X

Yalnızlık hakkında ilginç bulgular ve uzmanlardan yalnızlıkla başa çıkmak için etkili öneriler

Sosyal bir varlık olan insanın hayatını huzurlu ve mutlu şekilde sürdürebilmesi için diğerleriyle belli bir oranda bağ kurmaya ihtiyacı vardır. Belli bir oranda diyoruz, çünkü başkalarına duyulan ihtiyaç kişiden kişiye değişkenlik gösterir. Kimi geniş arkadaş çevreleri ararken, kimileri ise yalnızlığını ancak romantik bir ilişkinin dindirebileceğini düşünür ve hisseder. Kimileri içinse, sevgi dolu bir koca ve iyi bir arkadaş ortamına rağmen, çocuklarının yuvadan uçup gitmesi yalnızlığın gelip çöreklenmesi için yeter de artar bile…

Gelip geçici bir ruh hali olarak yalnızlığı ve bunun hangi noktalarda psikolojik bir rahatsızlığı işaret edebileceğini siz Uplifers okurları için inceledik. Ayrıca, yalnızlıkla başa çıkmak için birkaç uzman önerisi listeledik.

Reçete gerektiren bir duygu durumu: Kronik yalnızlık

Yalnızlık, bir ruh hali olarak psikolog ve psikiyatrlar kadar varoluş felsefecilerinin ve sosyologların da dikkatini çekmiş bir konu. Zaman zaman yalnız hissetmek oldukça doğal karşılanırken, bu durumun sürekli olmasının tıp literatüründe bir adı var: Kronik yalnızlık. Bu, profesyonel yardım gerektiren ciddi bir durum olabilir ve depresyon, alkol ya da benzer bağımlılıklara varan sonuçlar doğurabilir.

Uzmanlar, yeterli sosyal bağa sahip olamamanın fiziksel çıktıları da olabileceğini belirtiyor. Çünkü kronik yalnızlığa bağlı olarak fazlaca salgılanan stres hormonları, tüm organları etkileyebiliyor. Bunun sonucunda yüksek tansiyon, kalp damar sorunları, odaklanma, öğrenme ve hafıza sorunları gibi pek çok rahatsızlığın ortaya çıkması olası.

Chicago Üniversitesi’nden psikolog John Cacioppo’nun yalnızlık üzerine yaptığı araştırmalar, aşağıdaki ilginç bulguları ortaya koydu:

  • Hekimler, kendilerini çevrelerinden soyutlanmış gibi hissetmeyen, destek verecek bir ailesi olan hastaların tedaviye daha iyi yanıt verdiğini söylüyor.
  • Biriyle beraber yaşamak gençlerde ve yaşlılarda intihar eğilimini azaltıyor.
  • Aynı stres unsurlarının varlığında, yalnız kişiler kendilerini daha çok stres ve endişe altında hissediyorlar.
  • Yalnızlık hissi uyku düzenine olumsuz etki ederek uykunun süre ve kalitesini azaltıyor.
  • Kronik yalnızlıktan muzdarip kişilerin sosyal etkileşimleri de giderek daha yetersiz ve tatminden uzak gelmeye başlıyor. Bu da onların zamanla daha yalnız hissetmelerine neden oluyor ve kısırdöngü bu şekilde devam ediyor.
Zaman zaman yalnız hissetmek oldukça doğal karşılanırken, bu durumun sürekli olmasının tıp literatüründe bir adı var: Kronik yalnızlık.

Yalnızlıkla baş etmek için birkaç uzman önerisi

Yıllardır eğitmenlik yapan ve terapi seansları düzenleyen hipnoterapist Dr. Irene Conlan “Yalnızlık sadece bir his değil, bir tavır da olabilir.” diyor ve ekliyor: “Sürekli olarak yalnızlık hisseden kişilerin özgüven sorunları olma olasılığı yüksek.”

Dr. Conlan, yalnızlık hissine karşı şu önerilerde bulunuyor:

  • Psikolojik olarak iyi olmak fiziksel olarak da iyi olmayı gerektirir. Sağlığınıza özen gösterin. Egzersiz yapın. Hatta mümkünse egzersizi başkalarıyla yapma yolları arayın.
  • Karamsarlık ve kötümser düşünceler, gelip geçici olan yalnızlık hissini körükleyerek daha uzun sürmesine neden olur.
  • Kendinize bakmayı ve kendinizi sorgulamayı unutmayın. Kim olduğunuz, kendinizi nasıl tanımladığınız, amacınız önemlidir. Sizi neyin mutlu ettiği, diğer insanlara duyduğunuz ihtiyacın ne kadar olduğunu bilmek de kendinizi tanımaktan geçer.
  • Gönüllü aktivitelere katılın. Başkalarına yardım etmek kadar, size ihtiyaç duyulduğunu hissetmek de özgüveninizi tazeleyecektir. Hem gönüllülük işleri çoğunlukla takım çalışması ve sosyal etkileşim içerir.
  • İletişime açık olun ve bunu gösterin. Beden dilinizin ve yüz ifadelerinizin insanları itmeyecek şekilde olmasına dikkat edin. Bu, zamanla bir alışkanlık olarak yerleşecektir.

İlginizi çekebilir: Öz güveninizi artırmak için başvurmanız gereken vücut dili önerileri

Kaynaklar:

The Self Improvement Blog

Psychology Today

Develop Good Habits

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Sosyopix ile sevgi paylaşıldıkça çoğalır, hatırlandıkça sonsuzlaşır

Telefonlarımızın galerisi, aslında hayatımızın en güzel anlarının sergilendiği ama kimsenin tam anlamıyla gezmediği gizli bir müze gibi. Binlerce fotoğraf, yüzlerce gülümseme ve “bu anı hiç unutmayalım” dediğimiz o saniyeler… Peki, neden aşkın en saf hali sadece bir ekran camının soğukluğuna hapsolsun?



Alınan rastgele hediyelerin yerini, yaşanmışlığın ağırlığı ve dokunulabilir hatıralar alsın. Çünkü sevgi, sadece söylenince değil, paylaşılan bir kareye dokununca da hissedilebilir. Sosyopix’in sevgililer günü özel hediyeleri alışılagelmiş hediyelerin ötesine geçiyor.

Pikselden hatıraya: Dokunulabilir bir hikaye yazmak

Bazıları için aşkı anlatmanın en zarif yolu, onu kronolojik bir yolculuğa çıkarmaktır. Klasik bir hediye yerine, birlikte geçtiğiniz yolları, paylaştığınız sofraları ve o plansız kahkahaları bir fotoğraf albümü içinde toplamak, aslında “Seninle geçen her ana değer veriyorum” demenin en şık halidir. Sayfaları çevirdikçe tazelenen o duygular, dijital bir kaydırmadan çok daha fazlasını hissettirebilir.

Eğer “bizim hikayemiz her yerde olmalı” diyorsanız, yüksek kaliteli fotoğraf baskısı seçenekleriyle evin en güzel köşesini bir anı duvarına dönüştürebilirsiniz. Şık ve minimalist çerçeveler içine yerleştirilen o tek bir kare, bazen binlerce kelimelik bir mektuptan daha derin anlamlar taşır.

Günlük rutinlere sızan küçük mutluluklar

Aşk, sadece büyük kutlamalarda değil; sabah içilen o ilk kahvede veya mutfaktaki kısa bir sohbette gizlidir. En sevdiğiniz karenin yer aldığı bir baskılı kupa, en uykulu sabahları bile bir gülümsemeyle başlatabilir. Ya da buzdolabının kapağına iliştirilen, her baktığınızda sizi o tatile, o güne götüren fotomagnet çeşitleri… Bu küçük dokunuşlar, hediyeyi bir eşya olmaktan çıkarıp günlük hayatın içine sızan birer sevgi göstergesine dönüştürür.

Özenle hazırlanmış bir mutluluk: Hediye kutuları

Bazen tek bir hediye, anlatmak istediklerinizin yanında sessiz kalır; bir hikaye anlatmak, o hikayenin her sayfasına ayrı bir dokunuş bırakmak istersiniz. Sosyopix’in hediye kutusu seçenekleri, tam da bu “dile dökülemeyen” duygular için tasarlandı. O kutunun kapağını açtığınız an hissedilen şey sadece içindekilerin uyumu değil; “Seni neyin mutlu edeceğini, hangi kokunun seni gülümseteceğini ve en çok hangi anımızda huzur bulduğunu biliyorum” diyen o eşsiz özen… İçindeki her bir hediyenin birbiriyle fısıldaştığı, her detayda “seni gerçekten tanıyorum” mesajının gizlendiği bu kutular; hediye vermeyi bir alışverişten çıkarıp, sevdiğiniz kişinin ruhuna yapılan zarif bir yolculuğa dönüştürüyor. Çünkü en büyük lüks, bir başkasının kalbinde bu kadar iyi tanındığını hissetmektir.

Gelecekteki size en güzel mesaj: “İyi ki”

14 Şubat sadece bir tarih olabilir; ona asıl ruhunu veren şey ise sizin o tarihin içine sığdırdığınız yaşanmışlıklar. Sosyopix ile dijital ekranlardan çıkıp avucunuza düşen her kare, sadece bir kağıt veya nesne değil; aslında birbirinize verdiğiniz “daima yanındayım” mesajının en sessiz ve en güçlü tanığı. Yıllar sonra, bir akşamüstü o fotoğraf albümünü kucağınıza aldığınızda ya da her yeni aya en sevdiğiniz karenin eşliğinde başladığınız o takvimin her yaprağında size ‘iyi ki’ dedirten anların bıraktığı küçük tebessüm, bugünün en kıymetli yatırımı olacak. 

Çünkü hayat, biz planlar yaparken akıp gidiyor ama sevgiyle dokunulan anılar zamanı durdurmayı başarıyor. Bu Sevgililer Günü’nde sevdiğinize sadece bir obje değil; yıllar geçse de baktıkça “ne güzel zamanlardı, ne güzel seviliyoruz” dedirtecek bir hatıra bırakın. Çünkü bazı duygular paylaşıldıkça çoğalır, hatırlandıkça sonsuzlaşır.



İlgili Makale