X

Acele etmeyi neden bırakmalıyız: Yavaşlamayla gelen huzur

Geçen yazımda yavaşlamanın öneminden, yavaşlayamadığımız ânlarda verdiğimiz tepkinin, ya her şeyi bırakıp hiçbir şey yapmamak ya da bir hamster gibi acele etmenin kısır döngüsüne kapılmak olduğundan bahsetmiştim. Bugün bu “aceleci olma” haline biraz daha derinden bakmanın önemli olduğu kanısındayım.

İçinde yaşadığımız zamanın gereği ister istemez hepimiz bir şeylere yetişmemiz gerektiği bakış açısını taşıyoruz. Bunu için varolan tüm enerjimizi, o hedefe ulaşmak için kullanmaktan çekinmiyoruz ve günün sonunda pilimiz bitmiş halde kalıyoruz. Her şey böyle çok basit görünüyor olsa da “yetişme” ve “geri kalma” korkusu altındayken maalesef ki her zaman bu sağduyuyu göstermeyebiliyoruz. En azından ben, bu sağduyuyu her zaman gösteremeyenlerden ama çabalayanlardanım.

Neden acele etmeyi bırakmalıyız?

Acele ettiğimizde, hedefimize acele etmediğimizde ulaştığımızdan daha büyük bir farkla ulaşmış olacağımıza dair büyük bir yanılgı içindeyiz. Kendi deneyimimden yola çıkarak söyleyebilirim ki, bu her seferinde çok az farkla sonuçlanıyor. Yetişmeniz gereken bir randevunuz olabilir ve aracınızla yüksek hızla, makaslar atarak, emniyet şeridine girip çıkarak yetişmeye çalışabilirsiniz. Tüm bunları yaparken yoğun enerji harcadığımızı, kaza yapma riskimizi, yüklü bir trafik cezasıyla karşı karşıya kalma ihtimalimizi, vb. düşündüğümüzde sonunda kazandığımızı sandığımız bu on beş dakikayı gerçekten kazanmış mı oluyoruz sorusuyla karşı karşıya kalıyoruz. Astarının yüzünden pahalıya patladığı durumlar söz konusu olabiliyor.

Bu demek değil ki sizin için yaşamsal öneme sahip durumlarda acele etmeyin. Burada ifade etmeye çalıştığım durum, bunun yaşam şeklimize dönüştüğü durumlar. Sürekli bu şekilde uyarılma halinde olan bir bedende uzun vadede bazı istenmeyen durumların ortaya çıkması muhtemel.

Gitmeniz gereken yere birkaç dakika geç kaldığınızda olacaklardan korktuğunuz için yoğun bir çaba gösteriyorsanız, o zaman bu korkunuzun ne derece gerçek olduğunu değerlendirmeniz faydalı olabilir. Bunun için şu adımları uygulayabilirsiniz:

Acele etme dürtüsü içinizde uyandığında ya da uyanmaya başladığını fark ettiğinizde bir dakika hareketsiz şekilde nefesinize odaklanmanız bu dürtüyü kontrol altına almanızı büyük ölçüde sağlayabilir. İkinci adımda: Acele etmezsem, en kötü ne olabilir? Acele edersem, en iyi ve en kötü ne olabilir? Objektif bir şekilde değerlendirebiliriz. Bu yaklaşım duruma uzaktan ve net bir şekilde bakmanıza yardımcı olabilir.

Tüm bunları yaptıktan sonra eğer hâlâ geride kaldığınızı ve programınızdan saptığınızı düşünüyorsanız, o zaman yaşamınızda öncelik verdiğiniz durumların tekrardan bir değerlendirmesini yapmanız gerekebilir. Mesela hedefinizle uyum içinde olmayan işleri tekrar organize ederek başlayabilirsiniz. Belki bunun için öncelikleri yeniden belirlemek, acil ve gerekli işler şeklinde bir ayrıştırma yapmak kolaylaştırıcı olabilir. Ya da kısa aralar vererek etkili çalışma sağlayabilirsiniz.

Bazen çözüm o kadar basit oluyor ki, gözümüze denemeye bile değer görünmeyen öneriler aradığımız çözüm olabiliyor. Böyle bir durum söz konusuysa burada da yine kendimize objektif gözlerle bakmanın elzem olduğunu düşünüyorum.

İlginizi çekebilir: Yavaşlamayla gelen farkındalık: Yaşamın hızına yavaşlayarak karşılık verin

Birsen Ertan Yükseltürk: 1981’de Aydın’da doğdu. Bilkent Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun oldu. University of California, Los Angeles’ta (UCLA) Uluslararası Ticaret Yüksek Lisansını tamamladı. Yurt dışı satış pazarlama sorumlusu ve bölge yöneticisi olarak görev yaptı. Şu an İngilizce - Türkçe çeviriler yapmakta, öykü ve denemeler yazmaktadır. Sevgiye ve özgürlüğe doğru yolculuğu devam etmekte. Evli ve bir kız çocuk annesidir.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale