X

100 Yıl Yaşamak: Mavi Bölgelerin Sırları belgeseli: Singapur nasıl Mavi Bölge oldu?

Uzun ve sağlıklı bir yaşamın sırlarını keşfetmek ister misiniz? Öyleyse, sizi Netflix’in son zamanlarda en çok ses getiren içeriklerinden biriyle buluşturalım: 100 Yıl Yaşamak: Mavi Bölgelerin Sırları ya da orijinal adıyla Live to 100: Secrets of the Blue Zones. 20 yılı aşkın bir süredir uzun yaşamak üzerine araştırmalar yürüten ve bu konuda pek çok kitap yazan Dan Buettner, bu kez Mavi Bölgeler’in sırlarını bir belgeselde topluyor ve bu sırları keşfetmek için izleyicilerini küçük bir dünya turuna çıkarıyor. Ayrıca, Singapur’un ilham veren hikayesini ele alıyor.

30 Ağustos’ta yayımlanmaya başlayan ve o günden beri izleyen herkese ilham olmaya devam eden bu mini belgesel serisi, uzun ömürlülük ilkelerini her gün yaşayan insanlardan doğrudan edindiği bilgileri aktarıyor. Buettner, “Mavi Bölgelerdeki insanları bulduk ve nasıl 100 yaşına ulaştıklarını açıklayan bilimi inceledik.” diyor. Ve 5 Mavi Bölge’de yaşayan toplulukları inceledikten sonra 6. Mavi Bölge olarak literatüre geçmeye hazırlanan Singapur’a odaklanıyor. “Singapur, sağlıklı uzun ömrü temsil eden ‘mühendislik ürünü bir Mavi Bölge’ olmuştur.” diyen Dan Buettner, bu mühendislik eserinin detaylarını anlatıyor. Akıllarda ise tek bir soru oluşuyor; eğer Singapur sonradan bir Blue Zone olabildiyse, başka ülkeler de olabilir mi? Bakalım…

Daha önce kaleme aldığımız Dünyanın en uzun ömürlü insanlarının yaşadığı Blue Zone bölgelerinden uzun yaşamın sırları, Blue Zone tarifleri: Mutlu, sağlıklı, uzun bir ömrü destekleyen yiyeceklerle hazırlanan tarifler ve Dünyanın en uzun yaşayan insanlarından ilham alan ev dekorasyonu ipuçları yazılarımızda Mavi Bölgeler’den ilham alan çeşitli yaşam pratiklerine değinmiştik, bu yazımızda ise Yazar Buettner’in belgeselindeki Singapur’u detaylı ele alacağız.

Mini belgesel serisi toplamda 30-40 dakikalık 4 bölümden oluşuyor ve her bir bölümde Dan Buettner, farklı bir Mavi Bölge’ye seyahat ediyor. Japonya’nın Okinawa Adası’ndan İkarya’ya, oradan Nicoya Yarımadası’na ve en son da Singapur’a gidiyor. Gittiği yerlerde uzun yaşayan insanların kendilerine has diyetlerine, geleneklerine ve dingin yaşam tarzı pratiklerine tanıklık ediyor. Peki, neler görüyor?

Daha önceki yazılarımızda da anlattığımız gibi bu bölgelerde yaşayan insanların sosyal ilişkilere, maneviyata, arkadaşlıklara büyük önem verdiğini bu belgeselde de görüyoruz. Ayrıca, sağlıklı, bitki bazlı beslenmenin uzun yaşama katkısı, yeterli uykunun kritik önemi, hareketli bir yaşamı, yani düzenli egzersizin sağlıklı ve uzun ömürle olan ilgisi de ön plana çıkıyor. Blue Zone bölgelerinden uzun yaşamın sırları yazımız bu konuda detaylı bir anlatım sunuyor. Dilerseniz tıklayıp hemen okuyabilirsiniz. Belgeselin önemli çıktılarından biri olan Singapur konusu ise bu sağlıklı yaşam sırlarından daha fazla ilgi çekmeyi başarıyor. Çünkü, Singapur yapabildiyse biz de yapabilir miyiz düşüncesi, hepimizin aklını kurcalıyor.

6. Blue Zone: Singapur

Singapur, nasıl Mavi Bölgeler’in arasına dahil olabildi dersiniz? Hemen anlatalım. Buettner’e göre ada ülkesi Singapur’un yaşam beklentisi 1960’tan bu yana 20 yıl artarak 85’e ulaşmış ve bu da oldukça yüksek bir rakam. Çok yüksek yaşam memnuniyetinin yanı sıra Singapur artık uzun ve sağlıklı yaşayan bir nüfusa da sahip. Buettner, politika teşviklerinin, iyileştirilmiş sağlık uygulamalarının ve harika manzarasının Singapur’u ‘Mavi Bölge 2.0’ pozisyonuna getirdiğini dile getiriyor. Ve şöyle açıklıyor: “Uzun ömürlülüğü tarih, kültür ve gelenekten kaynaklanan orijinal beş Mavi Bölge’nin aksine Singapur’un kentsel merkeze geçişi onu bu listeye koyuyor. Singapur, diğer beş bölge gibi organik olarak ortaya çıkan bir bölge değil, bir mühendislik ürünü.”

Singapur’un bu sonradan Mavi Bölge oluşunun altında yatan en önemli etkenler arasında ise hükümet teşvikleri yatıyor. Singapur’da güneşten koruyan ve günde 10.000 ile 20.000 arasında adım atılmasını destekleyen yürüyüş yolları, vatandaşların günlük hareket seviyesini artırmalarına yardımcı oluyor. Hükümet destekli egzersiz dersleri sunan çok sayıda eğlence ve spor parkı da ülkede oldukça yaygın. Arabaların yüksek vergilendirilmiş olması da daha fazla insanın toplu taşıma kullanmasını ve dolayısıyla daha fazla yürümesini destekliyor. Öte yandan, yüksek vergilendirilmiş abur cuburlar ve sağlıklı beslenmeye yönelik sübvansiyonlar doğru ve dengeli yemek yeme alışkanlıklarının kazanılması için halkı yönlendiriyor. Şekerli içeceklerin üretimi ve satışı hükümet tarafından kısıtlanıyor ve daha besleyici, tam tahıllar içeren menülerin yeme-içme yerlerine dahil edilmesi hükümet tarafından sağlanıyor.

Singapur halkının uzun ve sağlıklı yaşamasına katkı sağlayan bir diğer uygulama ise oldukça ilginç. Hükümet aile desteğini teşvik etmek amacıyla ebeveynleri veya evli çocukları ile birlikte veya bunların yakınında ev satın alan kişilere yaklaşık 22.000 dolara kadar kredi imkanı tanıyor. Sosyal ilişkilerin ve maneviyat duygusunun Mavi Bölgeler’de baskın olması, Singapur’u da bu konuda güçlü bir aday haline getiriyor.

En önemli hükümet müdahalelerinden biri ise sağlık sistemi ile ilgili. Sağlık sistemi hızla geliştirilen Singapur’da Buettner, hastanelerin adeta lüks otelleri yansıttığını söylüyor. Sağlığın iyileştirilmesi için atılan çevresel uyarlama adımlarının yanı sıra sağlık sisteminin de geliştirilmesi ülkedeki uzun ve sağlıklı yaşamın desteklenmesine büyük katkı sağlıyor. Hastanelerin yanı sıra çeşitli tıbbı tesislerin de sayısı ülkede hızla artıyor ve dahası konut komplekslerine dahil edilerek ulaşılabilirlik geliştiriliyor. Tüm bu atılan adımlar, Singapur’dan 6. Mavi Bölge olarak bahsedilmesinin altındaki temelleri oluşturuyor.

20 yılı aşkın bir süredir uzun ve sağlıklı yaşamı araştıran Dan Buettner, ‘Blue Zone’ları tanımlarken, buralardaki uzun ömürlüğü artıran alışkanlıkların nesiller boyunca aktarıldığını ve yerel kültürün içerisine yerleştiğini aktarıyor. Ancak, Singapur örneği ile doğru eylemlere teşvik eden hükümet politikalarıyla sağlıklı bir yaşam tarzını destekleyen altyapıya yatırım yapılabileceğini de gösteriyor.

Güzel bir örnek teşkil eden Singapur’un diğer tüm ülkelere de ilham olması ve Mavi Bölgeler’in dünya genelinde artması temennisiyle…

İlginizi çekebilir: Zihnini aktif, hafızayı güçlü, beyni genç tutmanın yolları

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.

i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale