Zihninizde hiç susmayan biri mi var: İçinizdeki negatif sesi dönüştürmek mümkün

“Hadi bunu yap!”, “Hayır, sakın yapma!”, “Ama yapmak istiyorum!”, “Olmaz, sonra nasıl …. ?”, “Nasıl demeden sadece yaşamak istiyorum!”, “Çevremdekiler ne der?”, “Doğru, etraf ne der şimdi!”, “Bana ne etraftan, ben seviyorum ve yapacağım.”, “Sen bu şekilde bir şey beceremezsin!”, “Senin aklın ermez!”, “Daha çok deneyime ihtiyacın var!”, “Yeterli değilsin!”, “Başarılı olur muyum, emin değilim”, “Ya olmazsa”…

Sevgili Osho,

Nasıl oluyor da kendimi ta çocukluğumdan beri hep ikiden fazla kişiymişim gibi hissediyorum? Lütfen bu konuda bir şey söyleyebilir misiniz?

Herkes tek bir birey olarak doğar ama hayata atılacak yaşa gelene kadar bir kalabalığa dönüşmüş olur. Bu hissettiğin sana özel bir durum değil; bu durum neredeyse herkes için geçerlidir. Tek fark senin bunun farkına varmaya başlaman, ki bu iyi. İnsanlar bunun farkında değil.

Kendimizi zihnimizdeki seslerle tanımalamak bir alışkanlığa dönüştü. Modern dünyada teknoloji ile beraber daha fazla sayıda birey kendi ile konuşmaya başladı. Markete bile giderken önce alışveriş listesi zihinden geçiyor, sonra markete gelince o liste birden kendini zihindeki konuşmalara dönüştürüyor. “Mandalina alacaktım, bak zam gelmiş.” “Enflasyon da bu ülkede hiç düşmüyor, zaten işsizlik de diz boyu. Allah’tan benim işim var. Fakat söz verdikleri zammı bundan yapmadılar. Onlar markete gidip alışveriş yapmıyorlar mı? Geçen seneden daha fazla parayı harcamaya başladığımızı anlamıyorlar mı? Dolar ve euro aldı yürüdü, IMF de notu kırdı, mandalinanın pahalanması normal de, zam olmayınca bu sene geçen seneki gibi tatile nasıl gideceğim? Çocukların okulları derken yetmiyor, kazancımın hepsi su gibi bitiyor. Acaba alışverişten vazgeçip eve mi dönsem?

Koşullandırılmış zihinlerimizle beraber bu sohbetler sadece markette değil yaşamın her alanında var. Toplu taşıma kullanıyorsanız insanların ya telefonları ile ilgilendiklerini ya da düşüncelere dalmış şekilde öylece oturup şimdi de varoluşlarından vazgeçtiklerini izleyebilirsiniz. Metroya binerken zihnin yönlendirdiği “acele et” komutu ile ulaşmak istedikleri yere gitmek için inen kişileri beklemeden binmelerine çoğunuz şahit olmuşsunuzdur. Beklemeyi sevmiyoruz, çünkü zihnimiz meşgul. Çevremizde yaşanılanın farkındalığı da uçup gidiyor.

Ailelerimiz, öğretmenlerimiz, çevremiz, devletimiz, medya, internet ve daha birçok dışsal etkenle koşullandırılmış zihinlerimizle, koşullandırılmış tepkiler, ilişkiler ve yaşamlar içinde kayboluyoruz. Günümüz dünyasında varolmak için bilincin mevcudiyetinin, yani aklı başındalığın olmazsa olmazlarımızdan olduğunu söylüyor uzmanlar.

300 yıl önce İngiliz şair Thomas Gray “Cehaletin mutluluk olduğu yerde aklı başında olmak deliliktir” demiş. Günümüz devlet yapılarının, oluşan yönetim sistemlerinin etkisi ile farkındalığı düşük, kafa seslerine kendini kaptırmış bireylere dönüştürülmemiz normal.

Farkına varırsan aslında sorun gibi görünenlerin çözümlerinin senin içinde olduğununun… Farkına varırsan umutsuzluk yaşatanların seni koşullandıranların olduğunun… Farkına varırsan korkularının geçmişte başkalarının deneyimleri olduklarının… Farkına varırsan mutsuzluğu durumlardan değil seçimlerinden yaşadığınının… Farkına varırsan zihninin sürekli seni kontrol etmeye çalıştığının… Farkına varırsan düşüncelerinin seni tanımlamadığının… İşte o zaman özgünleşirsin.

Umutsuzluk ve mutsuzluk yaşamak istiyorsan, bırak zihnin konuşmaya, seni kontrol etmeye devam etsin. “Yapamazsın, başaramazsın, bu yaşta olmaz, boyun kısa, kilolusun, esnek değilsin, zaten olmuş, değiştiremezsin, icat çıkarma, senin aklın ermez” sözlerini dinlemekten vazgeçme halidir farkındalığımızın uyanışı.

Zihnini, düşünme kapasiteni daha verimli kullanmak için zihninin seni yönetmesi yerine, sen zihnini yönetebilirsin. Tek yapman gereken zihnindeki konuşmaların sesini kısmak. Her sabah farkındalık meditasyonu çalışmasını ve NLP uzmanlığımda beni etkileyen ve belki de en sık uyguladığım çalışmalardan biri olan zihindeki sesleri dönüştürme uygulamalarını podcast üzerinden linki tıklayarak yapabilirsin.

İlginizi çekebilir: 2020 için üç hedef: Kalıpların ötesine geç, sınırları kaldır ve fark yarat

Meltem Fakabasmaz
İstanbul’da doğdum. Anaokulundan lise sona kadar okuduğum FMV Işık Lisesi’ni tamamlayarak Endüstri mühendisliği okumak için rotamı Kıbrıs’a çevirdim. 4 sene sonunda okul ikincisi olarak ... Devam