X

Yalnız kalmak, kendimizle ve diğerleriyle ilişkimizi nasıl etkiliyor?

Geçtiğimiz sene bu zamanlar biz daha ne kadar evde kalacağız diye endişelenirken haftalar birbirini hızla kovaladı ve pandemi ile birlikte yaşamaya başladığımız bir seneyi devirdik bile. Yaşantımızın aslında her yönünü ayrı ayrı etkileyen bu durumun ilişkisellik ve yalnızlık boyutuna bu yazımda değinmek istiyorum. Evde kalmak zorunda olmamız ve sosyal ortamlardan uzaklaşmamızla beraber bu dönemde yalnızlığımızla da yüzleştik. İlişkilerimizden uzaklaştık ve ister istemez kendimize yaklaştık. Kimileri için bu çok tahammül edilemez bir durumken, kimimize çok iyi gelen bir süreç oldu.

Hayatımızda zaman zaman yalnız kalmayı tercih ediyor olabiliriz, çünkü ilişkilere ihtiyacımız olduğu kadar, kendi kendimizle ilişki kurmaya da ihtiyacımız var.

Yalnız kalma ihtiyacının çok da sağlıklı olmadığı fark ettiğim bir yanını kendi hayatımdan örnek vererek paylaşmak istiyorum. Sosyal olmayı sevdiğim kadar, yalnız başıma vakit geçirmeyi de seviyorum. Bu çok normal. Ancak özellikle kendimi iyi hissetmediğim zaman kendi kabuğuma çekilme ihtiyacı hissediyorum. Olduğum yerde durup kendi penceremden dışarıyı izlemek istiyorum. Ben göreyim ama dışarıdakiler beni görmesin. Ben iyiyken varım ama kötü hissederken yokum gibi. Kötü günlerimi tek başıma atlatayım, kimseye ihtiyacım olmasın, zayıflığımı, kırılganlığımı göstermeyeyim. Sonra diyorum ki kendi kendime, ama böyle kaçamazsın, saklanamazsın. İyi zamanlarını olduğun kadar, kötü zamanlarını da kabul edip paylaştığında bütün hissedebilirsin.

Diğer bir uçta ise kendi kendine kalmaktan kaçıp, kendini sürekli “oyalayan” kişilerin var olduğunu söyleyebiliriz. İlişkiselliği yalnızca romantik ilişkilerde değil, aile, arkadaş, sosyal medya ile sürekli olarak başkalarıyla iletişimde olma şeklinde yaşarlar. Paylaşmak çok değerli ve ilişkiselliğe ihtiyacımız var, ancak kişinin kendi kendine kalamaması da, en az ilişki kurmaktan kaçması kadar sağlıklı olmayan bir durum. Yalnızca ilişkilerle var olur ve kendi kendimle kalma deneyimini göz ardı edersem, kendimle ilişkime zarar veririm. Aynı şekilde diğerleriyle ilişki kurmayı reddeder ve sürekli kendimle kalmayı önceliklendirirsem de ilişki kurma gerekliliğini ve oradan beslendiğim gerçeğini yok saymış olurum. Şunu unutmamalıyız ki görülmek ve duyulmak en büyük ihtiyacımız.

Bunun bir formülü veya belirli bir dengesi yok maalesef. Gerçek olabilmek ve gerçek kalabilmek değerli diye düşünüyorum. Hem kendi yalnızlığımızda rahat olabilmek, kendimizi bilmek, hem de içinde bulunmayı seçtiğimiz ilişkilerimizde kendimizi olduğumuz gibi ifade edebilmek çok kıymetli. Olduğumuz kişi olmak, göstermek istediğimiz kişi olmaktan çok daha kolay ve masrafsızdır.

Varoluşçu yaklaşımdan bakarsak aslında herkes bu dünyadaki kendi deneyiminde yalnızdır. İnsanın ne hissettiğini, ne düşündüğünü, ne yaşadığını ondan başka kimse bilemez ve anlayamaz. Şöyle bir gerçek de var ki, diğer insanların varlığı hep hayatımızda olacaktır. Birbirimize muhtacız. Anlamak ve anlaşılmak istiyoruz. Duygularımız, düşüncelerimiz, arzularımız, hayallerimiz kendi içimizde yaşadığımızda değil, paylaştığımızda anlam kazanıyor.

İlginizi çekebilir: Temel ihtiyaç anlaşılmak ise, birine verebileceğiniz en değerli hediye nedir?

Beyza Turan: Profesyonel olarak yaşam koçu, amatör olarak yazarım. “Bu hayatı nasıl daha iyi yaşarım?” sorusuna kafayı takmış biri olarak öğrendiklerimi paylaşmayı çok önemsiyorum. İlgi alanlarım arasında olan duygu, davranış, bilinçaltı, motivasyon ve ilişkiler konularında okumayı, konuşmayı ve yazmayı çok severim. Geçmişimden kısaca bahsetmem gerekirse; Koç Üniversitesi’nde Endüstri Mühendisliği okudum ve Uluslararası İşletme yüksek linans programını tamamladım. İş hayatımda Google, Facebook (Londra) ve Adphorus şirketlerinde çalıştım. Daha sonra kendi kişisel gelişimimi de önceliklendirerek, profesyonel koçluk eğitimimi tamamladım ve Dore Coaching’i kurarak danışanlarıma destek vermeye başladım. Dilerseniz bir selam vermek veya sorularınızı iletmek için bana @dorecoaching Instagram hesabı üzerinden ulaşabilirsiniz.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale