X

Zen ile yaşamak 1: Dışarıdan kazanılanlardan arınmak üzerine

Kapısız bir geçitten nasıl geçilir?
Eski bilgelerden biri, “Bu kapıdan geçen aile yadigarı değildir, başkalarının yardımıyla dışarıdan kazandığın her şey eninde sonunda yok olur,” demiş.

“Rüzgar olmadan denizi dalgalandırmak  ya da kusursuz bir deriyi deşmek. Bu özü başkalarının sözleriyle anlamaya çalışanlar aya sopayla vurmaya çalışan ya da ayağının altı kaşındığında ayağını ayakkabı tabanının üstünden kaşımaya çalışan aptallardır. Gerçeği, aslında olduğu gibi nasıl görebilir ki onlar?”
Zen Ustaları, Wumen Huikai

Bu yazı sizlerle birlikte çıkacağımız yeni bir maceranın ilk adımını oluşturuyor. Evet, bir yazı dizisi yolculuğunda daha birlikteyiz ve bu sefer konu başlığımız Zen sanatı ve Zen ile yaşamak. Buradan sizinle paylaşacağım yazılar boyunca Zen kavramının hayatımızda nasıl uygulanabileceği konusunda değerlendirmeler yapacağız. Ve her zaman olduğu gibi günlük hayatımızdan örneklerle inceleyeceğiz.

Hemen bu yazı dizimizin esin kaynağı olan temel kaynaklarla başlayalım. İlki D.T. Suzuki ve Satori Zen’le Yaşamak isimli eseri. Daisetsu Teitaro Suzuki Budizm, Zen ve Uzak Doğu Felsefesi üzerine yazdığı kitaplarla bu kültürü bir anlamda batı dünyasına tanıtan Japon bir yazardır. Diğer eser ise Wumen Huikai ve Kaku-an Shi en tarafından yazılmış olan Zen Ustaları isimli eser. Bu kitap iki Çinli Zen ustasının kitabından oluşturulmuştur: ilki Wumen Huikai’nin yazdığı Kapısız Geçit eseridir, ikincisi ise On Boğa isimli eserdir.

Şimdi öncelikle biraz Zen hakkında bilgi vererek başlayalım. Chan ya da Zen. Zen, Budizm’in Mahayana ekolüne bağlı olan bir öğretinin Japonca adıdır. Kelime anlamı ise “derin bir meditasyon içinde olma” halidir. Zen’in amacı ise kısaca şöyle açıklanabilir: İnsanın içindeki Buddha doğasının, günlük yaşamda meditasyon yoluyla keşfedilmesi. Bunun insana varoluş hakkında yeni bir kavrayış kazandıracağına ve aydınlanmaya ulaştıracağına inanılır.

İşte bugün sizlerle birlikte Zen ile Yaşamak yazı dizimizde Zen kavramına kısa bir giriş yaptıktan sonra yolculuğumuza dışarıdan kazandıklarımıza bakarak devam ediyoruz. Bu yazımızda sorgulamak istediğim kavram, dış dünya tarafından bizlere uygun görülen sıfatlar, tanımlar ve isimler. Hemen örneklendirelim: Bazılarımızın sıfatı çalışkandır, bazılarımızı tanımlarken dış dünya “müdür” kelimesini uygun görmüştür örneğin, bazılarımız kendimizi “mutlu bir evlilik” üzerinden tanımlarız, bazılarımız için bu tanım “anne veya baba olmaktır”, bazılarımız için “zengin” denir bazılarımız için “aldatılmış”, bazılarımız için “başarılı” ve bazılarımız için “uyumsuz”…

Peki, sizlerle birlikte “dış” dünyanın direttiği tüm bu sıfatlara, tanımlara, isimlere bakalım istiyorum bugün. Hangisi bizi “tam” olarak tanımlıyor? Yani, bugün şu anda kalkıp bir aynanın karşısına geçecek olsak neye bakıyor olurduk, “müdür” olana, “çalışkan” olana, “mükemmel” olana değil mi? Peki, tüm bu sıfatlar eğer dış dünyanın bizi tanımlama şekliyse bunlardan hangisini son nefesimizi verirken yanımıza alabileceğiz?

Hemen cevap verelim: Aslında hiçbirini… Yani içimizden gelmeyen, dışarıdan kazandığımız bunca “tanım” bizimle birlikte olmayacak o anda. Belki de sadece bir sabah uyandığımız ve çok mutlu olduğumuz bir anı hatırlayacağız (sıfatlarımızdan arınmış ve sadece kendimiz olarak), belki de bir ormanda muhteşem bir koşu yaptığımız ve yemyeşil denize kendimizi bıraktığımız bir anı hatırlayacağız (yine kendimizce kendimiz olarak)…

İşte bu yüzden, bu yazımda bana eşlik ediyorsanız hayatınızda neye ne kadar değer yüklediğinize bir kez daha derinden bakmanızı dilerim. Çünkü gün gelecek biz bazı kapılardan geçerken, dış dünyanın bize “kazandırdıkları”, diğer bir söylemle bizi tanımladığı bütün o sıfat ve tanımlar “anlamsız” olacak. Geriye sadece kalbimizde taşıdıklarımız, yani içimizde olanlar kalacak…

Bugün dışarıdan kazandıklarımızdan arınmaya hazır mısınız?

İlginizi çekebilir: Yansımalar üzerine: Söylediklerimiz, hissettiklerimiz ve dilediklerimiz

Pınar Özeken (Ulus): 2007 yılında Boğaziçi Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümü ile Kimya bölümlerini bitirdi. Aynı üniversitede Biyomedikal Mühendisliği ve İspanya Pompeu Fabra üniversitesinde master derecelerini aldı. Özellikle 2011’den bu yana moda ile ilgili çalışmalara ağırlık verdi ve hala moda üzerine yazı dizileri, farklı moda kaynaklarında yayınlanmaktadır. Yoga eğitmeni olma yolunda ilerleyen Pınar, bir Arjantin Tango aşığı. Gerçek tutkularından bir diğeri ise seyahat etmek."Dünya üzerinde ayak basılmadık toprak kalmasın" mottosu ile dünyayı dolaşmaya devam ediyor.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale