Yoga, asana mıdır: Yoganın temellerine bir bakış

Batı dünyasında yoga, sosyal medyanın da kişileri belirli bir görsel biçime alıştırmasıyla birlikte, daha çok asana (yoga pozu) üzerinden tanındı ve tanınıyor. Birçok ülkede yoga dersleri, yoga pozları ve akışlarından; asananın fizik beden uygulamalarından pek dışarı taşmıyor. 

Peki yoganın özü, felsefesi, niyeti pozla mı sınırlanmıştır?

Yoga nedir? Birileri neden yoga yapar, yoga dersine gider, yoga eğitmeni olur?

Binlerce yıldır doğuda azizler, çekilmiş kişiler ve arayanlar; derin meditasyon ve tefekkür yoluyla çeşitli idrakler kazandılar. Vedalar dediğimiz Vedik bilgiler (müjdeli haber), iç görüler ve Bhagavad Gita gibi varoluşun bilgisini içinde barındıran mitler yavaş yavaş toplumu, kolektif bilinci beslemeye başladı. MÖ 200-300 yıllarında ise Patanjali, yoga üzerine alınan tüm bilgileri Yoga Sutralarında topladı.

Yoga, asana mıdır: Yoganın temellerine bir bakış

Yoga, kelime anlamıyla “Yuj” yani birlik anlamına gelen; gerek kişinin diğerleri ve dünya yaşamıyla birliğini, gerekse iç alanla, görünmeyenle, parçası olduğu sonsuz ve devinimdeki formsuz olanla birliğini hedefleyen bir sistemdir. 8 dev ayak üzerinde yükselen bir yaşam biçimi, bir tavır, bir perspektif ve anlayıştır. Yoga Sutralarında, bu 8 ayak binlerce senelik emeği ilk defa net bir şekilde bir araya getirdi.

Biraz inceleyelim…

1. Yamalar: Etik ve evrensel standartlar

  • Ahimsa (Şiddetsizlik): Sözde, düşüncede, eylemde, niyette şiddetsizlik. Bu şiddetsizlik, kişinin kendinden başlayıp tüm varoluşa dek genişleyen bir alandır. Yaşam içinde sosyal ilişkiler ve kendinle ilişki çerçevesinde çok değerli bir mercektir. İçinde vejetaryenlikten kin tutmamaya dek birçok tercihi kapsar. Asana pratiğinde ise bedenini, zihnini ve duygularını şefkatle kucaklamak; kendine zarar verebilecek zorlamalardan kaçınmak olarak yorumlanabilir.
  • Satya (Gerçek / Doğru): Satya, gerçektir. Doğru söz söylemek, yalandan uzak kalmaktan tutun da kendi gerçeğini, misyonunu, yaşam amacını, doğrusunu bulmak ve ona uygun yaşamayı anlatır. Asana pratiğinde Satya, bedenin, anatominin, psikolojinin, duyguların ve nicesinin sınırlarını bilmek; kendi gerçeğine uygun bir uygulama yapmaktır.
  • Asteya (Çalmamak) : Asteya, hem bildiğimiz anlamda çalmamaktır; mal, para, fikir… Verilmeden almamak, almaya zorlamamaktır.  Swami Sivananda söyle der “Arzu ya da istekler, çalmanın altındaki köklerdir.” Bu durumda çaldığımız zaman, enerji, mutluluk, mal, terfi, para, fikir, sevgi, ya da hayal olsun; inancımız onun bizde olmadığı / yeteri kadar olmadığıdır. Sisteme ve olana, var oluşun mükemmelliğine ve özgünlüğüne güvenmemek, kendi yoluna ve o yoldaki ruha bahşedilen yolculuğa dair bir kesif heyecanı duymamak; ortaya egonun kıskançlık/özenme maskesini ve haksızlık duygusunu çıkarabilir. Asana pratiğinde ise Asteya, bir pozu uygularken diğerinden nefes ya da emek çalmamayı içerir, bir diğerinin uygulamasına bakarak bir karşılaştırmaya girip kendininkinin değerinden çalmamayı… Ayrıca uygulamaya ayırdığın, derse ayırdığın zamanın içinde; kendini zihin yoluyla başka zaman ve mekanlara projeksiyon yaparak an’dan ayırmamak, kendine sunduğun bu değeri tamamıyla deneyimleyebilmektir.

Yoga, asana mıdır: Yoganın temellerine bir bakış

  • Brahmacharya (Enerjiyi birlik için kullanmak): Brachmacharya, birlik için emektir; toplumda herkes için yaşayabilmek, dünya görüşünü evin kapısının dışına taşıyabilmek, enerjiyi bir konu / odak üzerinde yoğunlaştırıp yaratım gücünü artırmaktır. Duyu ve dürtülerin, özellikle şehvetin esiri olmadan, yolunda tam da istediğin odakta kalabilmektir. Cinsel enerjinin sevgiyle, hükmetmeden ya da diğerini kötü hissettirmeden kullanılmasıdır. Asana uygulamasında tüm uygulamaya ve akışa eş değeri sunabilmek; onu tek bir bütün olarak görebilmektir.
  • Aparigraha (Tutunmamak): Aparigraha, tutunma der. Bir kişiye, bir dogmaya, bir görünüme ya da bir başka şeye tutunmak; geçiciliğin ve değişimin en merkezde olduğu bu hayatta, yaşamlarımızı renklendirecek yeniliklerden uzak tutar, hem de belli bir zaman dilimi ya da belirli bir öğrenme için içinde bulunduğumuz bölümün içinde takılı kalmamıza sebep olur. Asteya hırstan, açgözlülükten, gereğinden fazla olandan uzak durmayı içerir. Asana pratiğinde de kendi uygulamana saygıyla yaklaşmak, kendine zaman ve alan sunmak, asana içerikli yakıcı bir takıntıya ya da asanalar içinde alışkanlığa yönelmemektir.

Nyamalar: Öz disiplin ve ruhsallık referans noktaları

  • Saucha (Temizlik): Saucha yaşam için bedensel, zihinsel, duygusal ve enerjik temizliği anlatır; dört bedende arınma, niyet ve uygulama yaparak saflaşmak. Asana pratiğini temiz bir bütün olarak yapmak, matından kalbine uzanan bir berraklık alanı açmaktır.
  • Santosha (Tatminkarlık): Santosha, içinde bulunduğun hal, durum, koşul neyse onun senin için en yüksek hayrı sağlayan kombinasyon olduğunu; bir şeylerin “sana” olmak yerine “senin için” olduğunu idrakle hareket etmektir. Bahtında olanı, yoluna çıkanı, sana iyi geleni tanımak ve içine yumuşamaktır. Asana pratiğinde bedenin sınırlarını sevgiyle kabul etmek, uygulamanda hangi noktadaysan orayı kutlamaktır.
  • Tapas (Ateş): Tapas Sanskiritçe Tap (ateş) sözcüğünden türemiştir. Çalışmak, düzenli olmak,  disiplinli olmak; içerideki coşkulu ateşle bizleri gerçek yogadan – yani evrenle bütünlük halinden – uzak tutan her şeyi yakmak anlamına gelir. Asana pratiğinde özellikle bedendeki agni (ateş elementi enerjisi) ile çalışmak, agninin ötesine geçmek; pratiği düzenli uygulayacak tutkuyu diri tutmaktır.
  • Svadhyaya (İç Gözlem): Svadhyaya, yoganın kalbinde yatan, en derindeki tavırdır. İç gözlem yoluyla kendini tanımak, bilmektir. Tepkilerinin sebeplerini, sözlerinin altında yatanları, duygularını, yargılarını, zihin kalıplarını bilerek yaşamaktır. Gerçek özgürlük, gerek geçmişten gerekse zihnin puslu ağlarından özgürleşmektir. Yoga asana uygulamasında ise hareketleri referans noktaları olarak kabul etmek; ve böylece o şekilleri yapan & uygulayanın kim & ne olduğunu, hangi mental ya da psikolojik durumda bulunduğunu, kendiyle ilişkisinin içeriğini bu hareketler üzerinden fark etmektir.
  • Ishvara Pranidhana (Bütünleşme):  Ishavara Sanskritçe’de Tanrı, Pranidhana ise adanmak, teslim olmak demektir. Kişinin yoga yolunda bütünlük, evren, tanrı, birlik, ya da hangi isimle adlandırıyorsa, O’nun için yürümesidir. Yaga asana pratiğinde ise, uygulamayı pozun kendisi için değil, o ve diğer pozların içinde benlik algısının ötesine varmak için yapmaktır.

3. Asana: Poz

Asana, yoga pozlarını anlatan kısımdır. Günümüzde, yoga en çok asana pratiği ile tanınır. Asanalar Hatha Yoga Pradipika’da anlatıldığı gibi; azizler ve yogiler tarafından gerek doğadan, gerek diğer canlıların hareketleri ya da özelliklerinden geri gelerek bulunan, hissedilen ve uygulanan hareketlerdir.

Asanaların dört bedende de etkisi vardır; fiziksel, duygusal, mental ve ruhsal.  

Fizik bedende kan akışını düzenlemekten kasları yumuşatmaya, omurların arasını açmak suretiyle omuriliği rahatlatmasından eklem hareket kapasitesini artırmaya, kilo kontrolünden ciğer kapasitesinin gelişmesine sayısız faydası vardır.

Duyguların ortaklaşa çalıştığı hormonel sistemle ilişkisi, sinir sistemi regülasyonu sağlama özelliğinden gelir. Düzenli nefes ve hareket akışı içinde vücut adrenalin ve kortizol seviyelerini düşürür ve yerine seratonin, oksitosin ve melatonin salgılarını artırır.

“Yoga chitta vritti nirodha” yani “ Yoga zihnin suları üzerindeki dalgalanmaları durultur”; sutralardan bize gelen ve zihin (mental) beden üzerindeki etkileri gösteren en anlamlı cümledir. Yoga dersi süresince ve özellikle dersin sonunda ve bitiminden sonraki anlarda, zihin muhteşem bir dinginlikte olur; böylece saatlerce derin dinlence yaşar.

Tüm bedenlerde şifayı, sağlığı, iyi hissi uyandıran yoga; çakralar , meridyenler, nadiler ve tüm enerji hatlarında blokajları temizler, akışı dengeler.

Günümüzde asana pratiği içinde kapitalist sistem ve sonsuz sevgi arayışının etkisiyle hem eğitmenler hem öğrenciler, çok insanca bir biçimde, poz için “gerekli” esnekliğe, güce, mobiliteye, dengeye ulaşmak için pratik yaparken bazen asananın bize asıl getirisini atlayabiliyoruz: zihin üzerinde hakimiyet & içeriyle daha derinden bir temas. Eğer estetik kaygısı, pozu yapmak ya da yapamamak üzerinde takılı kalırsak hem zihin katılaşıyor hem de pratik sıkıcı bir rutine dönüşüyor. Yine, zihin, savaşacak ve yenilecek, üstesinden gelinecek elle tutulabilir bir uygulama buluyor ve gözle görülmez kısmı ikincil önemde kalıp unutulmaya yüz tutuyor.

Sutralardan biliriz , “Sthira-sukham asanam” – yani asana sabır ve rahatlıktır. Bu bir pozun içinde – kendi bedensel sınırlarımız içinde ve kendi pratiğimiz seviyesinde bir varyasyonda bulunurken – hem içsel varlığımızın durumunu anlatır, hem de bedenin andaki deneyimini. Beden zihnin halinden hoşnut, zihin bedenin halinden hoşnutken, kendi en içsel alanımızda kök salmış sakinlikle oturuyor olmayı ifade eder. Bu biçimde beden temiz, net, açık, özgür bir zihni desteklemek için oradadır.

4. Pranayama: Enerji / nefes çalışmaları

Prana, Sanskritçe’de Çi’yi yani yaşam enerjisini anlatan sözcüktür. Yogilere göre, kuyruk sokumundan başlayıp iki burun deliğine varan iki büyük enerji kanalı vardır; Ida & Pingala. Ancak bu ikisi, sağ sol beyin yarım küreleri, dişi ve eril enerji ve diğer tüm açılımları ve karşılıkları dengedeyse enerji orta hatta aşağıdan yukarı Sushumna kanalı boyunca yükselir.

Pranayama ise nefes çalışmaları yoluyla enerjiyi bedene yoğun miktarlarda, farklı niyetler ve şekillerde alıp, temizlenmek, arınmak, yoğunlaşmaktır. Bunun için üç diyaframın kilitleri, belli beden biçimleri, belli hızlar ve belli teknikler uygulanmaktadır.

Yoga, asana mıdır: Yoganın temellerine bir bakış

5. Pratyahara: Çekilme

Algıların içeri dönmesi, dış etkenler ve dış dünyanın sunduklarından bir mesafe ile kendini inceleyebilmektir. “Pratyahara” kelime anlamıyla “ahara”nın (yemek / dış etkenler) kontrolü demektir, başka bir deyişe dışsal etkenler üzerinde hakimiyet kazanmak. Yogi, geçici ve sürekli değişen dış şartlardan, görünümlerden, zevkten kendini iç alana yönlendirerek yolundan şaşmayacağı bir güç kazanır; ardından tüm bu belirişler, onun var ise keyif aldığı yok ise / değiştiyse de acı ya da ızdırap yaşamadığı bir bahçeye dönüşür. Artık dışarıdan gelen veya gelmeyen, dışarıda olan ve olmayan onu bağlamaz.

Yogik düşünce sisteminde 3 seviye ahara vardır.

Birincisi fiziksel anlamda “yiyecekler”imizdir, bedenlerimizi beslemek için 5 elementi ulaştırır – toprak, su, ateş, hava ve ether. İkinci seviyede zihni beslemek için bizlerle olan “izlenimler” vardır – ses, dokunma, görüş, tat, koku algıları ve altlarında sübtil olarak bulunan ses / ether, dokunma / hava, görüş / ateş, tat / su, koku / toprak ile eşleşir. Aharanın üçüncü düzeyinde ise “bağlar” vardır, kalp seviyesinde yaşamımızda tuttuğumuz insanlar ruhu besler ve bizleri 3 temel guna ile etkiler – sattva (uyum), rajas (dikkat dağınıklığı), tamas (atalet)…

Pratyaharanın iki yüzü vardır; hem kötü ve uygunsuz yemeklerden, hem kötü ve uygunsuz izlenimlerden hem de bağlardan uzak durmak ve eş zamanlı olarak doğru yiyeceklere, doğru izlenimlere ve doğru bağlara yönelmektir. Zihinsel izlenimlerimizi doğru yiyeceklerle beslendiğimiz bir diyet ve doğru düzgün arkadaşlıklar ve bağlar olmadan sağlayamayız. Fakat pratyaharanın ilksel önemi duyusal izlenimlerden ve hazlardan çekilmek ya da bunlar üzerinde hakimiyet kurabilmekten gelir; bu da zihnin dışarıyı bırakıp içe dönebilmesini sağlar.

Negatif ve düşük titreşimli izlenimlerden uzak durdukça, pratyahara zihnin bağışıklık düzeyini artırır. Nasıl gerçekten sağlıklı bir beden tüm toksinlere ve patojenlere direnç gösterir ve sunulduğu anda dışarı geri atmak ister; sağlıklı bir zihin de aslında etrafındaki negatif düşünsel ve dışsal etkilere karşı güçlenir. Dolayısıyla eğer bir inşaat sesinden, çocuk ağlamasından, kornalardan gerildiğinizi hissediyorsanız, pratyahara doğru basamak olabilir.

Hakimiyet Yoluyla Ötesine Geçmek

Patanjali, Yoganın son 3 adımının birlikte değerlendirilmesini önerir, zira üçü birbirine sıkı sıkıya bağlıdır. Dharana, Dyana ve Samadhi; sekiz basamağın “kontrol”ü vurgulayan ve “Nirvana”ya doğru uzayan yol haritası olan kısmıdır.

6. Dharana

Zihnin konsantrasyonunu anlatan dharana; zihnin tek bir objeye yönelik yoğun odaklanışı sayesinde objeyle birliğe ulaşmasıdır. Bu bir çiçek ya da mum gibi dışsal bir obje olabileceği gibi, bir çakra ya da organ gibi daha içsel bir şey de olabilir. Genellikle eğitmenlerin öğrencilere “nefese odaklanın, nefesin akışını izleyin” derken üzerinde durdukları basamak burasıdır.

7. Dyana

Tek bir objeye yönelik konsantrasyonun tüm varoluşa, algılanan tüm alana doğrultulmasıdır. Böylece konsantrasyon, sınırsız ve her şeyi kapsayan bir hal alır. Bu da, kişinin kendini üzerinden ifade edebileceği bir fiziksel alanın sınırlarını ortadan kaldırır. Gerçek benliğimizi, insan olmanın ötesini, kavrayabileceğimiz iç deneyimi bu basamakta yaşarız.

8. Samadhi

Varoluşla, yaratanla, her şeyi kapsayan ve olduranla tam bir bütünlük ve özdeşlik hali.

Özet olarak…

Yoganın üzerinde durduğu, hem sırayla ilerleyen hem de aynı anda hep birlikte kişiye açık olan değerli basamaklar bunlar. Derslerde tüm bunları, bunların arkasındaki cilt cilt kitapları ve düşünceleri, idrakleri ve sebepleri bir yandan birçok bedenin sınırlarını, hassasiyetlerini ve iyiliğini izlerken paylaşmak kolay olmasa da; yoga eğitmenleri olarak bir soru ya da düşünce üzerinden her derste aslında başka bir basamak üzerinden geçiyoruz.

Yoga yapan, yeni başlayan herkese önerim her gün kendinize sessizlikte zaman ayırın. Boşuna iki kulak bir ağzımız yok; dinleyin.

Sessiz kalın ve ötesindekini dinleyin.

Dilerseniz gelin, şekiller, fikirler, zikirler, hissedişler ile birlikte dinleyelim.

 

İlginizi çekebilir: Engellerin ötesinde, sevginin kalbinde: “Yogayla yeniden başla”

Canset Bağan
Cemre Canset Brahma Kumaris’te ilk meditasyonunu deneyimlediğinde 12 yaşındaydı, 15 yaşında Reiki ile tanışıp ilk enerji inisiyasyonunu aldı, 16 yaşında yogaya başladı ve 19 ... Devam