X

Yeni bir yaşam stili edinmeye var mısınız: Kendiliğindenlik

Kendiliğindenlik; bugüne kadar bize hizmet eden tüm tutum ve davranışlardan istediğimizi seçme özgürlüğüdür. Hani bazen çok imrendiğimiz insanlar olur, içlerinden geldiği gibi kendilerini ortaya koymaktan çekinmeyenlerdir onlar… Okuldaki en popüler kız, takımdaki en popüler çocuk, işyerinde en enerjisi yüksek çalışma arkadaşı ya da sosyal hayatta cazibesi ile çevresinde ilgi ve merak uyandıran kişiler… Nasıl böyle sakin, dengeli, mutlu, huzurlu olduklarını anlamak için hep aklımızın bir köşesinde kendimize sorular sorup dururuz.

İşte sorduğunuz soruları kısmen cevaplayacağını düşündüğüm anahtar bir kelime paylaşacağım sizlerle: KENDİLİĞİNDENLİK.

Kendiliğindenlik bir yaşam stilidir. Özgür birey, içinden geldiğince davranan esnek biridir, budalaca direnmez. Var olan bütün seçenekleri görür ve duruma, amaçlarına en uygun bulduğu davranışı samimi bir şekilde uygulayan kişidir.

Peki siz içinizden geldiğince özgür davrananlardan mısınız?

Bazen kendi kendimizi şöyle söylerken yakaladığımız zamanlar vardır: “İçimden gelmiyor.” Evet, bazen içinden gelmeme hali aslında tam da ihtiyacını o an içinde o şekilde dile getirerek karşılama hali ile özdeşleşir. Bazen kendiliğinden çıkıveren, ağzımızdan dökülen kelimeleri pek bir az önemseriz. Aslında tam da o anda gelen kelimeler, cümleler İÇİM dediğin yerin seninle konuşma halidir. Senin tarafından fark edilmeyi bekleyen, karşılanmamış ihtiyaçlarının, yoksunluğunun dile gelmiş halidir. İçim dediğin yer aslında öz kaynağının, öz şefkatinin, öz değerinin yani ÖZ’ünün en saf halidir. Buna BİLGE hal de denilir. Şimdi bu yazıyı okurken, tam da burada 60 saniye dur ve kendine şu soruları sor… Bırak gelen cevaplar aksın. Cevap gelmeyebilir. Oradaki sessizliğe tanık olmayı deneyimlemek bakalım sana neler söyleyecek…

  • İçim dediğin yer aslında tam olarak neresi?
  • Neye benziyor?
  • İçim dediğin yeri anlatan koku, renk ya da herhangi bir tat var mı?

Doğru zamanda, doğru yerde sorulan sorular hayatta çok fazla kapıyı açar. Kendi yaşamımda içinden çıkamadığım her durumda bu ve benzeri soru sorma yöntemlerine başvururum. Herkese çok şeffaf olamayabiliyor insan bazen… Ama iş kendinizle yüzleşmeye gelince şeffaflığı bırakın, kaçacak alan yok. Çünkü içinizdeki her şeyi bilen BİLGE taraf, sorduğunuz sorunun cevabını filtresiz bir halde kendiliğinden verecektir.

İçinizden gelen duygu ve düşünce kalıpları gün içinde farklı şekillerde zihnimizden bir bulut gibi geçip gider. Burada gelen duyguyu fark edip, arkasından sürüklediği düşünceyi izleme becerisi geliştirebilirsek o zaman davranışlarımızı denetlememiz de daha kolaylaşacaktır. Ortaya çıkan duyguyu görmezden gelerek, düşünceyi reddederek, kendiliğinden gelme ihtimali olan ne varsa önüne aşılmaz duvarları örmeye başlamışız demektir. Sonra da YAZGI dediğimiz tekrar eden döngüde aynı hikayeyi farklı kişilerle yazıp yönetmeye devam ederiz. Bu durumda bize yaşamda yön veren içgüdülerimizle bağ kurmak, uçak modundayken iletişim kuramadığımız için isyan etmekle eşdeğer hale gelir.

Bu yeterince temas edememe hali bir süre sonra karar alırken hep bir kararsızlık haline dönüşür. Martin Buber’e göre kararsızlık bir hastalıktır. Bu hastalık içimizdeki potansiyeli ortaya çıkarmadığımız sürece hiçbir şey elde edemeyeceğimiz, amaçsız bir döngüye hizmet eder. Potansiyelimize yön veremediğimiz zaman onu içimizde tutsak ederiz. Bu da özgürlüğümüzün elimizden alınmasıyla hissettiğimiz huzursuzlukla kardeş bir duygudur…

İçgüdülerimiz, kalıtımsal özelliklerimiz, çevresel etkenlerimiz karşısında ancak yetişkin benliğimizle kararlar aldığımızda özgürleşebiliriz. Çevreye gelince, biliyoruz ki, çevre insanı yaratmaz. Her şey insanın çevreden ne kazandığına ya da çevreye karşı tutumunun ne olduğuna bağlıdır… Bu tutumda istikrarlı ve dengeli bir şekilde ilerlemek için ihtiyacımız olan şey, içimiz dediğimiz yerden gelen her ne duygu varsa, onun kendiliğinden akıp gitmesi için önce onu hissetmek, sonra da ona alan açmaktır…

Kendiliğinizle hoş kalın…

İlginizi çekebilir: Kendine yol olmak: İçinizdeki ebeveyn, çocuk ve yetişkinle bir toplantı yapma zamanı

Nurgül Koçak: Profesyonel Gelişim ve Değişim Koçu Nurgül Koçak, Yeditepe Üniversitesi Kamu Yönetimi bölümünden başarıyla mezun oldu. Üniversitede eğitim aldığı süre boyunca kurumsal eğitim şirketlerinde staj yapmıştır. Özel sektörde pazarlama alanında iş tecrübeleri oldu. 2018 yılında Profesyonel Koçluk eğitimi alarak ‘Gelişim ve Değişim Koçu ünvanı kazanarak mesleğine yeni bir boyut katmıştır. Şu anda Mersin’de Çağ Üniversitesi’nde Tezli Psikoloji Yüksek Lisans yapmaktadır. Aynı zamanda psikoterapi yaklaşımlarından Transaksiyonel Analiz Uygulama eğitimini tamamlamıştır. Şu an kurumsal firmalara ve bireylere koçluk yapmakta ve iletişim eğitimleri vermektedir.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale