X

Zihni kullanmayı öğrenmek: Hayvan ile insan canlısı arasındaki en büyük fark

Düşüncelerine sahip çıkmak hayatına sahip çıkmaktır aslında bir yerde. Düşüncelerin ve onlara tutkunluğun ile yarattığın yeni dünyalar, şu an yaşamakta olduğun dünyadan koparır alır insanı. Öyle bir yere atar ki, sanki elleri ayakları işlevsiz, tüm gücü işlevsiz bir köşede atıl kalır. Sanrılar dünyasında gezinirken kaçırır, nefes alıp bedenlendiği hayatı es geçer, unutur…

Zihni yönetmek ve bu konuda ehil olmak “insan” dediğimizin özelliğidir. Belki de en önemli eğitimlerimizden birisidir bu.
Insan olmak demek, hem kendisi hem de dış dünya ile aynı anda birçok olguyu gözetebilecek yeteneğe, zekaya ve donanıma sahip bu makinaları kullanabilme yetisine sahip olan demektir. Öyle ya, hayvan diye adlandırdığımız canlıların yönetmeleri gereken “sürekli düşünen bir zihinleri” yok.

Hayvan ile insan canlısını birbirinden ayıran en önemli özelliklerden birisi zihnin sınır tanımaz olasılıklar deryasında seyretmesidir. İnsan olmak yani “ehil beden sürücüsü” olmak zihni yönetebilmeyi gerektirir. Zihni yönetebilen ise, düşünceler deryasının çıkmaz sokaklarında kendini unutmak yerine hayatı yaşamak, sihirli dünyanın tadına bakma şerefine nail olur.
Doğum, zihni yönetebilip, “an” dediğimiz şu anki hayatın farkında olarak yaşadığımızda başlar. Ondan öncesi için “yaşam” ifadesini kullanmak, gerçekten yaşamı deneyimleyenlere haksızlık olur.

Zihni kullanma, kontrol edebilme yolculuğunda, düşüncelerimizi kendimiz sanırız. Düşündüğümüz şeylerin biz ve bizim dışımızdaki herkes için geçerli olduğu sanrısında bulunuruz. Yaşamı tek bir pencereden algılar başka olasılıklara bilinçsizce göz yumarız. Bulunduğumuz, inandığımız düşünce balonu içinde kendimize gerçekle bağlantısı olmayan yeni bir evren yaratırız. Onun içinde öyle bir kaybederiz ki kendimizi, hayatın bize getirdiği her türlü rengi yok sayarız, kör oluruz. Ve yavaş yavaş kısırlaşır, yaşam deneyiminden çok zihinsel, sürekli tekrar eden bir deneyim içine sıkışırız. İşte bu yüzden de, öfke, korku, endişe gibi düşük frekanslar bizim normallerimiz olur.

Bu yolculukta, yaşam yolculuğunda, yeni bilgisayarımız zihni kullanmayı öğreniyoruz. Onu yönetmeyi, ona hakim olmayı…
Bunu yapabilen, yaşamı gözlemleyebilen olur. Ömrü değil de yaşamı, yani sonsuzluğu fark edebilen, idrak etmeye adım atan olur.
Kendini tanımak, zihnini tanımak ve bunu yönetebilmek “ehil” olmaktır. Bu yaşama ışık olmak, bu derin uykudan uyanmaktır.

Basitçe, sürmeyi öğrendiğimiz bu bedenlerin kullanma kılavuzunu okuyup yerinde kullanırsak, yaşam bizim için bir macera, lunapark olur.

Herkese sevgiler…

İlginizi çekebilir: Bakış açımız ne kadar bize ait: Varlığımızın vahşiliğini koruyabilmek

Esra Uyman: Lise yıllarında başlayan kişisel gelişim, ruhsal gelişim ve metafizik konularına duyduğu yoğun merak onu yurt içi ve yurt dışında birçok özel eğitim çalışmalarına katılmaya yönlendirdi. İlk eğitmenlik diplomasını ‘World Initiatives School of Esoteric Studies’den alan Uyman’ın katıldığı çalışmaların bazıları; Organizasyon Konstelasyonu, Aile Sergileri, Vernon Frost eğitimleri, Louis Franco’dan aldığı çeşitli eğitimler, Anthony Robbins Unleash the Power Within San Jose semineri, Charlie Morlay Lucid Dreaming eğitimi, Tayland da Tantrik Yoga (RYT-200) eğitmenliği eğitimi, Peru, Amerika, Şili, G.Afrika ve Türkiye’de katıldığı Şamanik çalışmalar ve seremonilerdir. Bunların yanı sıra TGA İleri Seviye Metafizik Semineri, Ziya Azazi’nin Dervish in Progress Çalışması gibi pek çok özel çalışmaya katıldı ve eğitmenlik eğitimini aldı. Masssuma Altın Enerji I-II enerji uyumlamasını alan Esra Uyman, Avi Gören-Bar Jungian Coaching School (ICF) (ACSTH) dan koçluk sertifikasını aldı. Tüm bu çalışmalar ve eğitimlerle kendi uyanış deneyimini birleştiren Esra Uyman, farklı başlıklar altında bireylere ve kurumlara yönelik, birbirinden güçlü çalışmalar tasarlayıp sunuyor. Kişilerin iç dünyalarına yönelik farkındalıklarını artıran, çarpıcı bir vizyon ve perspektif değişimi sunan, yaşamda üstlendikleri sorumluluklarda anlam bulmalarını sağlayan, merak, heyecan ve umut duygularını yükselten, tüm insanlık deneyiminin derinliğini kavramaya yardım eden ve çarpıcı yüzleşmeleri şefkatle yaşamalarını sağlayan eğitimler gerçekleştiriyor. Yaşamın Sorumluluğunu Almak, Kendimiz Olmak, Bizi Engelleyen İnançlar, Metafizik ile Özgürleşme Yolculuğu, Seçimlerimiz ve Biz, Gözlemci Bilinci, Nefes ve Meditasyon Teknikleri başlıkları altında kurumlara webinar ve uygulamalı eğitimler veriyor.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale