X

Uyanıştan ustalığa: Yaratımın 3 prensibi

İçinde yaşadığımız gerçekliğe uyanmak ve yaratıcılığımızı tüm boyutlarda keşfederek ustalığa ulaşmak birçok evreden geçmekle mümkündür. Ruhsal Rönesans kitabımda evreler bölümünde anlattığım ve Kahramanın Yolculuğu ile paralelliğini de vurguladığım bu süreçte birçok sınavdan ve testten geçeriz. Bazen yola olan inancımız sınanır, bazen de harika yaratımlar, mucizeler gerçekleşir. Bazen puslu bir havada yolunu bulmak, bazen de harika bir doğada keyifli bir gün geçirmek gibidir; yolun esası ise gölgelerimizi ışığa dönüştürmektir. Ne demek gölgeleri ışığa dönüştürmek?

Gölgeleri ışığa dönüştürmek

Hepimizin maruz kaldığı zorlu deneyimlerden taşıdığı acı, öfke, kızgınlık değersizlik gibi duygu ve inanç sistemlerinden arınarak neşe, coşku, sevgi, haz deneyimine geçmektir. Kendini tanımayı, keşfetmeyi, kabul etmeyi ve sevmeyi gerektirir. Bu yolda ilerlerken yaşadığımız gerçekliğin sadece bizim yansımamız olduğunu ve içimizde ne varsa hayat olarak deneyimlediğimiz her şeyin bizden doğduğunu anlarız. Bu yolda birçok tuzak da vardır, onları aşmak da zaten yolun parçasıdır. Bu süreçte ilerlerken yaratımda ustalaştıkça bilmemiz gereken yaratımın 3 önemli prensibi vardır, en muhteşem versiyonuna ulaşmak ve bu dünyaya olmaya geldiğin kişi olmak için ilerlerken her yaratımda 3’ünü de uygulamak gerektiği bilinmelidir.

  1. İçsel Dönüşüm ve Arınma
  2. Saf Niyet ve İnanç
  3. Aksiyon Almak ve Harekete Geçmek

Bu prensipler birlikte kullanıldığında yaratım tezahür eder. Biri eksik olduğunda eksik malzeme ile yapılmış yemek gibidir. Bazen tutar, yenebilir ama asla tam lezzetinde değildir. Usta bir aşçı gibi yaratımın mutfağında deneme yanılma yolu ile ilerleriz; bazen yemeği yakmak nasıl bir şef için öğrencilik sürecinde yaptığı ve öğrendiği dersler arasında ise dönüşüm yolcusu için de istemediği yaratımlar da ustalık yolunda olacaktır, hatta olmalıdır da, çünkü ustalığa ancak çok deneyimle ulaşılır.

Her bir prensip kendi içinde derinliğe sahip ve öğrenilmesi gereken süreçleri içerir ama öncelikle içsel evimizi kir ve paslardan temizlemeli, arınmalıyız, ardından yaratımlarımızla ilgili saf niyet koyarak, inançta kalmalıyız. Bu alanın zehri şüphedir; olmayacağına dair korku ve endişelerimiz, sözlerimiz, blokaj yaratır ve yine içe dönerek dönüştürülmelidir. Her iki aşamayı gerçekliğe çapalamak, aksiyon almak ve harekete geçmekle mümkündür. Korktuğumuz birçok adımı atmayı gerektirir. Bu 3 aşama el ele olmaz ise kişi arafta takılı kalabilir, dönüp dolaşıp aynı sonuca ulaştığı bir dönme dolap gibi olur. Araf’tan çıkmanın tek yolu yola devam etmektir.

Uyanıştan Ustalığa

Kitabım Ruhsal Rönesans’ta dönüşüm yolunun tüm süreçlerine ışık tutan bir rehber kitap sunmayı amaçladım. 24-25 Kasım, Cumartesi-Pazar 2 gün gerçekleşecek Uyanıştan Ustalığa seminerim de kitabıma paralel olarak hazırladığım 3 aşamalı seminerlerimin 1. aşaması. Arınmadan yaratımın simyasına kadar birçok teknik ve paylaşımla derin bir dönüşüme aracı olacak. Detaylı bilgi için www.zekiyeolgacay.com üzerinden bana ulaşarak bilgi alabilirsiniz.

Sevgi ve ışıkla kalın…

Zekiye Olgaçay: “Ruhsal Rönesans” kitabının yazarıdır. Babasının büyükelçi olması nedeni ile çocukluğunu Brezilya, Mısır, Kuwait, Çekoslovakya, İngiltere gibi dünyanın birçok farklı ülkesinde, 5 farklı kıtada geçirdi. Lise yıllarından itibaren İstanbul’da yaşamaya başladı ve iletişim fakültesinden mezun olduktan sonra pazarlama ve iletişim sektöründe on beş yıllık profesyonel iş hayatı süresince birçok farklı şirkette yöneticilik pozisyonlarında çalıştı. Kalbini ve iç sesini dinleyerek 2000 yılında başladığı dönüşüm yolculuğunda öncelikle kişisel gelişim alanında dünyanın değişik yerlerinden çeşitli eğitmenlerin Türkiye'deki organizasyonlarını gerçekleştirdi. Bu süreçte, dönüşüm alanında dünyanın önde gelen eğitmenleri ile birebir çalışma fırsatı oldu, birçok eğitim aldı, seminerlerine katıldı. Kendini keşfetme yolculuğunda yaşam amacının; “başka insanların hayatlarına olumlu yönde katkıda bulunmak ve bu dünyayı daha iyi bir yer haline getirmek” olduğunu keşfederek yeni hayatının her adımını buna göre yaratmaktadır. Dönüşümsel yaşam koçu, regresyon terapisti ve şamanik çalışmalarla, kendi bireysel deneyimlerini katıldığı çalışmaların öğretileri ile birleştirerek seansları ve seminerleri ile kişilerin hayatlarını dönüştürmeleri için rehberlik ederken kendi yolculuğuna ve gelişimine devam etmektedir.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale