X

Zihninizde hiç susmayan biri mi var: İçinizdeki negatif sesi dönüştürmek mümkün

“Hadi bunu yap!”, “Hayır, sakın yapma!”, “Ama yapmak istiyorum!”, “Olmaz, sonra nasıl …. ?”, “Nasıl demeden sadece yaşamak istiyorum!”, “Çevremdekiler ne der?”, “Doğru, etraf ne der şimdi!”, “Bana ne etraftan, ben seviyorum ve yapacağım.”, “Sen bu şekilde bir şey beceremezsin!”, “Senin aklın ermez!”, “Daha çok deneyime ihtiyacın var!”, “Yeterli değilsin!”, “Başarılı olur muyum, emin değilim”, “Ya olmazsa”…

Sevgili Osho,

Nasıl oluyor da kendimi ta çocukluğumdan beri hep ikiden fazla kişiymişim gibi hissediyorum? Lütfen bu konuda bir şey söyleyebilir misiniz?

Herkes tek bir birey olarak doğar ama hayata atılacak yaşa gelene kadar bir kalabalığa dönüşmüş olur. Bu hissettiğin sana özel bir durum değil; bu durum neredeyse herkes için geçerlidir. Tek fark senin bunun farkına varmaya başlaman, ki bu iyi. İnsanlar bunun farkında değil.

Kendimizi zihnimizdeki seslerle tanımalamak bir alışkanlığa dönüştü. Modern dünyada teknoloji ile beraber daha fazla sayıda birey kendi ile konuşmaya başladı. Markete bile giderken önce alışveriş listesi zihinden geçiyor, sonra markete gelince o liste birden kendini zihindeki konuşmalara dönüştürüyor. “Mandalina alacaktım, bak zam gelmiş.” “Enflasyon da bu ülkede hiç düşmüyor, zaten işsizlik de diz boyu. Allah’tan benim işim var. Fakat söz verdikleri zammı bundan yapmadılar. Onlar markete gidip alışveriş yapmıyorlar mı? Geçen seneden daha fazla parayı harcamaya başladığımızı anlamıyorlar mı? Dolar ve euro aldı yürüdü, IMF de notu kırdı, mandalinanın pahalanması normal de, zam olmayınca bu sene geçen seneki gibi tatile nasıl gideceğim? Çocukların okulları derken yetmiyor, kazancımın hepsi su gibi bitiyor. Acaba alışverişten vazgeçip eve mi dönsem?

Koşullandırılmış zihinlerimizle beraber bu sohbetler sadece markette değil yaşamın her alanında var. Toplu taşıma kullanıyorsanız insanların ya telefonları ile ilgilendiklerini ya da düşüncelere dalmış şekilde öylece oturup şimdi de varoluşlarından vazgeçtiklerini izleyebilirsiniz. Metroya binerken zihnin yönlendirdiği “acele et” komutu ile ulaşmak istedikleri yere gitmek için inen kişileri beklemeden binmelerine çoğunuz şahit olmuşsunuzdur. Beklemeyi sevmiyoruz, çünkü zihnimiz meşgul. Çevremizde yaşanılanın farkındalığı da uçup gidiyor.

Ailelerimiz, öğretmenlerimiz, çevremiz, devletimiz, medya, internet ve daha birçok dışsal etkenle koşullandırılmış zihinlerimizle, koşullandırılmış tepkiler, ilişkiler ve yaşamlar içinde kayboluyoruz. Günümüz dünyasında varolmak için bilincin mevcudiyetinin, yani aklı başındalığın olmazsa olmazlarımızdan olduğunu söylüyor uzmanlar.

300 yıl önce İngiliz şair Thomas Gray “Cehaletin mutluluk olduğu yerde aklı başında olmak deliliktir” demiş. Günümüz devlet yapılarının, oluşan yönetim sistemlerinin etkisi ile farkındalığı düşük, kafa seslerine kendini kaptırmış bireylere dönüştürülmemiz normal.

Farkına varırsan aslında sorun gibi görünenlerin çözümlerinin senin içinde olduğununun… Farkına varırsan umutsuzluk yaşatanların seni koşullandıranların olduğunun… Farkına varırsan korkularının geçmişte başkalarının deneyimleri olduklarının… Farkına varırsan mutsuzluğu durumlardan değil seçimlerinden yaşadığınının… Farkına varırsan zihninin sürekli seni kontrol etmeye çalıştığının… Farkına varırsan düşüncelerinin seni tanımlamadığının… İşte o zaman özgünleşirsin.

Umutsuzluk ve mutsuzluk yaşamak istiyorsan, bırak zihnin konuşmaya, seni kontrol etmeye devam etsin. “Yapamazsın, başaramazsın, bu yaşta olmaz, boyun kısa, kilolusun, esnek değilsin, zaten olmuş, değiştiremezsin, icat çıkarma, senin aklın ermez” sözlerini dinlemekten vazgeçme halidir farkındalığımızın uyanışı.

Zihnini, düşünme kapasiteni daha verimli kullanmak için zihninin seni yönetmesi yerine, sen zihnini yönetebilirsin. Tek yapman gereken zihnindeki konuşmaların sesini kısmak. Her sabah farkındalık meditasyonu çalışmasını ve NLP uzmanlığımda beni etkileyen ve belki de en sık uyguladığım çalışmalardan biri olan zihindeki sesleri dönüştürme uygulamalarını podcast üzerinden linki tıklayarak yapabilirsin.

İlginizi çekebilir: 2020 için üç hedef: Kalıpların ötesine geç, sınırları kaldır ve fark yarat

Meltem Fakabasmaz: İstanbul’da doğdum. Anaokulundan lise sona kadar okuduğum FMV Işık Lisesi’ni tamamlayarak Endüstri mühendisliği okumak için rotamı Kıbrıs’a çevirdim. 4 sene sonunda okul ikincisi olarak tamamladığım mühendislik eğitimimi yaşamda uygulama serüvenim başlamadan bitti. Dönemin ekonomik krizi ile kendimi medya alanında buldum. Dergilerle başlayan medya ilişkim Sinema-TV master ile sinema sektörüne doğru kaydı. 5 yıla yakın filmlerle yaşadığım yakın ilişki zamanla televizyon reklam prodüktörlüğüne doğru yöneltti. Gece ve gündüzün birbirine karıştığı, tatil günlerinin sayısının giderek azaldığı bir süreç içinde yogayı keşfettim. Aktif ve düzenli spor yapan biri olmama rağmen çalıştığım işin derin etkisi ile sırt, bel, diz, ve kalça ağrılarına, uykusuz gecelere ve depresif bir ruh haline geçiş yapmıştım. Yoga bir ilaç gibi, başta fibromiyaj defterini kapatmama yardımcı oldu. Yaşadığım tüm olumsuzluklara birebir yardımcı oluşunu keşfettikçe başkaları ile paylaşmak istedim ve 2015’te almaya başladığım yoga eğitimlerim Şimdiye kadar 1000 saate ulaştı. Öğretmek kadar öğrenci ruhumu da korumayı ve keyfini çıkarmayı seviyorum. RYT® 500 Yoga Alliance sertifikamla beraber Yoga Terapi, Nefes ve Meditasyon ile ilgili ayrı uzmanlık sertifikalarım var. İstanbul’da 4 ayrı stüdyoda derslerimle beraber Youtube kanalım ve yogauni sitesinden evde yogasını yapmaya devam edenlerle buluşmaya çalışıyorum. Farkındalık, Sağlıklı Yaş Alma ve Yoga yazılarımın içeriklerinde karşınıza sıklıkla çıkacak olanlar.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale