X

Yoga felsefesi ile 5 dakikada sinirlerinize hakim olmanın yolları

Bu yazımda yoga felsefesi ile iş hayatınızda bambaşka bir “siz” yaratacak önerilerimi sevgili Uplifers okuyucuları için sıralayacağım. Aslında “aldırmak” kelimesi fazla kilolar ve yağlar için kullanılır. Düşündüğünüzde bu ifade, fazla gelen ve istenmeyen bir parçayı işaret eder. Son dönemde sakinliği ifade etmek için kullanılan “sinirlerini aldırmış” tabiri, iş hayatında oldukça sık karşımıza çıkabiliyor.

Peki nedir bu sinir ve kaynağı nereye dayanır?

İş hayatında zaman zaman kızdığınız, tansiyonu artıran veya hak etmediğinizi düşündüğünüz olaylar yaşayabilirsiniz. Önemli olan ise, tam bu noktalarda nasıl tepki verdiğinizdir. Buradaki sinir, aslında bu anlarda sizi ele geçiren “fevri, asabi, sınır tanımaz” tarafınızı tanımlayabiliyor. Öyle ki ego etkisi ile belki o an, sadece kızgınlıkla ortamı ve ilişkileri tartmadan siniriniz doğrudan dışarıya çıkabiliyor.

Sinirleri nasıl aldırabiliriz?

Bu soru, sizi en güzel cevapları alabileceğiniz yoga felsefesine yönlendirebilir. Yoga, “tam olma” ve “birlik hali” gibi durumları ifade ediyor. Öfke anında, egonuzu bir yana bırakabilirseniz ve o an içerisinde aklınızı sakinleştirmeye odaklanabilirseniz her şeye hakim olabileceğiniz bir noktaya ulaşabilirsiniz. En önemlisi ise öfke hali sizi tamamen ele geçirmeden önce ulaştığınız bu nokta, hem kariyeriniz hem de maneviyatınız için büyük adımlar atmanıza yardımcı olabilecektir.

İşte bu anlar için size “Sinirlerini mi aldırdın?” sorularını yönelttirecek, tam ve bir olma halinde ana odaklanıp zihninizi sakinleştirmeye yardımcı olacak birkaç öneri sıralayacağım.

1. Sessizlik içerisinde ve hiç hareket etmeden 5 dakika geçirin ve kendinize odaklanın. Bedeninizi hareket etmemesi durumu, zihninizin ve nefesinizin sakinleşmesine yol açacaktır. Bu noktada sadece bulunduğunuz ana ve kendinize odaklanın, sizi öfkelendiren her şeyi bir yana bırakarak 5 dakikayı kendinizle geçirin.

2. Nefesinize odaklanın. Burnunuzdan alıp verdiğiniz, derin ve sürekli nefesler ile 5 dakika boyunca sadece nefesinizin sesini dinleyin, ve bu ses ile beden bütünlüğünüze odaklanın.

3. Gözlerinizi kapatın. Gözlerinizi kapatmanız ile nefes ve beden odağınızı tamamıyla iç dünyanıza çevirebilir, böylece ego ve öfke etkisinden daha hızlı arınabilirsiniz. Gözleriniz kapalı iken kendinizi rahat hissetmeyecek olursanız, bakışlarınızı tek bir noktaya odaklayarak içe dönüşünüzü kolaylaştırabilirsiniz.

4. Sizi rahatlatan veya güzel duygular hatırlatan bir cümle ya da kelimeyi sesli olarak tekrar edin. Kendi ses titreşimleriniz, nefes-beden-zihin bütünlüğünüzü sağlamayı kolaylaştıracaktır. Özellikle sizi rahatlatan veya size güzel duygular yaşatan bir cümleyi ya da kelimeleri yavaş bir ritim ile tekrar edebilirsiniz.

5. Geri dönerken egonuzu 5 dakika öncede bıraktığınızı ve şu anda “tam” olduğunuzu kalben hissedin. Öfkeli veya kırıcı sözler ile ayrıldığınız bir ortama tüm bu 5 dakika egzersizini tamamlamanız ertesinde dönüyorsanız, öncelikle kalbinizde şu anda olduğunuzu ve dünya ile “bir” olduğunuzu kalben kabul edin. Bu durumda hiçbir şey veya hiç kimse “size karşı” değildir, aslında dünya sizinle birlikte dönmekte ve değişmektedir. Eğer kırıcı bir söz söylediyseniz özür dileyebilirsiniz veya sadece sinirlenmiş iseniz son derece rahat ve sakinliğiniz ile örnek oluşturacak şekilde gününüze devam edebilirsiniz.

Unutmayın, 5 dakikada tamamıyla farklı bir “siz” yaratmak yine “sizin” elinizde…

Yazarın diğer yazıları için tıklayın.

Pınar Özeken (Ulus): 2007 yılında Boğaziçi Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümü ile Kimya bölümlerini bitirdi. Aynı üniversitede Biyomedikal Mühendisliği ve İspanya Pompeu Fabra üniversitesinde master derecelerini aldı. Özellikle 2011’den bu yana moda ile ilgili çalışmalara ağırlık verdi ve hala moda üzerine yazı dizileri, farklı moda kaynaklarında yayınlanmaktadır. Yoga eğitmeni olma yolunda ilerleyen Pınar, bir Arjantin Tango aşığı. Gerçek tutkularından bir diğeri ise seyahat etmek."Dünya üzerinde ayak basılmadık toprak kalmasın" mottosu ile dünyayı dolaşmaya devam ediyor.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale