım

İtiraf edelim, bu cümle hepimizin zihnine biraz yerleşmiş durumda.

Çocuğun yatağı klimanın karşısındaysa huzursuz oluyoruz. Arabada klimayı açınca hava doğrudan arka koltuğa gidiyor mu diye elimizi havalandırma ızgarasının önüne koyuyoruz. Bir restoranda klimanın tam altında masa verilirse çocuğun sandalyesini başka yere çekiyoruz.

Aslında “klima çarptı” diye tarif ettiğimiz rahatsızlıkta mesele çoğu zaman klimanın kendisinden ziyade soğuk havanın uzun süre doğrudan üzerimize gelmesi.

Kendimizden düşünün: Ağustos sıcağında klimalı bir yere girdiğimizde ilk birkaç dakika harika. Ama hava yarım saat boyunca doğrudan omzumuza üflüyorsa bir noktadan sonra sandalyeyi sağa sola çekmeye başlıyoruz.

Çocuk odasında da benzer bir mantık var. Odayı serinletmek istiyoruz ama bunu çocuğu sürekli güçlü bir soğuk hava akımının karşısında bırakarak yapmak istemiyoruz.

Tam bu noktada Samsung Bespoke AI WindFree Pro’nun WindFree™ Rüzgarsız SerinlikSamsung Bespoke AI WindFree Pro’Samsung Bespoke AI WindFree Pro’ teknolojisi bizim özellikle dikkatimizi çekti. Çünkü klima havayı tek bir noktadan güçlü biçimde üflemek yerine, on binlerce mikro hava deliğinden çok düşük hızla dağıtıyor. Sonuçta oda serinliyor ama o klasik “klima üzerime üflüyor” hissi olmadan.

Bunu yerde oyuncaklarıyla oynayan, yatağında kitap bakan ya da gece sürekli sağa sola dönen bir çocuk üzerinden düşündüğümüzde teknoloji biraz daha anlamlı hale geliyor. Amaç çocuğu soğuk havanın karşısına oturtmak değil; içinde bulunduğu odanın konforunu değiştirmek.

Peki çocuk uyurken klimayı açık bırakabilir miyiz?

Bizce asıl ebeveynlik ikilemi burada başlıyor. Çünkü gündüz çocuğun terlediğini görüyoruz. Klimayı açıyoruz, oda serinliyor, hayat güzel. Gece ise işler değişiyor. Çocuk uyuyor. Üstünü atıyor. Bir saat sonra oda serinliyor. Biz uyanıp üstünü örtüyoruz. Sonra “Acaba klima fazla mı açık?” diye dereceyi yükseltiyoruz. Bir süre sonra sıcak geliyor, tekrar düşürüyoruz… Tanıdık geldiyse yalnız değilsiniz.

Aslında burada aradığımız şey çok basit: Gece boyunca mümkün olduğunca dengeli bir oda ortamı.

Samsung Bespoke AI WindFree Pro‘nun yapay zekâ tarafını da tam bu nedenle ilginç bulduk. Sistem ortam sıcaklığını, nemi ve kullanım alışkanlıklarını analiz ederek ihtiyaca göre uygun soğutma yöntemini seçebiliyor.

Odayı hızlıca serinletmek gerekiyorsa Hızlı Soğutma devreye giriyor. İstenen sıcaklığa ulaşıldığında daha yumuşak bir serinlik için WindFree kullanılabiliyor. Havanın sıcaklığından çok nemi rahatsız ediyorsa Konforlu Nem Alma modu devreye girebiliyor.

Yani gece boyunca klimanın kumandasıyla küçük bir satranç maçı oynamak yerine, sistem ortamın ihtiyacına göre kendini ayarlayabiliyor.

Bir de çocuk nihayet uyumuşken önemini çok iyi anladığımız başka bir detay var: sessizlik.

WindFree modunda düşük hava hızıyla sessiz çalışan sistem, özellikle çocuk odası gibi gece ses seviyesinin önemli olduğu alanlarda ciddi bir konfor sağlıyor.

Bir dakika önce yatağındaydı, şimdi yerde: Çocuk odasında hava akışını nasıl ayarlayacağız?

 

Bir yetişkinin çalışma odasında klimayı ayarlamak nispeten kolay olabilir. Masanız belli, koltuğunuz belli, günün büyük bölümünde nerede olduğunuz belli.

Bir çocuk odasında ise böyle bir düzen beklemek biraz iyimserlik.

Beş dakika önce masada resim yapan çocuk bir bakmışsınız yerde tren yolu kuruyor. Sonra yatağa çıkıyor. Ardından odanın öbür ucundaki oyuncak sepetine gidiyor.

Bu yüzden Samsung Bespoke AI WindFree Pro’daki 7 farklı akıllı hava akışı modu bize özellikle çocuklu evlere uygun geldi. Klima hızlı soğutma, havayı eşit dağıtma, uzak mesafeye ya da aşağı doğru üfleme gibi farklı ihtiyaçlara göre hava akışını değiştirebiliyor.

Ama bizim burada daha çok sevdiğimiz detay Akıllı Sensör oldu.

Sistem odadaki kişilerin konumunu ve hareketini algılayarak hava yönünü ve üfleme şiddetini buna göre optimize edebiliyor. Doğrudan hava akımı istemediğiniz durumlarda AI Dolaylı Üfleme tercih edilebiliyor.

Bunun ebeveyn dilindeki karşılığı ise aşağı yukarı şu olabilir: “Klimanın karşısına geçme!” cümlesini biraz daha az söylemek.

Ve açıkçası bazen iyi teknoloji bizim için tam olarak budur: Gün içinde tekrarladığımız cümlelerden bir tanesini eksiltmek.

Bazen sorun sıcaklık değil, o yapış yapış nem hissi

Özellikle İstanbul’da yaşayanlar bu hissi çok iyi biliyor.

Termometreye bakıyorsunuz, aslında sıcaklık korkunç görünmüyor. Ama çocuğun saçları ensesine yapışmış, pijaması nemlenmiş, yastığı terlemiş.

İlk refleksimiz ne oluyor? Klimanın derecesini biraz daha düşürmek.



Fakat oda bu kez gereğinden fazla serinleyebiliyor.

Samsung’un konforlu nem alma özelliğini bu nedenle önemli bulduk. Sistem sıcaklıkla birlikte nemi de değerlendirerek ortamı gereğinden fazla soğutmadan nemi dengelemeye yardımcı oluyor.

Özellikle sıcak ve nemli yaz gecelerinde bazen ihtiyacımız olan şeyin “daha soğuk” değil, sadece daha konforlu bir hava olduğunu hatırlatan güzel bir özellik.

Parktan eve dönerken klimayı açabilmek küçük bir lüks mü? Bizce değil.

Sıcak bir ağustos öğleden sonrası düşünün.

Parktan dönüyorsunuz. Bir elinizde scooter, diğerinde çanta, su şişesi bir yerden sarkıyor. Çocuk “kucaak” diye peşinizden geliyor ve hepiniz eve vardığınızda hafifçe erimiş durumdasınız. İşte SmartThings özelliğini tam olarak böyle anlarda sevdik.

Samsung’un SmartThings uygulaması üzerinden klimayı uzaktan açıp kapatabiliyor, çalışma modunu değiştirebiliyor ve enerji kullanımını takip edebiliyorsunuz. Yani parktan çıkarken klimayı açıp eve geldiğinizde daha konforlu bir ortamla karşılaşmak mümkün.

Tersi de geçerli.

Evden çıktınız ve “Klimayı kapattım mı?” sorusu aklınıza düştü. Geri dönmek yerine telefondan kontrol edebiliyorsunuz.

Üstelik Akıllı Sensör odada kimse olmadığını algıladığında performansı düşürerek veya klimayı kapatarak gereksiz enerji tüketiminin önüne geçmeye yardımcı olabiliyor.

Çocuk odasındaki oyun salona taşındığında klimanın bunu bizden önce fark etmesi fikri açıkçası hoşumuza gitti.

Peki bütün bunların elektrik faturasındaki karşılığı?

Konfor güzel ama yaz boyunca klima kullanırken hepimizin zihninin bir köşesinde aynı hesap makinesi çalışıyor.

Özellikle çocuklu evlerde klimayı “çok sıcak oldu, yarım saat açalım” şeklinde değil de ortam sıcaklığını gün boyunca daha dengeli tutmak için kullanıyorsanız enerji tüketimi daha da önemli hale geliyor.

Burada Samsung’un AI Enerji Modu, kullanım alışkanlıklarını ve dış ortam koşullarını analiz ederek enerji tüketimini %30’a kadar azaltmaya yardımcı oluyor.

WindFree Rüzgarsız Serinlik modu ise Hızlı Soğutma moduna kıyasla %77’ye kadar daha düşük enerji tüketebiliyor.*

Bizce buradaki güzel fikir şu: Teknoloji artık yalnızca “odayı ne kadar hızlı soğutabilirim?” sorusuna değil, “bu konforu ne kadar akıllı sürdürebilirim?” sorusuna da cevap vermeye çalışıyor.

Çocuk odasında konuşmamız gereken bir şey daha var: Temizlik

Klima konusunda sıcaklık ve hava akımını çok konuşuyoruz ama cihazın temizliğini bazen ikinci plana atabiliyoruz.

Samsung Bespoke AI WindFree Pro’nun 3 adımlı otomatik temizleme fonksiyonu kullanım sonrasında iç ünitenin içindeki nemi azaltmak için sistemi otomatik olarak kurutuyor; böylece nem ve kötü koku oluşumunun azaltılmasına yardımcı oluyor.

HD Filtre ise kolayca çıkarılıp temizlenebiliyor ve havadaki tozun yakalanmasına yardımcı oluyor.

Ebeveynlik yapılacaklar listesinin hiçbir zaman gerçekten bitmediğini düşünürsek, evdeki bir cihazın kendi bakımının en azından bir bölümünü üstlenmesine kesinlikle itirazımız yok.

Belki de yanlış soruyu soruyoruz

Bu yazıyı hazırlarken bizim aklımızda en çok kalan şey bu oldu.

Yıllardır “Çocuklu evde klima açılır mı?” diye soruyoruz.

Belki artık soru bu olmamalı.

Belki daha doğru sorular şunlar:

  • Hava doğrudan çocuğun üzerine geliyor mu?
  • Odayı gereğinden fazla mı soğutuyoruz?
  • Sıcaklık kadar nemi de düşünüyor muyuz?
  • Gece boyunca ortamı mümkün olduğunca dengeli tutabiliyor muyuz?
  • Ve kullandığımız teknoloji bütün bunları bizim sürekli müdahale etmemize gerek kalmadan yapabiliyor mu?

Samsung Bespoke AI WindFree Pro’yu ilginç kılan taraf da bizim için tam olarak burada.

WindFree™ teknolojisi, yapay zekâ destekli soğutma, hareket sensörü, nem kontrolü ve SmartThings gibi özellikler tek tek bakıldığında birer klima özelliği. Ama hepsini çocuklu bir evin gündelik hayatının içine koyduğunuzda başka bir şeye dönüşüyorlar:

Gece kalkıp klimayı üçüncü kez kontrol etmemek.
Parktan eve ter içinde dönmeden önce odayı serinletebilmek.
Çocuk yerde oynarken “klimanın önünden çekil” dememek.
Ve bazen sadece bir şeyi daha az düşünmek.

Çünkü ebeveynlikte konfor her zaman hayatımıza daha fazla şey eklemek anlamına gelmiyor. Bazen iyi bir teknoloji, gün içinde düşünmemiz gereken şeylerden birini sessizce listeden çıkardığında gerçekten işe yarıyor. Keşfetmek için tıklayın.

*Belirtilen enerji tasarrufu oranları Samsung’un ilgili modeller üzerinde gerçekleştirdiği testlere dayanmaktadır. Gerçek enerji tasarrufu kullanım koşullarına ve ortama göre değişiklik gösterebilir. AI Enerji Modu ve bazı akıllı özellikler için SmartThings uygulaması, Wi-Fi bağlantısı ve Samsung Account gerekebilir.

*Bu yazı Samsung’un katkılarıyla hazırlanmıştır. 



İlgili Makale