X

Ve sonsuza dek mutlu yaşadılar

Çocukken okuduğunuz masalları hatırlarsınız. Kötüler hep kaybeder, prens her zaman prensesi kurtarır, birbirlerini çok severler ve sonsuza dek mutlu yaşarlar. Hikayelerin sonunda herkes mutludur. İşte o çocuk aklımızla inandırıldık, bir gün gerçek mutluluğu bulacağımıza ve onun peşinden bıkmadan usanmadan koşmaya.

Üniversiteyi bitirince çok mutlu olacağımızı düşündük, mezun olunca gördük ki hala ‘çok’ mutlu değildik. Sonra iş bulursak kesin mutluluğun çözümü budur dedik ve yine öyle olmadı. Sonra o çok hayalini kurduğumuz tatile gitmek, ev almak, araba sahibi olmak gibi sonsuz mutluluk olasıkları sıralandı önümüzde. Ama hangisini tamamlasak önümüze yeni bir adım çıkıyordu o mutluluğa ulaşmak için.

Tabii bir de daha küçük mutluluklar için durmadan çabaladığımız konular vardı. Gün içinde sürekli online alışveriş yapmak, herkesin yaptığı gibi yurt dışında paylaşım yapabilmek için uçak bileti kovalamak, o herkesin gittiği yeni açılan restorana gitmek… Yani durmadan tüketmek ve daha fazla satın alırsak mutlu olacağımızı zannetmek.

Bunların yanı sıra sevdiklerimize pahalı hediyeler aldığımızda onların daha çok mutlu olduğuna inandırıldık. Hediyelerin fiyatıyla kendi değerimizin derecesini aynı tuttuk. Özel günlerde reklamlara ve sosyal medyaya bakın. Seviyorsan ve değer veriyorsan satın almalısın. Hem de en iyisini en pahalısını… Fakat bu tüketim, tamamen sonu olmayan bir döngü haline geldi. Her zaman daha yenisi, daha pahalısı üretilmeye devam ediyor. Satın alınan şeyin bir amaç değil araç olması gerekir. Bunun farkına varanlar son zamanlarda eşyadan çok deneyime odaklanmaya başladılar.

Mindfulness öğretisinde duyguların denizdeki dalgalar gibi gelip geçici olduğundan ve onlar geldiğinde dalgalara direnmek yerine farkındalıkla kendimizi onlara bırakmamız gerektiğinden bahsedilir. Mutsuz olmak ya da nötr olmak da aynı mutlu hissetmek gibi gün içinde, an içinde defalarca karşılaştığımız duygulardır. Mutsuzluktan kaçınmak yerine onu fark edip tıpkı diğer her duygunun da sonsuza dek kalmadığı gibi, onun da geçeceğini bilmek kendimizle olan sonsuz savaşımıza bir anlam katabilir.

Sürekli her şeyi olumlama çabasına girmeye, sürekli rahatlamış ve gevşemiş hissetmeye gerek yok. Bilinçli farkındalık, masalların aksine bunu öğütlemez. Olanı olduğu gibi görmeye, fark etmeye ve bunlarla birlikte gelen davranışları gözlemlemeye davet eder bizi.

İlginizi çekebilir: Hayatı anlamlı kılma çabalarımız

Aylin Bekil: Merhaba ben Aylin, aslen Çanakkaleli olmama rağmen eğitim hayatım için Türkiye'nin çeşitli şehirlerini dolaştım. 2017 yılında ODTÜ Petrol ve Doğalgaz Mühendisliği bölümünden mezun oldum ve o zamandan bu yana kurumsal bir şirkette mühendislik yapıyorum. İkizler burcu olmanın gerekliliklerini yerine getirerek; seyahat etmeyi, yeni kültürler keşfetmeyi, görülmemişi görmeyi, yapılmamışı yapmayı ve doğada olmayı çok seviyorum. Aktif olarak trail koşu, dağcılık, yoga ve meditasyon yapıyorum. Fırsat buldukça yarışlara katılıp, dağlara gidiyorum ve burada yaşadıklarıma yazıya döküp insanlara ilham olmayı hedefliyorum.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale