Affetmenin iki ucu: Kendimizi affetmek ve bir başkasını affetmek

Büyük bir erdem olarak görülen “affetmek” aslında ne anlama geliyor? Affetmek gerçekten bir erdem midir? Zayıflık mı?  Hepimiz zaman zaman birilerine kızmışızdır. Özellikle karşımızdaki kişi değer verdiğimiz biri ise kızgınlığımız daha da fazla olur genelde. Çünkü duygular çift yönlü, yani iki zıt kutupludur. Birbirine çok âşık insanların kavga ve düşmanlıkları da bir o kadar büyük olacaktır. Kızgınlık, öfke, kin, nefret duyduğumuz kişileri affetmek bu yüzden çok kolay olmayabilir. Şarkı sözlerinde de söylendiği gibi “Aşk nefrete ne yakınsın…”

Yani birine ne kadar çok değer veriyorsak o kişiyi affetmek bizler için daha zor olabiliyor. Affetmek, kişinin yaptıklarını kabul etmek, uzlaşmak veya unutmak gibi bir şey değildir. Affeden kişinin üstte olduğu bir lütuf veya erdem de değildir. Affetmek, uzlaşmaktan farklı olarak, kırılmış bir ilişkinin yeniden kurulmasını ima eden bir terimdir (Freedman, 1998). Kırılan bu ilişki kendimizle olan ilişkimiz de olabilir, başkalarıyla olan ilişkimiz de. Enright (2012) ise başkalarını affetmeyi, kırgınlığı bırakma, sevgi, merhamet, yardımseverlik isteği ile birlikte misilleme yapma motivasyonunun azalması olarak tanımlamıştır.

Buradan çıkan sonuca göre affetmenin aslında iki ucu vardır: Diğerini affetmek ve kendimizi affetmek. Yani sadece başkalarını değil, kendimizi affetme ihtiyacımız da olabilir. Aslına bakarsanız her iki durumda da affetmek kişinin kendi ihtiyacına denk düşmektedir. Yani başkalarına kızdığımızda aslında olan bitenin olmasına izin verdiğimiz için kendimize kızarız. Yansıtma gibi bazı savunma mekanizmalarımız otomatik olarak devreye girer ve genellikle karşımızdaki kişi üzerinden bu duygumuzu ifade ederiz. Yine birini affettiğimizde kendimizi daha rahat hissetmek için, o duyguyla boğuşma motivasyonumuz kalmadığı için affederiz aslında. Kırgınlıkların, kızgınlıkların kişinin üzerinde yarattığı duygusal ağırlıkları üstünden atmak, hafiflemek için de affederiz.

Fakat tüm bu olup biteni fark etmek belli bir süreç ve deneyim gerektirir. Yani birini affetmekte güçlük çekiyorsak, aslında kendimizi affedemiyor olabiliriz. Bunun pek çok sebebi olabilir: Bazen o kişiye güvendiğimiz için, bazen bize istemediğimiz şekilde davranılmasına izin verdiğimiz için kendimizi affedemeyebiliriz.

Karşımızdaki kişiyi affetmek, o kişiyi gerçekten anlamaya çalıştığımızda, o kişinin o zamanki ihtiyacını görebildiğimizde ve anlayabildiğimizde mümkün olmaktadır. Keza kendimizi affetmek için de aynı yaklaşıma ihtiyacımız vardır. O zamanki deneyim ve donanımımızın yeterli olmadığını kabul ettiğimizde kendimizi affetmek için bir adım atmış oluruz.

Peki, birini veya kendimizi affetmek ne işimize yarar? Yapılan araştırmalar kişilerin affetme sürecinden geçerken duyguları, bilişleri ve davranışlarının tümünün daha olumlu bir yönde değiştiğini göstermektedir (Enright & the Human Development Study Group, 1991). Bu süreçte olan biteni anlamaya çalışmak, yakın gördüğümüz kişilerle paylaşmak, paylaşırken baktığımız yönü fark etmek ve başka açıları görebilmek veya paylaştığımız kişilerden duymak, yine paylaşırken bizim için nelerin çok önemli ve değerli olduğunu görebilmek gibi kendimizle ilgili de pek çok geliştirici bilgi elde edebiliriz.

Aslında bu süreci kendi değerlerimizi ve inançlarımızı, onları ne kadar önemsediğimizi, sınırlarımızı, esnekliğimizi keşfetmek için bir fırsat haline dönüştürebiliriz. Kendimizi tanımanın en iyi yolu bu tarz deneyim ve süreçlerden geçmekle mümkün olmaktadır.
Öncelikli olarak kendinizi affedebildiğiniz bir hafta dilerim…

Kaynak

Enright, R. D. (2012). The forgiving life: A pathway to overcoming resentment and creating a legacy of love. Washington, DC: American Psychological Association
Enright, R. D., & The Human Development Study Group (1991). The moral development of forgiveness. In W. Kurtines & J. Gewirtz (Eds.), Handbook of Moral Behavior and Development, (Vol. 1, pp. 123-152) Hillsdale, NJ: Erlbaum.
Freedman, S. (1998). Forgiveness and reconciliation: The importance of understanding how they differ. Counseling and Values, 42, 200-216.

İlginizi çekebilir: Bir bütün olarak “ben” olmak: Her halimizin farkına varıp kabul edebiliriz

Merve İnaç Uzman Psikolog
Merhaba ben Merve İnaç. Klinik psikolog ve psikoterapistim. 2012 yılında Atılım Üniversitesi Psikoloji Bölümünden mezun oldum. Hemen sonrasında Hasan Kalyoncu Üniversitesi Klinik Psikoloji Yüksek ... Devam