X

Tatile çıkan oyuncakların sahibi Ulaş Şentürk ile keyifli bir sohbet

Çocukken en sevdiğiniz oyuncağı hatırlıyor musunuz? Şimdi hatırlayınca yüzünüzde kocaman bir gülümseme belirmiş olmalı! Çoğumuzun oyuncaklarla ilişkisi çocuklukla birlikte son buluyor. Ulaş Şentürk hariç! Aynı zamanda Instagram’ın en keyifli hesaplarından birininInstagram’ sahibi olan Ulaş Şentürk bir oyuncak koleksiyoncusu. Gelin, onu ve oyuncaklara olan tutkusunu biraz daha yakından tanıyalım…

Ulaş Şentürk’ü tanıyabilir miyiz?

Ulaş Şentürk: 1977’de Manisa’da doğdum. Marmara Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümü bitirdikten sonra Galatasaray Üniversitesi’nde Avrupa Birliği yüksek lisansı yaptım. 19 yıl çeşitli gazete ve internet sitelerinde editörlük yaptıktan sonra 2019’da halkla ilişkiler sektörüne geçtim. Evli ve bir kedi babasıyım.

Oyuncaklarla bağınız nasıl oluştu?

Ulaş Şentürk: Çocukluğumda alerji hastalığım nedeniyle zamanımın büyük bölümünü evde geçirmek zorunda kaldım. Ailem o dönemde beni oyalamak için oyuncaklar alırdı. Zaman içinde oyuncaklar olmayan arkadaşlarımın yerini aldı. Üniversite yıllarımda işi koleksiyona çevirmeye karar verdim ve aldığım figürleri kutulu halde saklamaya başladım. Şu anda koleksiyonumda 850’yi aşkın parça var.

Oyuncaklarla sık sık yurt dışı gezilerine çıkıyorsun. Bu fikir nasıl doğdu?

Ulaş Şentürk: Yaklaşık 10 senedir eşimle çıktığımız tatillere ve gittiğim iş gezilerine oyuncaklarımı da götürüyorum. “Oyuncaklar tatilde” adını verdiği proje kapsamında oyuncaklarımı bugüne kadar 18 ülkede 59 şehirde fotoğrafladım. Her tatil öncesinde gidilecek ülke ve şehre uyabilecek figürleri seçerek ayrı bir çanta hazırlıyorum. Ziyaret ettiğim şehirlerde yeni figürler alabileceğim mağazalar varsa onları da önceden belirliyorum. Çektiğim fotoğrafları da #oyuncaklartatilde etiketiyle “Toysofnorton” adlı Instagram hesabımdan paylaşıyorum.

Figürleri sadece tatillerde de fotoğraflamıyorum. Gündelik hayatımda da her zaman yanımdalar. Sabah işe giderken yanıma mutlaka seçtiğim 4-5 parça figürü alırım. Toplu taşımadan gittiğim restoranlara, parklardan alışveriş merkezlerine kadar aklınıza gelebilecek her yerde oyuncakları fotoğraflıyorum.

İnsanlar nasıl tepki gösteriyor oyuncaklarla olan bu ilişkine?

Ulaş Şentürk: Başta çoğu insan tuhaf karşılıyor tabii, neticede oyuncağı çocuk işi görüyorlar. Ancak çektiğim fotoğrafları gördüklerinde ilgilerini çekiyor. Pek çoğu çocukluğunda sahip oldukları ya da almak istediği figürleri görünce fotoğraflarımda daha fazla ilgileniyor. En meraklı kitle elbette ki çocuklar. Halen oynadıkları oyuncaklarla ilgilenen bir yetişkini karşılarında gördüklerinde çok hoşlarına gidiyor.

Figürleri nerelerden topluyorsunuz?

Ulaş Şentürk: Çoğunlukla İstanbul ve Ankara’daki figür mağazalarından ve internet üzerinden topluyorum. Daha önce de dediğim gibi yurt dışı gezilerimizde de gittiğimiz kentteki benzer mağazaları ziyaret ediyorum.

Figürleri neyle görüntülüyorsun?

Ulaş Şentürk: Fotoğraf ve video çekimleri için iPhone 12 ve iPhone 12 Pro Max kullanıyorum. Her iki cihazın kameralarıyla da hem iç hem de dış çekimlerde mükemmel sonuç alıyorum. Portre özelliği oyuncak figürler gibi küçük objeleri görüntülemek için son derece ideal, geniş açı özelliği de dış mekan çekimlerinde çok işime yarıyor. Instagram paylaşımlarımda, özellikle de story ve reels çekimlerinde Live Photo, Time Lapse ve Slow Motion efektlerinden faydalanıyorum.

Kullandığın özel bir uygulama var mı?

Ulaş Şentürk: En fazla kullandığım uygulamalar Snapseed, Lightroom ve Photoleap. Bu uygulamalarda fotoğraflara ufak dokunuşlar yapıyorum. Efekt ekleyeceğim zaman PicsArt, Plotaverse, Quickshot ve AutoColorSplash kullanıyorum. Fotoğraf ayarlarını manuel yapacağım zaman ProCamera uygulamasından yararlanıyorum, videolarımı editlemek için de şu sıralar en fazla Beatleap uygulamasından faydalanıyorum.

Ulaş Şentürk’ün Instagram hesabındaUlaş Şentürk’ oyuncakların eğlenceli seyahatlerine ortak olmaya devam edebilirsiniz!

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.

i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale