X

“Yazılmamış”: Bugün, kitabının başladığı yer

Natasha Bedingfield’ın yaklaşık 20 yıl önce çıkardığı bir şarkısı var. Adı: “Unwritten” yani “Yazılmamış”. Şarkının tüm sözlerini buraya yazamam tabii ama iki cümlesi tüm şarkıyı anlatıyor aslında. “Bugün, kitabının başladığı yer. Geri kalan henüz yazılmadı.” Bu şarkı benim listemde hep vardı ama özellikle son yıllarda daha da anlam kazandı. Ve kulaklıkta ne zaman denk gelsem, “Evet ya, budur!” hissi verdi. Hani her insanın bir şarkısı vardır, açınca bir anda her şeyi unutup kendine geldiği, hah işte bu şarkının bana verdiği his tam da bu. 

Gelelim, “Bu sözleri nasıl içselleştirdim?” konusuna. Kendimle çalışmak, kendimin farkına varmak, terapi almak gibi kavramlarla tanışmadan önce geçmişin defterlerini bir türlü kapatamazdım ben. Daha doğrusu kapattığımı sanırdım. Bunun tabii ki farkında değildim. Bu yüzden de her yeni gün bir önceki günün hem hesabını sorup hem de hesabını verir bir şekilde hikayenin tekrarı gibi ilerliyordu. Ee haliyle, bırakın yeni günün heyecanını yaşamayı, “Aynı şeyleri bir daha yaşayacak mıyım?” korkusu ağır basardı. 

Tam bu noktada, şarkının birkaç sözüne daha atıfta bulunmam gerek. Şöyle diyor: “Kimse senin yerine yağmuru cildinde hissedemez. Kimse senin yerine dudaklarınla konuşamaz.” İşte burada da durumlar benim için pek parlak değildi. Özellikle yakın çevremdeki hemen hemen herkes, beni benden daha iyi tanırcasına hayatımda söz hakkı sahibiydi. Şarkıda dediğinin aksine dudaklar sanki bana ait değildi. Bu arada o dönem kendime o kadar uzaktım ki belki hakikaten beni benden daha iyi tanıyorlardı, alın size yaman çelişki 🙂

Kendimi önce ucundan kıyısından tanımaya başladıkça ve zamanla derinlere inme cesareti gösterdikçe tüm çabamın aslında bu şarkının sözlerini uygulamak olduğunu anladım. 

Geçmişte yaşadığım iyi, kötü her ne varsa onlarla cebelleşmek yerine kabul etmeyi seçmeye başladım. Ve cebime eklemem gereken her ne varsa onu alıp, geri kalanını bırakmayı öğrendim. Her yeni günü kitabın ilk sayfası gibi görmeyi, her ne olursa olsun yeniden başlamayı kendime borç bildim. Unutursam, canım Natasha’yı açıp dans ettim bazen. Burayı ciddiye almadınız değil mi? Ama çok ciddiyim 🙂

Her türlü söylenecek söz, atılacak adım da kendi kitabımın baş kahramanı olarak bana ait. Bunun önce kendime, sonra da çevremdekilere sık sık hatırlattım. Neydi? Yağmuru sadece ben hissedebilirim, öyle değil mi?

Unutmayın, bugün kitabınızın başladığı yer ve geri kalan henüz yazılmadı!

Sevgiyle kalın.

İlginizi çekebilir: Benim sadık dostum: Samimiyet

Ecehan Kaylan: 1990 Aralık ayında, İzmir’de başladı benim serüvenim. 10 senedir kurumsal hayatta özel şirketlerde çalışan, 33 yaşında beyaz yakalı endüstri mühendisiyim. 30 yaşımla beraber hayatın bana getirdiği değişimlerin, tecrübelerin ve terapi sürecimin de etkisiyle kendimi tanıma yolculuğum başladı. Evet, kendini tanımak konusunda biraz geç kalmış gibiydim ama belki de tam zamanıydı. Görünen toplumsal kimliğimin yanında özellikle son birkaç yıldır gördüm ki ben kendimi en iyi yazarak ve yazdıklarımı paylaşarak ifade edebiliyorum. Bu şekilde ayrı yollarda aynı duygularla yürüyenlerle bağ kurmaktan da çok keyif alıyorum. Kendinize her gün biraz daha yaklaştığınız yolcuklarınızın olması dileğiyle!

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale