Sizi izleyen kimse yok: Kendinizi kendinizden özgürleştirdiğinizde, diğerleri de sizi özgür bırakacak

Seni gizliden gizliye izleyenler var. Her davranışını, her ilişkini, aklından geçenleri… Yapıp yapamadıklarını sorgulayanlar, her bir eylemini yargılayanlar var. Hakkında doğru veya yanlış yaptığını düşünen, buna göre sana tavır alanlar var. Onaylayanlar ve reddedenler! Senin de her birine cevabın var, her bir bakışa, her bir varsayıma…
Kim seni izleyenler?
Neden izliyorlar?
Neler diyorlar?
Hiç düşündün mü, senden ne istiyorlar?

Dışarı doğru tüm eylemler, istekler, düşünceler. Ya birilerine göstermek için, ya birilerine cevap olsun diye ya da birileri onaylasın diye. Hani hepsi olmasa da sadece bir kişi mesela…
Seni izleyen kim?
Annen mi? Baban? Kardeşlerin? Öğretmenlerin? Arkadaşların? Muhtemel tanıdıkların? Instagram takipçilerin? Devlet? Toplum? Tanrı?
Seni kim izliyor?
Seni sürekli kim yargılıyor?
Biraz biraz hepsinden mi?
Yoksa kafanın içindeki sen mi?
Sen?
Sürekli kendini yargılayan ve başkalarının ne düşündüğünü tahmin edip olası ihtimallere cevap vermek için harap olan olabilir misin?
Sürekli göremediğin kocaman bir elin, başını aşağı çevirdiği hissinde misin?
İleriye bakmana izin vermeyen? Sadece toprağa bakmana olanak tanıyan?

Kaldır başını…
Senin senden başka kimsen yok. Kaldır başını!
Seni senden başka yargılayacak olan yok.
Karşındakiler mi?
Elbette sen, kendi yakandan çekersen ellerini, onlar da bırakacaklardır yakanı. Sen kendi kendine izin verirsen, onlar da izin vereceklerdir sana. Sen kendi kendini onaylarsan, onlar da onaylayacaktır seni…

Kimse seni izlemiyor!
Kimse seni duymuyor. Tanrı bile…
Seni sadece sen duyuyorsun, seni sadece sen izliyorsun.
Senden başka kimse yok!
Sadece sen varsın ve sonsuz olasılıkta aynalar, her haline göre şekli değiştiren. Sadece sen ve seni her halinle gösteren yansımalar…
Kabul edebilir misin? Her gördüğünün sen olduğunu. Başının üzerinde herhangi bir sebeple duran bir el olmadığını… Kimse yok!
Sadece sen.

İşte bu yüzden, her okuduğun tam da sana yazılmıştır. İşte bu yüzden en sevmediğin ot burnunun dibinde biter. İşte tam da bu yüzden, aradığını hiçbiryerde bulamazsın. Bu yüzden düşündüğün seni arar! Bu yüzden, karşına hep aynı “şeyler” çıkar…
Sensindir. Yediğin yemekten, içtiğin suya, gülümsediğin bir yüzden öfkelendiğin bir olaya kadar, hepsi sensindir.
Bu koca dünya hem küçücük hem de sonsuzdur bu yüzden.
Bolluk görüyorsan yaşamında gönlündendir, dar boğazda sarmalanıyorsan kendi potansiyelinin körlüğündendir.
Hareket edemiyorsan kurallardan, dış dünyanın yargılarından, kendi inançlarındandır.
Kimse yok, sen varsın. Kimse hiçbir şey yapmıyor, sen yapıyorsun.

Yaratmaya başlamak için, tanrının onayını bekliyorsan temin ederim ki daha çok bekleyeceksin!

İçinde sana kendi nefesin kadar, aort damarından daha yakın olan, aklından geçen her düşünceyi senden önce bilen, niyetini farkeden, senin için en iyinin ne olduğunu bilen, tüm dualarını duyan bir güç var.

O, sensin…

Dışarıda kimse yok. Doğru zamanı beklemeyi bırak, onay beklemeyi, bir şeylerin düzelmesini, diğerlerinin seninle aynı düşüncede olmasını beklemeyi bırak!
Hepsi, sen kendine “benim” dediğin zaman hizalanacak. Sen yürüyeceksin, onlar teker teker susacak.
Dışarıda kimse yok, hadi çık artık.
Yaşam açılmamış bir hediye paketi gibi duruyor göz kapaklarının önünde!

Selam olsun.

İlginizi çekebilir: Başkalarının onayına ihtiyaç duymamak için: Kendine karşı dürüst olabilmenin yolları

Esra Uyman
1977’de İstanbul’da doğdu. İzmir Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi, Resim Heykel bölümünden mezun olduktan sonra 9 Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde Moda Aksesuar Tasarımı okudu. ... Devam