X

Tek bir hareket tüm hayatınızı değiştirebilir!

Marc ve Angel kişisel koçluk yapan bir çift. Her gün öğrencilerinden bir sürü mail aldıklarını söyleyen çift, öğrencilerin genellikle aşk, iş ve özel hayatlarını geliştirmek adına soru sorduklarını belirtiyorlar. Öğrencilerin kendi kişisel hikayelerinden bahsettikten sonra şu tarz soruları sorduklarını dile getiriyorlar:

  • Daha pozitif fırsatları nasıl hayatıma çekebilirim?
  • Kocamla/karımla olan ilişkimi nasıl geliştirebilirim?
  • Kariyerimi ve iş hayatımı bir üst seviyeye nasıl taşıyabilirim?

Marc ve Angel, malesef bu tarz sorulara cevap olacak tek bir cevabın bulunmadığını dile getiriyorlar, çünkü her insanın hayatının eşsiz ve özel olduğuna inanıyorlar. Buna rağmen, öğrencilerin durumlarından bağımsız olarak, evrensel olarak geçerliliğine inandıkları ve hayatta başarı yolundaki en önemli sır olduğunu düşündükleri, tavsiye niteliğinde bir hikaye paylaşıyorlar. Siz de sırrı öğrenmek ister misiniz?

1974 yılının baharında, şu anda dünyaca ünlü bir fotoğrafçı olan Stephen Wilkes 16 yaşındaydı ve okuduğu lisenin televizyon istasyonunda muhabir ve kameraman olarak çalışıyordu. En yakın arkadaşı da aynı istasyonda muhabirlik yapıyordu. Bir gün bir araya geldiklerinde akıllarına çok iyi bir fikir geldi: Çağın en iyi televizyon-habercileriyle ve muhabirleriyle röportaj yapacaklardı. Bu fikir ışığında başarılı olduklarına inandıkları birçok kişiye el yazısıyla kişisel mektuplar yazmaya başladılar.

Kaderin bir cilvesi olsa gerek, kimsenin cevap vermemesine karşın belki de gelmiş geçmiş en iyi haber sunucusu Walter Cronkite zarif bir şekilde çocuklarla tam 1 saat geçirmek istediğini söyledi. Stephen ve arkadaşı bunun hayatlarındaki en önemli habercilik olayı olduğunun farkındaydılar, bu yüzden çok dikkatli hazırlandılar.

Walter Cronkite

Düşünülerek tasarlanmış düzinelerce soru hazırladılar ve soruları tekrar tekrar prova ettiler. Röportaj günü geldiğinde, artık hazırdılar. Mr. Cronkite ile masaya oturup birbiri ardına sorular sormaya başladılar. Soru sorarken bir yandan da not defterlerini kontrol ediyorlardı. Mr. Cronkite, 1 saat boyunca eksiksiz ve ayrıntılı bir şekilde bütün sorulara cevap verdi.

Röportaj sona erdiğinde Cronkite çocuklara şu soruyu sordu: ‘Çocuklar, size bir soru sormak istiyorum. Bir röportajı mükemmel yapan nedir biliyor musunuz?’

Stephen ve arkadaşı hazırlıksız yakalanmışlardı. Hemen not defterlerine göz gezdirdiler, ancak tam olarak bir cevaba ulaşamadılar. Cronkite gülümsedi ve çocukları içinde bulundukları zor durumda daha fazla bırakmamak adına cevap verdi: ‘İyi bir dinleyici olmak, bir röportajı mükemmel hale getirir. İyi bir dinleyici olmak her zaman en iyi diğer soruyu sormanız konusunda size yardımcı olur.’ Çocuklar birbirlerine baktılar ve 1 saat boyunca ana haber sunucusuna robot gibi sürekli soru sorduklarının farkına vardılar. Fakat sordukları soruların cevaplarını gerçekten dinlememişlerdi. Eğer dinlemiş olsalardı, Cronkite’nin verdiği cevaplar, onları yeni sorulara yönlendirecek ve bu da çok daha anlamlı ve kaliteli zaman geçirmelerini sağlayacaktı.

İşte beklediğiniz sır

Walter Cronkite olağanüstü bir uzmandı, çünkü hiçbir zaman bütün cevaplara sahipmiş gibi yapmıyordu ve böylelikle röportaj yaptığında tüm sorular elindeymiş gibi değil de, ilk kez soru soruyormuş gibi davranıyordu. Beraber geçirdikleri 1 saatlik süre zarfında Stephen ve arkadaşı, dinlemenin ne kadar güçlü bir sanat olduğunu öğrenmişlerdi.

Dinleme, anda olmayı ve karşındaki insanın gerçekten ne dediğini dinlemeyi barındırıyor.

Dinleme, içerisinde anda olmayı ve en önemlisi de insanların gerçekten ne dediğini dinlemeyi içeriyor. Daha sonrasında kelimeleri ve aksiyonları düzenleyerek hikayeye, düşünceye ya da duyduğunuz şeyin anlamına cevap vermeyi barındırıyor.

İlgili yazı: Bir başkasını dinlemek ve empati kurmak bize neler kazandırıyor?

Walter Cronkite’nin tavsiyesini ve dinleme sanatını aldığımıza, kaçınılmaz olarak daha önce var olmayan kapıların bizim için açıldığını göreceğiz. Bu da, bir hareketin gerçekten hayatımızı değiştirebileceğini bize gösteriyor.

Günün sonunda, ilişkilerimizde etrafımızdaki kişileri yetiştirmek kadar hayat değiştiren bir şey yoktur ve istekli bir şekilde birini sonuna kadar dinlemek kadar da takdir edilen bir hareket yoktur.

Hayatımızda, ilişkimizde ve kariyerimizde gelişim göstermek için insanların ihtiyaçlarını bilmemiz gerekir ki, bu da dikkatli bir şekilde kulaklarımızı açmaya zaman ayırdığımız zaman gerçekleşir.

Kaynak:

marcandangel.com

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale