X

Yeme bozuklukları ve altında yatan psikolojik nedenler

Şüphesiz ki çoğu insanın hayatının bir döneminde yemek ile ilgili sıkıntısı olmuştur. Bu sıkıntı ya aşırı yemek ya da yemek yemeyi reddetmek şeklinde görülür. Fakat nedir bizim bu temel ihtiyacımız olan eylemle alıp veremediğimiz?

İnsan beyni öyle hassastır ki yaşadığımız en ufak olumsuz bir olay önce sindirim sistemimizi, sonra diğer sistemleri etkiler. Hayatımızın bazı dönemlerinde aşırı ve tıkınırcasına hızlı bir şekilde yeriz, bazı dönemlerinde ise yemeyi tamamen reddeder, sadece hayatımızı devam ettirebilecek kadar yemeyi tercih ederiz. İki uçta da aşırıya kaçınca ya obezite ya da anoreksiya veya blumia gibi hastalıklara yakalanırız. Bugün kısaca bu hastalıklardan ve bunlara neden olan psikolojik etkenlerden bahsetmek istiyorum.

Çok yemek ya da hiç yememek: İki uçta da aşırıya kaçınca ya obezite ya da anoreksiya veya blumia gibi hastalıklara yakalanırız.
Anoreksiya Nervoza

Özellikle genç kadınlarda daha çok görülen, ergenlik döneminde (nadiren genç yetişkinlikte) başlayan, yemek yememe, çok az uyuma ve buna rağmen çok aktif olmakla beliren psikolojik bir bozukluktur. Kişi aynadaki görüntüsünden son derece rahatsızdır. Ne kadar zayıf olursa olsun, o kendisini kilolu olarak görür ve bu sebepten dolayı yemek yemeyi reddeder. Bazen yediği bir lokma bile onu rahatsız eder. Anoreksik kişilerde çok hızlı kilo kaybı görülür. Bununla beraber iç organların çalışmasında düzensizlik ve mental açıdan algılamada güçlükler görülür.

Anoreksiya tanısı konmuş kişiler, özellikle aile içinde duygu yoksunluğu çeken, reddedilmiş ve kendilerini yalnız hisseden kimselerdir. Özellikle çocukluk çağında ilgisiz ebeveyn tutumu, anne veya baba eksikliği, ebeveynleri kavgalı bir boşanma sürecinden geçmiş bireylerde daha sık rastlanır.

Blumia Nervoza

Blumia da yine anoreksiya gibi zayıflamaya ve yemek yemeyi reddetmeye yönelik bir bozukluktur. Ancak anoreksiyadan farklı olarak kişi tıkınırcasına ve normal bir kişinin yiyebileceği porsiyondan daha fazla yer ve en geç 15-20 dakika içinde yediklerini kusarak çıkartır. Kişi bu şekilde zayıf kalacağını düşünmektedir. Fakat bu son derece sağlıksız ve tehlikeli bir düşüncedir. Çünkü kusma eylemi devam ettikçe, hastalarda mide ve yemek borusu kanseri riski fazlasıyla artar. Bununla birlikte kalp ritminde yavaşlama, kusmaya bağlı gözlerde damar çatlağı, ülser ve diş hastalıkları görülür.

Blumikler yemek yemeyi seven ancak kilo takıntısı olan kişilerdir. Özellikle hayatlarının bir dönemini kilolu olarak geçirmişlerse ve bu durum onların özgüvenlerini etkilemişse kilo problemini ve yemeyi takıntı haline getirmişlerdir.

Blumikler, normal bir kişinin yiyebileceği porsiyondan daha fazla yer ve en geç 15-20 dakika içinde yediklerini kusarak çıkartır.
Obezite

Biriken fazla vücut yağının sağlık üzerinde olumsuz bir etkisi olabilecek seviyede çok olması nedeniyle kullanılan tıbbi bir durumdur. Bir kişinin ağırlığının kişinin boyunun karesine bölünmesiyle elde edilen bir ölçüm olan Vücut Kütle İndeksi’nde (VKİ) genel olarak indeksi 25 kg/m2 ila 30 kg/m2 ve üzeri olanlar obez olarak kabul edilirler.

Obezite, fizyolojik nedenlerin yanında psikolojik nedenlerin de baskın olduğu ciddi bir hastalıktır. Genelde tıkınırcasına ve gece yalnızken yemeyle başlayan bu hastalıkta vücut belli bir kiloya geldikten sonra diyet ve spora beklenilen tepkiyi veremez.

Obezitenin psikolojik nedenlerinde yine travmatik bir çocukluk/ergenlik dönemi, duygusal tatminsizlik, düşük özgüven gibi sebepler görülür. Duygusal tatminsizlik yaşayan kişi bu boşluğu yemekle kapatmak ister. Çoğu zaman yedikten sonra pişmanlık duysa da yemeye devam eder.

Tüm bu rahatsızlıkların ortak özelliği, psikolojik nedenlerin baskın olması ve ölümle sonuçlanabilecek kadar tehlikeli olmasıdır. Kendinizde 1 aydan fazla süredir yemek ile ilgili bir anormallik hissediyorsanız hem bir hekime hem de bir psikoterapiste başvurarak önlem almanızı ve en önemlisi kendinizle barışmanızı tavsiye ederim.

 

İlginizi çekebilir: Beyninle yapacağın faydalı bir anlaşma için gülümse, hemen şimdi!

Uzman Psikolog Merve Saraçoğlu: İstanbul Ticaret Üniversitesi Psikoloji Lisans ve Uygulamalı Psikoloji Yüksek Lisans eğitimini tamamladıktan sonra Bristol Üniversitesi’nde Klinik Psikoloji Programı’nı tamamlamıştır. 2010 yılında başladığı Bilişsel ve Davranışçı Terapi eğitimini 2013 yılında bitirerek psikoterapist ünvanını almıştır. Eş zamanlı olarak Pozitif Psikoterapi Enstitüsü’nden onaylı Pozitif Psikoterapi eğitimi ve Pozitif Aile Terapisi eğitimi almıştır. 2012 yılında Avrupa Psikodrama Organizasyonu onaylı psikodrama eğitimini tamamlamıştır. Yüksek lisans ve doktora eğitimi sürecinde, davranış bozukluklarında gevşeme teknikleri konusunda eğitim ve süpervizyonlar almıştır. Bu süreçte birçok danışmanlık merkezinde psikoterapist olarak görev yapmıştır. Halen yetişkinler için bireysel danışmanlık yapmakta ve psikoterapi uygulamaları esnasında Bilişsel-Davranışçı Terapi, Pozitif Psikoterapi, Çözüm Odaklı Terapi ve Motivasyonel Görüşme Tekniklerinden yararlanmaktadır. Kendi oluşturduğu ‘’Ofiste Gevşeme’’ programıyla kurumsal şirketlere iletişim ve gevşeme teknikleri eğitimleri vermektedir.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale