Başkalarını kırmamak için kendinden vazgeçiyor olabilir misin?

“Birini kırmamak için sustuğun son anı hatırlıyor musun? Belki söylemek istediğin bir şeyi içine attın. Belki istemediğin bir şeye evet dedin. Belki de kendi ihtiyacını yine erteledin.”

Çoğumuz zaman zaman bunu yapıyoruz. Ancak bazı insanlar için başkalarını mutlu etmek, kendi ihtiyaçlarının önüne geçebiliyor.

İlginç olan şu ki, bu kişiler genellikle iyi niyetli, empati kurabilen ve çevresi tarafından sevilen insanlar oluyor. Fakat zamanla bir noktada kendilerini yorgun, kırgın ve anlaşılmamış hissetmeye başlıyorlar. Çünkü sürekli başkalarının duygularını düşünmek, insanın kendi duygularını duymasını zorlaştırabiliyor. Peki, neden böyle oluyor? Bunun cevabı çoğu zaman geçmiş deneyimlerimizde saklı.

Bazı insanlar çocukluk yıllarında sevgiyi, takdiri ya da kabul görmeyi “uyumlu olmakla” ilişkilendirerek büyüyor. Karşı çıkmayan, sorun çıkarmayan, beklentileri karşılayan çocuklar daha çok onay aldıklarında, yetişkinlikte de aynı davranış kalıbını sürdürebiliyorlar.

Böylece kişi fark etmeden şu inancı geliştirebiliyor: “İnsanlar benden memnunsa değerliyim.” Ancak bu düşüncenin görünmeyen bir bedeli var.

Kişi zamanla kendi sınırlarını ihmal etmeye başlıyor. Kırılmamak için susuyor, reddedilmemek için fazla veriyor, sevilmek için kendinden ödün veriyor.

Oysa sağlıklı ilişkiler, kişinin sürekli fedakârlık yaptığı ilişkiler değildir.

Gerçek yakınlık; kişinin hem karşısındakini hem de kendisini önemseyebildiği yerde oluşur.

Belki de bazen durup kendimize şu soruyu sormamız gerekir:

Başkalarını kırmamak için uğraşırken, en çok kimi kırıyorum?

Cevap çoğu zaman düşündüğümüzden daha yakındır.

Duygu Yüksel
Duygu Yüksel, sosyolog ve aile danışmanıdır. İnsan davranışlarını, aile ilişkilerini ve bireyin yaşam yolculuğunu bütüncül bir bakış açısıyla ele almaktadır. Aile içi iletişim, ilişkiler, ... Devam