X

2015 yılında kendin için ne yaptın?

 

Hesaplardan şaşmadan yaşamayı sevenlerden misin?

Başladı mı “Bir yıl daha bitti!” konuşmaları? Ulaşılamayan ‘en’ler ile tamamlanamayan ‘bütün’lerin hesapları. Daha kaç dizi seyredilmesi, kaç kitap okunması, kaç km. koşulması, nerelerin gezilmesi, ne kadar arkadaş edinilmesi, damağa dokunmamış hangi dünya mutfağı ile tanışılması gerekiyor? Bu gereklilikler yerine getirilmediği takdirde 2016 yılına aktarılacaklarla birlikte liste ne kadar kabarıyor?

Yoksa her şeyi bir anda mı düşlüyor, aslında imkânsızı mı istiyoruz? Neyiz biz? Biyonik miyiz, süper güç mü, istedikçe var olan mı, yapamadıkça kahrolan mı?

Sahiden hangisiyiz?  Bir ara okunacak umuduyla yatak odasındaki sehpayı kitaba boğan mıyız, yoksa ‘bu gece hangisi olsa’ diye karar veremeyip tv sehpasını dvd’lere terk eden miyiz? O muyuz yoksa öteki mi?

Çok düşünmeden; hemen bugün, sırada bekleyen ilk kitaba başlamaya ne dersin? Tek yapman gereken, birkaç saatliğine telefonu bir kenara bırakmak

Hep bekliyoruz değil mi? Hiç gelmiyor spora başlamak için gereken motivasyon, diyet fikrine kendimizi hazırlamak için gereken inanç, aileyle görüşmek için yaratılması gereken zaman ve daha kimbilir neler neler… Gelir mi bunlar tek başına? Bence gelmezler. Mesela spora başlamak için gereken motivasyon, öyle elini, kolunu sallaya sallaya “Merhaba, ben geldim; haydi şu olimpik havuzda 2 tur atalım, daha sen 2. kata bile asansörle çıkıyorsun ama olsun, bugün koşmaya başlasak, yarın maratondayız.” demez. Bunu söylese bile bir değeri olmaz.

Umut da, başarı da şuralarda bir yerlerde bekliyor bizi. Yeter ki onlara adım adım yaklaşmayı göze alabilelim. Sabredelim ve gerçekçi olalım. Bir anda sağlıklı beslenme gurusu olmak yerine, beslenme alışkanlıklarımıza göz atıp, minik değişikliklerle işe başlayabiliriz mesela. Hemen koşmak yerine, arabayı işe en uzak noktaya bırakıp, az da olsa yürümeyi deneyebiliriz. Biz ulaşılmaz gibi görünenlere doğru birkaç adım atalım, bakalım karşıdan ne gelecek.

Hedefi büyüttükçe ona ulaşmayı zorlaştırıyoruz belki de

Kendimizi hırpalamayı bırakalım artık. Şu koskoca 365 günü bomboş geçirmiş olamayız, değil mi? Elbet vardır kararlı bir şekilde başladığımız ve başardığımız bir şeyler. Israrla “Yok!” diyorsanız, ben de size “Daha yılın bitmesine dolu dolu 8 gün var.” derim.

Kaç yaşına gelmiş olursak olalım, hayal kuran çocuksu ruhumuzu hiç kaybetmemek dileğiyle…

Haydi,  o zaman harekete geçelim ve yılı olmuşlarla kapatalım ya da salalım gitsin, hayallerimizi süslemekle kalsın kafamızın içinde takla atanlar. Yeni yılda yaparız nasıl olsa. Her şeyin bir zamanı var ve gerçekten var. Tabii ki beklemesini bilene.

Yarın gece Noel kutlayacak herkese şimdiden iyi eğlenceler diliyorum. Tüm yılınız hayallerinizdeki gibi geçsin.

Bir merakım var: Başta pek önemsemediğiniz, minik ama hayatınızda dönüm noktası yaratabilecek kadar kuvvetli bir değişiklik yaşadınız mı 2015’te ve onu benimle paylaşmak ister misiniz? kivergu@gmail.com’a gelecek cevaplarla bir derleme yapmayı çok isterim.

Kalın sağlıcakla…

İlginizi çekebilecek diğer yazılar:

Geleceği gözüm kapalı emanet ederim bu gençlere

Son günlerde daha çok ”şükrediyorum, seviniyorum, gülüyorum.”

Kendiniz olun sadece, eğer bulabildiyseniz kendinizi

Kıvanç Ergun: Kıvanç Ergun bugün bisikletin tepesinde, yarın ormanda çamurun içinde… Harekete, iyilik peşinde koşmaya doyamıyor, başkalarına çılgınca gelen şeyleri yapmaktan inanılmaz keyif alıyor. İflah olmaz bir spor tutkunu olan Kıvanç, ‘yükseklerde’ yaşamanın, hayattan keyif almanın yolunu sporda bulmuş ve her gün yeni alanlara kayıp, kendini bilinmezlerde kaybetmekten hiç ama hiç çekinmiyor. Yaşını başını almış ama adrenalin söz konusu olunca kendini alamıyor, aktiviteye dalıyor. 2013 İstanbul Maratonu’nda ilk maratonunu (42 km), 2014'te Frig Vadileri'nde ilk Ultra Maraton’unu (60 km) koştu. Ulaşım aracı olarak bisikleti kullanıyor ve bisiklet kullananların sayısını kültürel gelişmeyle eşdeğer tutuyor. Yazdığı yazılarda sınırları nasıl zorladığından, deneyimlerinden bahsederken, bir yandan da hareket etmemek için yaratılan bahaneleri çürütmekten büyük keyif alıyor. Yardımseverlik koşusunun Türkiye'de tanınmasını sağlayan Adım Adım Yardımseverlik Platformu'nda Marka ve İletişim Koçluğu görevini yürütürken, aynı zamanda TOG'un AA içindeki STK Sorumlusu ve gönüllü koşucusu olarak da devam ediyor yaşamına... Fotoğraf konusunda fena değildir, takip etmek isterseniz: instagram/kiverg

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale