X

Affetmenin iki ucu: Kendimizi affetmek ve bir başkasını affetmek

Büyük bir erdem olarak görülen “affetmek” aslında ne anlama geliyor? Affetmek gerçekten bir erdem midir? Zayıflık mı?  Hepimiz zaman zaman birilerine kızmışızdır. Özellikle karşımızdaki kişi değer verdiğimiz biri ise kızgınlığımız daha da fazla olur genelde. Çünkü duygular çift yönlü, yani iki zıt kutupludur. Birbirine çok âşık insanların kavga ve düşmanlıkları da bir o kadar büyük olacaktır. Kızgınlık, öfke, kin, nefret duyduğumuz kişileri affetmek bu yüzden çok kolay olmayabilir. Şarkı sözlerinde de söylendiği gibi “Aşk nefrete ne yakınsın…”

Yani birine ne kadar çok değer veriyorsak o kişiyi affetmek bizler için daha zor olabiliyor. Affetmek, kişinin yaptıklarını kabul etmek, uzlaşmak veya unutmak gibi bir şey değildir. Affeden kişinin üstte olduğu bir lütuf veya erdem de değildir. Affetmek, uzlaşmaktan farklı olarak, kırılmış bir ilişkinin yeniden kurulmasını ima eden bir terimdir (Freedman, 1998). Kırılan bu ilişki kendimizle olan ilişkimiz de olabilir, başkalarıyla olan ilişkimiz de. Enright (2012) ise başkalarını affetmeyi, kırgınlığı bırakma, sevgi, merhamet, yardımseverlik isteği ile birlikte misilleme yapma motivasyonunun azalması olarak tanımlamıştır.

Buradan çıkan sonuca göre affetmenin aslında iki ucu vardır: Diğerini affetmek ve kendimizi affetmek. Yani sadece başkalarını değil, kendimizi affetme ihtiyacımız da olabilir. Aslına bakarsanız her iki durumda da affetmek kişinin kendi ihtiyacına denk düşmektedir. Yani başkalarına kızdığımızda aslında olan bitenin olmasına izin verdiğimiz için kendimize kızarız. Yansıtma gibi bazı savunma mekanizmalarımız otomatik olarak devreye girer ve genellikle karşımızdaki kişi üzerinden bu duygumuzu ifade ederiz. Yine birini affettiğimizde kendimizi daha rahat hissetmek için, o duyguyla boğuşma motivasyonumuz kalmadığı için affederiz aslında. Kırgınlıkların, kızgınlıkların kişinin üzerinde yarattığı duygusal ağırlıkları üstünden atmak, hafiflemek için de affederiz.

Fakat tüm bu olup biteni fark etmek belli bir süreç ve deneyim gerektirir. Yani birini affetmekte güçlük çekiyorsak, aslında kendimizi affedemiyor olabiliriz. Bunun pek çok sebebi olabilir: Bazen o kişiye güvendiğimiz için, bazen bize istemediğimiz şekilde davranılmasına izin verdiğimiz için kendimizi affedemeyebiliriz.

Karşımızdaki kişiyi affetmek, o kişiyi gerçekten anlamaya çalıştığımızda, o kişinin o zamanki ihtiyacını görebildiğimizde ve anlayabildiğimizde mümkün olmaktadır. Keza kendimizi affetmek için de aynı yaklaşıma ihtiyacımız vardır. O zamanki deneyim ve donanımımızın yeterli olmadığını kabul ettiğimizde kendimizi affetmek için bir adım atmış oluruz.

Peki, birini veya kendimizi affetmek ne işimize yarar? Yapılan araştırmalar kişilerin affetme sürecinden geçerken duyguları, bilişleri ve davranışlarının tümünün daha olumlu bir yönde değiştiğini göstermektedir (Enright & the Human Development Study Group, 1991). Bu süreçte olan biteni anlamaya çalışmak, yakın gördüğümüz kişilerle paylaşmak, paylaşırken baktığımız yönü fark etmek ve başka açıları görebilmek veya paylaştığımız kişilerden duymak, yine paylaşırken bizim için nelerin çok önemli ve değerli olduğunu görebilmek gibi kendimizle ilgili de pek çok geliştirici bilgi elde edebiliriz.

Aslında bu süreci kendi değerlerimizi ve inançlarımızı, onları ne kadar önemsediğimizi, sınırlarımızı, esnekliğimizi keşfetmek için bir fırsat haline dönüştürebiliriz. Kendimizi tanımanın en iyi yolu bu tarz deneyim ve süreçlerden geçmekle mümkün olmaktadır.
Öncelikli olarak kendinizi affedebildiğiniz bir hafta dilerim…

Kaynak

Enright, R. D. (2012). The forgiving life: A pathway to overcoming resentment and creating a legacy of love. Washington, DC: American Psychological Association
Enright, R. D., & The Human Development Study Group (1991). The moral development of forgiveness. In W. Kurtines & J. Gewirtz (Eds.), Handbook of Moral Behavior and Development, (Vol. 1, pp. 123-152) Hillsdale, NJ: Erlbaum.
Freedman, S. (1998). Forgiveness and reconciliation: The importance of understanding how they differ. Counseling and Values, 42, 200-216.

İlginizi çekebilir: Bir bütün olarak “ben” olmak: Her halimizin farkına varıp kabul edebiliriz

Merve İnaç: Merhaba ben Merve İnaç. Klinik psikolog ve psikoterapistim. 2012 yılında Atılım Üniversitesi Psikoloji Bölümünden mezun oldum. Hemen sonrasında Hasan Kalyoncu Üniversitesi Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı’nı tamamlayarak uzmanlığımı aldım. Kariyerimin uzun dönemini Unhcr ve Unicef’in farklı projelerinde sığınmacı ve göçmenlerle çalışarak geçirdim. Bu süreç içerisinde Bilişsel Davranışçı Terapi ve Transaksiyonel Analiz Terapi eğitim ve süpervizyonlarımı tamamladım. Son yıllarda Mindfullness, Aile Dizimi ve Sanat Terapi ve varoluşçu yaklaşımlar üzerine eğitimlerimi tamamlamaktayım. Psikolojinin farklı bakış açılarından aldığım bu eğitimleri benimsediğim bütüncül bakış açısıyla birleştirerek danışanlarımın ihtiyaçlarına göre eklektik çalışmayı tercih ediyorum. Bana merveinac@hotmail.com e-posta adresimden ulaşabilirsiniz.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale