Yaşamın sihrini deneyimlemek: Niyetin de senin elinden tutsun diye, kendini niyete göster

Niyetin de senin elinden tutsun diye, kendini niyete göster. Bir burkulma ve başka dünyaya sıçrama hikayesidir yaşam. Burkulmalardan sıçranan başka dünyaların tek sırrı, eskiye bağımlı kalmamaktır. Eskiye olan bağımlılık seni burkulan zamanın, halin tam ortasında sıkıştırır. Bu araftır. Bu hiçbir yere ait olamamaktır.

Bir şeyin, nasıl olacağına, ne yöntemle olacağına takılma, burkulma seni bir elden diğerine sıçratacaktır. 

Aynı DNA sarmalın gibi burkuldukça, başka bir dünyaya, başka bir gerçekliğe adım atarsın. Bu öyle başka bir boyut, öyle bir sıçrayış olur ki, eskiye dair içinde taşıdığı sadece ufak bir histir. Bu gerçeklikte, bu algıdayken, niyetin ne ise ona yükselip kendini gösterirsin. O niyeti ne kadar istediğini, onunla ne olacağını, ne yapacağını.. Niyetin de seni seçerse, yani seninle işbirliğinde olmayı kabul ederse, sıçrama yaşanır. Senin, olana inancın ne kadar fazla ise burkulma ve sıçramanın süresi o kadar kısalır, fark ediş anında gerçekleşir. 

Aslında herkes, niyeti ile birlikte bunu nereye kadar deneyimleyeceğini de bilir. Burada iş içten içe bildiğini değiştirmeden kabul etmektir.

Kendimize dair her türlü istek ve arzumuz ihtiyaç ve bilme odaklıdır. Her ne kadar biz bunu böyle tanımlamasak da. Eksiklikleri doldurmak, eksikliklerin olduğuna inanmak isteriz. Kulağa biraz tırmalayıcı geliyor bu. Eksikliklerin olduğuna inanmayı istemek ne demek? Bu, içimizdeki tanımsız boşluğun duyguda ifadesidir biraz. Boşluğu ve aslında tam merkezinde olmadığını kabul etmektense, bir eksikliğin olduğunu düşünmeye ihtiyaç duyarız. Merkezlenmek demek de, kısaca kendini tanımak demektir. Kendini bilmeye adım atmak. Kendini bilen yerinden oynatılamaz bir kaya gibi olur, sorgusuz ve kendine karşı net, dürüsttür. Burada bir merkezlenme yaşanır. Burada varlığını kabul deneyimlenir olur. Bu durumda iken, niyetimize kendimizi gösterdiğimizde sıçramaya ve dönüşmeye hazırızdır. 

Burkulma gerçekleşirken değişimin ve sıçramanın ivmesini hissederiz. Bununla savaşmayız, buna teslim oluruz. Niyetten bizi ayrı tutana son defa bakarız, son defa deneyimler ve vedalaşırız. 

İlginizi çekebilir: Mucize, halihazırda yaşadığınız şeylerden başkası değildir: Kendinizi fark edin

Niyetimizin de bizi seçmesi demek, görsel olarak söyle canlandırılabilir:

Sonsuz olasılıklar ve paraleller arasından kendi potansiyelimizin üst seviyesine doğru uzanırız. Düşünün ki, bir paralel yaşamda bir tane daha sizden var ve o “siz” yaşamı çok daha başka ve sınırsız deneyimliyor. Ona doğru uzandığınızda, paraleldeki “siz” size doğru çekilir. Ne kadar güçlü ve sadıksanız bu çekim atar. Oradaki siz, buradaki sizin çağrısını daha net duymaya başlar. Bu noktada, oradaki size neden orada olmak istediğinizi net bir dille anlatmalısınız. Gerçek olarak! İkna etmelisiniz ki, sizinle el ele tutuşup sizi o dünyaya çeksin. Netliğiniz bozulursa o da kendi akışında önüne bakacak ve sizinle bağlantısı kesilecektir. Eğer sürekli olarak aynı noktada durmaya devam ederseniz sizi göz ardı edemeyecektir ve sonunda, ona ağzını sulandıracak bir teklifle gidersiniz. Bu teklif harekettir. Niyetiniz size gelirse ne olacağına dair küçük bir hareket! Bu tüm bedeninizle niyetiniz gerçekleşmiş gibi hissetmek, gerçekleşince edinmeniz gereken araçları hazırlamak vs olabilir. Yeter ki madde dünyasında, niyetin çengelini takacağı bir kaya olsun. Böylelikle niyet hareketinize bağlanır ve sizi yukarı çekmeye başlar. Bu sırada sizi olduğunuz dünyaya bağlayan ne kadar durum var ise tek tek kopar enerji bedeninizden. Bu kopuşlar, korkularınızı, endişelerinizi tetikleyebilir. Burkulma budur, sıkışma budur. Bu sıkışmada vazgeçmez ve diremezseniz sıçrayış gerçekleşir. Artık başka bir gerçekliktesinizdir. Paralel dünyanıza geçiş yapmışsınızdır. Geçmişe bağlanmamak bu yüzden önemlidir. Paralelde artık başka dengeler içinde var olursunuz, oradaki siz ile birleşmişsinizdir. Eskiye dair düşünceler ve inançlar sizin titreşiminizi bozar ve sizi yine eski dünyaya doğru düşürür hem de paralelde birleştiğiniz “siz” ile birlikte. Bu yüzdendir ki, bu düşüşler daha ağır ve yorgun hissettirir. 

Kendimize, niyetimize duyduğumuz istikrar önemlidir. Bu iki dünyayı bir araya getirmektir. Eğer bir büyücülükten bahsediyorsak, yaşamın sihrinden bahsediyorsak bu sihrin ta kendisidir.

 

İlginizi çekebilir: Sizi izleyen kimse yok: Kendinizi kendinizden özgürleştirdiğinizde, diğerleri de sizi özgür bırakacak

Esra Uyman
1977’de İstanbul’da doğdu. İzmir Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi, Resim Heykel bölümünden mezun olduktan sonra 9 Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde Moda Aksesuar Tasarımı okudu. ... Devam