X

“Yap”maktan “ol”maya: Hayatın dalgalarıyla sörf yapabilmek için

Hayat bizi anbean bir şeyler yapmaya, eylemde olmaya teşvik eder. Bir yere yetişmek, çalışmak, koşmak, yaşamak, büyümek, doğmak, başarmak vb. daha pek çok şey bizi hıza teşvik eder. Her saniye giderek hızlanırken çoğunlukla bu hıza ayak uydururuz. Öyle ki yavaşlık böyle anlarda korkunç gelir. Oysa hayat hızlı anlardan öte yavaş anlarda kendine anlam bulur.

İşte bu anlarda hayata dair anlattıklarımız, kendimize anlattıklarımız, belki de en önemlisi zamanla ilişkimiz fazlasıyla önemli. Çoğunlukla zaman bir illüzyon; kendimize anlattığımız hikayeler devam ederken ona belirlediğimiz birimler “miş” gibi varoluyor. Bugün, biraz dün, biraz yarın değil midir? Hayat akışta bizi koşmaya, bazen zaman, bazen de değişim baskısıyla sürükleyebilir. Biz de çoğunlukla böyle anlarda daha çok çırpınmayı, hatta ayak diremeyi tercih ederiz.

Değişim bazen soğuk, bazen korkutucu, bazense bilinmez, bazen mutlululuk, bazense mutsuzluk gibi görünen anlar vadedebilir. Ancak içinden geçilen duruma kadar her şey belirsiz, bilinmez olsa da, yolun sonunun nereye varacağını önceden bilemeyiz. Tünelin sonundaki ışığı görememek ürkütücü gelebilir. Böyle anlarda yapma çırpınışlar yükselse de aslolan sadece olmaktır.

Bilinmezlikte kim oluyorsun, öfkede, hüzünde, endişede, hayat sınırlarını zorladığında sana ne olur, sonra sen kim olursun? Çoğunlukla burayı çok sonra düşünürüz, önce düşünmek istemeyiz. Oysa her davranış bir oluşla başlar ve en çok kim olduğumuzla ve hangi duruşta olduğumuzla yükselir. Hayat, bize olanlardan çok, olanlar karşısında kim olduğumuzdur. Bu nedenle zorlu zamanlarda bir şey yapmak gerekliymiş gibi gelse de, aslında gerekli olan sadece olmaktır. Olduğumuz gibi… Kendimiz olarak… Vakur, bilgece bir duruş sergileyerek.

O vakit her koşulda hayatın akışında, hayatın getirdikleriyle uzun uzun sörf yapabiliriz. Ve bu dansta en büyük destekçimiz kendimize ve duruşumuza olan güvenimiz olduğundan, “ol”ur, gider, akar her şey bizle birlikte. Bir bakmışız hayatla, akışla bir olmuşuz…

www.pskdilarapepedil.com

İlginizi çekebilir: Kalbinin ve zihninin mevsimi de bahar mı?

Dilara Pepedil: İstanbul Üniversitesi Psikoloji bölümünden 2008 yılında mezun oldum. Daha sonra Marmara Üniversitesi’nde ‘örgütsel davranış’ alanında wellbeing-iyi-oluş konusunda tezli yüksek lisans yaptım. Yaklaşık 14 yıldır aktif olarak yetişkin ve çocuk grubuna yönelik online/yüz yüze psikolojik danışmanlık ve psiko-terapistlik sürecimi yürütmekteyim. Aile Terapisi ve Aile Danışmanlığı, Oyun Terapisi, Sanat Terapisi, Çocuk Resimlerinin Psiko-pedagojik Açıdan Yorumlanması, Hipnoterapi, Pedagojik Formasyon, KindyROO Erken Çocukluk Eğitimi ve Gelişimi eğitimlerim bulunmaktadır. ‘Bilinçli Annelik Mutlu Anneliktir’ adında bir kitabım bulunmaktadır. Kurumsal olarak Adana Ticaret Odası, Çukurova Belediyesi, Optimum Outlet, Esas 01 Burada, Aksa Holding, Defacto ve KindyROO Türkiye’ye psikolojik eğitim ve seminerler verdim. Halen doktora eğitimime ‘liderlik’ konusunda devam etmekteyim. www.pskdilarapepedil.com

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale