X

“Yeni” her zaman mutluluk mu getirir?

Yeni kelimesi size neyi çağrıştırır? Ferahlık? Heyecan? Merak? Nefes? Değişiklik? Mutluluk?

Hepimiz için ifadesi farklı farklıdır eminim ama, ortalamaya baktığımızda genellikle pozitif anlamlar, hisler taşıyan kavramlar çıkıverir ağzımızdan. Peki hep böyle midir?

Şahsen ben de bugüne kadar bu şekilde olduğunu düşünüyordum, aksini hiç düşünmemiştim ya da gözlemlememiş, fark etmemiştim.

Geçenlerde Rida Kirasi’nin Sesle Şifa çalışmasına katıldığımda çıktı bu durum su yüzüne. Kısaca, yepyeni bir yerde çalışmalarını yapacakları için heyecanlı ve mutluydular, ama hava şartları yüzünden hayal ettikleri ve hazırlandıkları salon yerine, bir anda tüm hazırlıkların yönünü değiştirip küçük bir salona geçmek zorunda kalmışlardı. Bu defa bu yenilik rahatlık ve mutluluktan çıkmıştı. Rida şu sözlerle açmıştı çalışmayı:

“Yeni her zaman mutluluk değildir. Yeni, aynı zamanda belirsizliktir. Beklediğin olmayabilir, beklemediğin gelebilir. Sen buna kendi içinde karşı mı koyacaksın, yoksa bu yeni durumla uyumlanacak mısın?”

Yeninin belirsizlik olduğunu daha önce nedense hiç düşünmemiştim. Yeniyi kendimce kalıplaştırmış ve içine belirsizliği yerleştirmemiştim. Çünkü belirsizlik benim için negatif bir kavramdı aslında; kontrol edemediğim durumlar, korku, beklemekti. Bu sebeple de yeni kavramının içine hiç koymak aklıma gelmemişti. Halbuki o da vardı ve aslında hayatta her anımızın baş tacıydı. Hoşumuza pek gitmeyen bir sürü sıfatının yanında belirsizlik değil miydi bizi monotondan uzaklaştıran, merak ettiren, umutla dolduran?

Doğru, yeninin içinde belirsizlik de vardı ve belirsizlik her zaman neşe, coşku, mutluluk taşımıyordu insanın hayatına. Bu da hayatın bir gerçeğiydi. Işık olduğu kadar karanlık da olacaktı bu dünyada. Herşeyin bir zıttı vardı ve bizim anlamamız için olmalıydı da.

Peki yeninin karanlık tarafına razı mıydık? Beklediğimiz olmadığında, yeni, bize hiç beklemediğimiz yepyenilik getirdiğinde tepkimiz nasıl oluyordu? Hemen karşı mı çıkıyorduk, görmezden gelip istediğimiz konusunda inat etmekte ısrarcı mı davranıyorduk yoksa geleni kabul edip elimizden geldiği kadar yumuşakça yeni duruma mı uyumlanıyorduk?

O çalışma o gün işte böyle başladı. Benim kafamda kocaman, ışıklı bir kapı açtı. Teşekkür ettim farkındalıkla bana ışık olan, güçlendiren her ana.

Gamze Baytan: Selamlar, Gamze ben. Meditasyon ve yoga hocasıyım. 7/24 çalıştığım organizasyon sektöründen bir anda "Ne yapıyorum ben kendim için" diyerek çalışma hayatımda ne istediğime karar vermek adına verdiğim arada; kendimi bir anda bol kitap, bol sorgulama, bol seans ve bol yazının içerisinde buldum. Yol yolu açtı ve ben artık izlemek yerine hayata katılmayı seçtim. Eylül '15'te Ezgi Sorman'dan aldığım Meditasyon Eğitimi Eğitmenliği'nden mezun oldum. Şu an toplam 2 günden oluşan ve içerisinde “stres nedir, bedene etkileri nedir, sağlıklı seçimler yapmamız nasıl mümkündür, meditasyon nedir, ne işimize yarar, faydaları nedir, biz aslında kimiz” gibi soruların cevabını konuşup; her birimizin modu her an değişkenlik gösterdiği için tek bir tekniğe kendimizi sıkıştırmak yerine, esnek olabilmek adına 3 ayrı varyasyonun deneyimendiği eğitimler ve grup meditasyonları yapmaktayım. Yollar bitmez tabi hayat boyu; görebildiğimiz sürece. Ayık ve uyanık olarak yakalayabildiğimiz takdirde hayatı. Ve Cihangir Yoga'da Berivan Aslan Sungur'un Yin Yoga Eğitmenliği eğitimiyle kesişti yolum. Temmuz '17’de de meditasyon hocalığımın yanı sıra yin yoga hocalığına tam anlamıyla adım atmış oluyorum. Ben ruh-zihin-beden ile bütünüyle çalışmaktan çok keyif alıyorum. Yeni şeyler keşfediyorum. Hayatta hem daha güçlü hem daha esnek durabiliyorum artık. Her şey artık hem daha derin hem daha hafif. Ve bütün bu deneyimleri daha rahat anlamamı, içselleştirmemi, görmemi sağlayan en büyük araç da kelimelerim. Yazıyorum çünkü yazı benim bu hayatta ruhumla özgürce dansedebildiğim en özgür alan. Yazıyorum çünkü yaşadığımız, başımıza gelen herhangi bir şeyde yalnız olmadığımızı, çaresiz olmadığımızı bilelim, kuvvetimizi yine birbirimizden alalım, birbirimize yayalım ve şifa olalım diye.. Tüm insanlığa yayılmak niyetiyle. Mail adresim: gamzebaytan@gmail.com

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale