X

Uyanışın bilincinde bir yolculuk

Leela are you awake ?

Göz alıcı ışıklar tam tepemden birkaç aşina olmadığım yüzlerle birlikte bana bakıyorlardı. Parlak ışık hüzmeleri göz kapaklarımdan içeri girmek için bir yarış halindeydi.

Dünya da ki bütün yaşam enerjisini üzerime çekmeye çalışan bedenim soğuktan uyuşmuştu. Gözlerim ise hiçlik diyarından puslu bir sahneye açılmaya hazırlanıyordu.

Sahnenin ilk repliğiydi süzülen hafifçe kulaklarıma:

“Leela? Are you awake?”

Hintli doktorumun elini yanağıma dokundurduğu o anda çalındı bu söz kulaklarıma.

Aynı elin, beş saattir kafatasımın bir kemiğinin içinde gezindiği düşüncesi, saatler sonra zihnimin kıvrımlarına uğrayacaktı.

Ne garip… Aynı el, bir el hem hayatı hem ölümü taşıyabiliyor.

Ve ne garip bütün zıtlıklar bir ara da mükemmel bir uyum oluşturabiliyor.

Yaşam ve ölüm o gün o sahnenin temasında benim için savaşıyorlardı.

Bedenen yaşamakla gerçekten yaşamak benim için farklı şeyler olmuşlardı. Bu yüzden,

Hangisi kazandı sorusunun cevabı, şuan bunları kaleme alan zihnimin doktorumun sorduğu soruda saklıydı.

Uyanık mıydım?

Ah, sevgili doktorum…

O anda bu soruya felsefi bir yanıt veremeyecek kadar uyanıktım.

Bambaşka bir ülke de yapayalnız -her zaman ki gibi sonuçlarını asla düşünmeden- bütün cahil cesaretimle, fiziksel olarak kemiğimi kazımanıza izin vermiştim.

Gözlerimi açtığım anda inanın bana bir Hollywood filmi sahnesinden fırlamış gibiydiniz. Sadece neden bilmiyorum ama o önlükle bile sizi bir ajana benzettiğimi söylemeliyim. O ellerin neşter yerine silah tutacağı biraz ürkütücü olabilir ama eğleneceğinize eminim.

Hayalperest oluşumdan bahsetmiştim yada etmediysem de zihnime benden çok daha yakın bir yerdeydiniz görmüş olmalısınız zihnim sizin takım elbisenizle meşgulken,

Bedenim ellerime bakıp rüyada olup olmadığımı sorgulamaktaydı.

Rüyada mıyım?

Rüyada olduğunuzu anladıysanız,

İşte bu en sevdiğim. Tebrikler. Harikalar diyarına bir bilet kazandınız.

Ama ben o diyardan çok daha uzak bir yerdeydim.

Normal zamanlarda bile tam yanıtını veremezken, şimdi, eni elli santimetrelik bir ameliyat masasında, keskin ışıkların altında, kesilmiş ve dikilmişken uyanıklığım sorgulanamazdı.

Yıllardır ülke ülke dolaşıyorum. Size anlatmıştım, sevgili doktorum.

Bu yolculukların sadece bir macera dürtüsü olduğunu sanıyordum.

Çocukluk hayallerimi gerçekleştireceğime dair bir inanışım vardı.

Ama şimdi fark ediyorum — ben aslında kendime doğru bir yolculuktayım.

Ve siz, bana soruyorsunuz:

“Leela? Are you awake?”

Şimdi ben size şöyle soruyorum.

Uyurgezer gibi, otomatik yaşamlarımızda, başkalarının ışıkları altında mı sürükleniyoruz?

Yani cevabım şu:

Are we really awake?

Uyanmam gereken şey ne?

Neden böyle hissediyorum?

Burası gerçek mi?

Rüyada mıyım?

Bu sorular bir kenarda dursun.

Bunlara şuan cevap veremem ama şunu söyleyebilirim,

Beni, seni bekleyen biri ya da bir yer yok.

Beni, benden başka çağıran birşey yok.

Hayat şimdi de akıyor. Tam burada.

Sen kendine yaklaşmaya ne kadar istekliysen uyanmana da o kadar az kaldı.

Sen uyanmaya ne kadar yakınsın?

İlginizi çekebilir: İçsel yolculuk: Tutkunun peşinden gitmek

Leela Gizem Köse: Gizem, bir kız çocuğu olarak doğdu. Sokaklarda çıplak ayakla gezmeyi ve dans etmeyi hep çok sevdi. Evlerinin karşısındaki çorak tarlada en yakın arkadaşıyla macera yaşama tutkusuyla hep çukurlar açtı. Orada bir dünya yaratmayı düşledi. Orada başlayacak büyülü bir hikayesi vardı çünkü. Bu dünya ile orayı birbirine bağlaması gerekiyordu. Bunu daha o yaşlar da kendine bir amaç edinmişti. Gizem, saniyenin milyonda bir geçen bir zamanında nasıl olduysa fark etmeden büyüdü ve çocukluğuna düşlediği her şeyi vermekle meşgul... Hayatın sahnesinde farklı roller deneyimlemiş, birçok “paralel evrende” farklı kimliklerde ve mesleklerde bulunmuş bir yolcu oldu. Şu an yarı zamanlı bir gezgin, aynı zamanda psikoloji eğitimine hazırlanan bir öğrenci adayı. Dünyayı keşfederken aslında en çok kendi iç dar sokaklarını keşfetmeye inanmış bir kaşif. İçsel yolculuğunu seyahatleriyle, kendi ve başkalarının hikayeleriyle, gözlemleriyle harmanlayıp farkındalıkla buluşturan biri. Hayatında özgünlüğe, derinliğe ve gerçek bağlara yer açıyor; “başka türlü bir yaşamın mümkün olduğunu” kendi adımlarıyla keşfediyor ve bunu paylaşmayı yeni yeni öğreniyor. Tekrar merhaba, ben Leela Gizem. Yıllar sonra kendime bir isim daha verdim. Bir kitapta okumuştum bir Maya atasözü 'In LA KESH' diyordu. Aynen böyle. Ben başka bir senim. Yani benim deyimimle benim aslında kendimi anlatmama gerek yok. Ben senin, senin gibiyim. Beni en iyi sen biliyorsun kendinden. Ben senin başka bir versiyonunum sadece. Bizler aynı ana rengiz. Sıradanız. Tonlarımız farklı sadece , aynı tondan bir tane daha yok. Öyle de eşsiziz. Ben bugün burada kendimi anlatarak kendi tonumu size bulaştırmaya, sizinkileri de kendime katmak için yazıp durdum ve tanıştığıma memnun oldum. Leela Gizem.
İlgili Makale