Modern dünyadaki en yanılsamalı statü göstergelerinden biri, sürekli meşgul olma dürtüsü. Bir diğer deyişle, verimlilik tuzağı!
Her an ulaşılabilir olmanın zorunluluk olarak algılandığı modern toplumda; hepimiz başarıyı yüklendiğimiz çoklu görevler, gecelere kadar uzayan çalışma süreleri ve sürekli efor harcama haliyle eşleştiriyoruz. Gün sonunda kendimizi ne kadar yorgun ve bitkin hissettiğimize aldırmadan bir işten diğerine koşuyor, hatta sosyal etkinlikleri de bu temel görevlerin bir parçası olarak görüyoruz. Sonuç olarak; ne omuzlarımıza yüklediğimiz işleri gerçek anlamda tamamlayabiliyor, ne de uzun takvim hesaplamalarına göre belirlediğimiz arkadaş etkinliklerinden keyif alabiliyoruz.
Sürekli üretken olmanın üzerimizde yarattığı baskı, bize en rahatlamamız gereken anlarda bile kendimizi suçlu hissettiriyor, anda kalma halini ise erişilemez bir hayale dönüştürüyor. Oysa içine düştüğümüz bu verimlilik tuzağı, bizi hem işleri yarım yamalak yapmaya hem de vaktimizi kötü değerlendirmeye itiyor. Neyse ki her şeyde olduğu gibi bu kısırdöngüden kurtulmak için de ilk adım sorunu fark etmek. Ardından ise biraz dikkat ve enerji yönetimi geliyor. Bu şekilde koşturma halinden çıkarak gerçek başarıya ve verime ulaşmak kolaylaşıyor.
Verimlilik tuzağı nedir?
Verimlilik tuzağı; en kısa tanımla, sürekli bir şeylerle meşgul olma hali. Birçoğumuzun farkında olmadan içine düştüğü bu döngü, daha fazla iş yaptıkça daha fazla işin birikmesine yol açıyor ve geriye dinlenme anlarının kalmamasına neden oluyor. Yüksek performansta çalışırken, rahatlama ve dinlenme araları bile ya sonraki işe hazırlık süreci olarak değerlendiriliyor ya da iş verimini artıracak bir eğitim almak gibi stratejik hobileri kapsıyor. Dolayısıyla verimlilik tuzağına bir kez düşünce işler de bir türlü bitmek bilmiyor.
Üstelik bu döngü içine iş sorumluluklarının yanı sıra; mesajlara yanıt verme, ev işlerini yapma, e-postaları silme, kişisel bakıma vakit ayırma gibi modern toplumun yarattığı alışkanlıkları da alıyor. Günlük hayatta küçük ve önemsiz görünen bu tür görevler, beynimizi sürekli meşgul tutarak ödül mekanizmalarını kandırıyor. Kişisel görev listelerinde tik ardına tik atıyor olsak da gün sonunda gerçekten bizi tatmin eden büyük ve anlamlı projeler yapmış olmuyoruz. Sonuç olarak kronik yorgunluk, yaratıcılık kaybı ve tatminsizlik gibi hisler de kaçınılmaz bir hal alıyor.
Verimlilik tuzağı döngüsünden nasıl çıkılır?
Verimlilik tuzağının en büyük sorumlusu, çevrim içi medya kültürünün oluşturduğu herkesin mükemmel hayatlar yaşama baskısı. Gerçeklik algısının kopuklaşmasına neden olan bu baskı, bizi yarışılamayacak hayatlar peşinde koşmaya iterken aslında olmayan şeylere inandırıyor. Birinin hem evli, hem çocuklu, hem zayıf hem de başarılı olduğunu görürken buna bizim neden sahip olmadığımızı sorguluyoruz. Sosyal medyada sergilenen yaşamların gerçekliğini tartışmadan hareket ederken kendimizi yapılacaklar listelerine boğmayı başarı sayıyoruz. Çünkü herkes sürekli meşgul ve mutluyken, biz neden öyle olmayalım ki?
Ancak bu sahte olumlama haline sürekli tanıklık etmek, zihinsel yükü artırarak bizi çok şey yapıp az şey başarma döngüsüne hapsediyor. Bizden beklenenleri karşılayamamanın korkusu, sürekli aktif kalmanın başarı görülmesine yol açıyor. Biz de birden fazla görevle mücadele ederken sahte verimlilikten anlık haz duyuyor, fakat gün sonunda genel değerleme yaptığımızda yine geride kalmış hissediyoruz.
Ama işler her zaman böyle kalmak zorunda değil. Çünkü sizi verimlilik kalıplarına sıkıştıran alışkanlıkları tersine çevirmek için uygulayabileceğiniz basit teknikler var:
1. Görev önceliklendirmesi yapın.
Gün içinde çok fazla görev arasında dağılarak gün sonunda önemli bir iş tamamlamanın en büyük nedeni, önceliklendirme yetersizliğidir. En önemsiz işe en çok zaman ayırdığınız zaman aslında yaptığınızda sizi tatmin edecek işlere de yeterince yönelmemiş olursunuz. Bu durumun üzerinizde yarattığı kaygıyı azaltmak için günlük görevleri önceliklendirin. Örneğin; işe sizi en çok zorlayan ve gözünüzü en çok korkutan işten başlayın, ardından daha kolay olanlara geçin. Günü karmaşık bir görevle başlatmak, zihnin en taze anlarını verimli değerlendirmenizi sağlar ve psikolojik rahatlama getirir.
2. Odaklanma bloklamaları kullanın.
Gün içinde verilen basit kararlar, beyindeki yükü artırarak odaklanmayı zorlaştırabilir ve zamanın verimsiz kullanımıyla sonuçlanabilir. Bunu önlemek için gün içinde kendinizi en üretken hissettiğiniz zamanı belirleyin ve bu aralığı spesifik görevler için odaklanma bloğuna dönüştürün. Örneğin; “Saat 10:00-11:30 arası rapor incelemesini tamamlayacağım” gibi sınırlar çizerek hedefleri netleştirin. Bu size derin odaklanma için fırsat sunarak zamanı koruma imkanı tanır.
3. Tek bir göreve odaklanın.
Birden fazla görevi aynı anda yapmaya çalışmak, hiçbirini yapamamakla eşdeğerdir. Bunu önlemek için çoklu görevin bir yetenek olmadığını hatırlayın ve yerine tekli görev alışkanlığı getirin. Beyin, tek bir göreve odaklandığında kapasitesini maksimum düzeyde kullanır. Çoklu görev ise bu kapasiteyi bölerek her görev geçişinde size zaman kaybettirir. İşin tamamı veya belirli bir kısmı bitene kadar kendinizi ona adamanız, iş kalitesini ve hızı aynı anda artırır.
4. Zihinsel detoks yapın.
Hafta boyunca biriken görev yükü zihinde iz bırakarak dinlenmenin ve rahatlamanın önüne geçer. Bu da işlere konsantre olmayı zorlaştırarak genel verimi düşürür. Her şeyin tamamlanma zorunluluğu olduğu bir haftada bu zihinsel karmaşanın içinden çıkmak kolay değildir. Her hafta bitiminde kısa da olsa zihinsel detoks aralıkları vermek ise bunalmışlık hissinin azalmasını sağlar. Dijital cihazlardan ve hızlı yaşam temposundan arındırdığınız bir ortam, net düşünerek doğru karar almanıza yardımcı olur.
5. Tamamlanmışlar listesi hazırlayın.
Yapılacaklar listeleriyle mücadele etmek fazlasıyla zorlayıcı, bazen de motivasyon kırıcıdır. Bitirdikçe çoğalıyor gibi görünen işlerin yarattığı baskı, öz güven ve verim üzerinde de olumsuz etki taşır. Sürekli daha fazlasının sizi beklediği iş döngüsünün hevesinizi kırmasını önlemek için listeleri de tersine çevirin. Geçmiş başarılarınızı daha net görmenizi sağlayacak bir tamamlanmışlar listesi yapın. Bu alışkanlık, sürekli yüklendiğiniz işleri hatırlamaktansa kazanımlarınıza odaklanmanızı sağlar ve tatmin almanıza yardımcı olur.
6. Öz-şefkati onurlandırın.
Dinlenmek ve rahatlamak, bir lüks değil, biyolojik gereksinimdir. Bu nedenle işler ne kadar yoğun olsa da kendinizi suçlu hissetmeden dinlenebilmeniz gerekir. Farklı görevler arası verdiğiniz kısa bir mola bile, sonraki işe başlamak için ihtiyacınız olan enerjiyi sağlar. Verimlilik tuzağı sebebiyle girdiğiniz sürekli aktif olma halinin en büyük kırıcısı, öz şefkati onurlandırdığınız rahatlama anlarıdır. Bu farkındalık; yeni hobiler keşfetmek, yaratıcılığı yeniden bulmak ve şarj olmak için de harikadır.
Kaynak: happiful, zenhabits
İlginizi çekebilir: Her zaman üretken olmak zorunda değiliz