X

Sürekli aç hissetmemizin altında yatan 5 sebep

Kendimi bir türlü tok hissetmiyorum, neden sürekli açım ben?” diyenlerdensiniz açlığınızı anlamlandırmanın vakti gelmiş demektir. Çünkü bazen açlığınız fiziksel olmaktan ziyade psikolojik kaynaklı olabiliyor. Fark etmediğimiz bazı durumlar ise normalden daha aç hissetmenizi sağlayabilir. Yaşam tarzınız ve alışkanlıklarınız genel sağlık durumunuzu etkilediği gibi besin alımınızı da etkiler. Şimdi ise aç hissetmenize sebep olabilecek, fark etmeden yapılan 5 alışkanlıktan bahsetmek istiyorum sizlere.

1. Dikkat dağıtıcı faktörler

Yemek yerken dış uyaranlara maruz kalmak yalnızca dikkatinizi dağıtmakla kalmaz, masadan aç kalkmanıza da sebep olabilir. Yapılan bir araştırma, öğle yemeğinde bilgisayar oyunuyla dikkatini dağıtan kişilerin oyunu oynamayanlara göre daha az tok olduğunu gösteriyor. Bu sebeple dikkatinizin dağılmasını önlemek için, ekran süresini en aza indirmeyi ve elektronik cihazlarınızı yemek yerken kullanmamayı deneyebilirsiniz. Hem böylelikle sadece yemeğin tadına varmakla kalmazsınız aynı zamanda vücudunuzun tokluk sinyallerini daha iyi hissetmesine yardımcı olursunuz.

2. Duygularınızı anlamlandırın

Gün içinde sevinç, üzüntü, heyecan, korku ve öfke gibi birçok duygu değişimi yaşarız ve bu gibi durumlarda bireylerin genellikle bilinçsiz olarak tüketmeyi en sevdiği besinlere karşı yönelimi söz konusu olabiliyor. Sırf yaşadığınız duyguyu bastırmak veya ondan kaçmak için fiziksel olarak acıkmış gibi yemeğe yönelebilirsiniz. Duygularınızın farkına varmanız fazladan kalori almamanız için son derece kıymetli. Mesela bu gibi durumlarda dikkatinizi müzik dinlemek, kitap okumak, odanızı toplamak veya size iyi gelen herhangi bir aktiviteyi yapmak gibi farklı noktalara verebilirsiniz.

3. Uyku süreniz az olabilir

Yeterli ve kaliteli uyku sağlığınız için önemli olduğu kadar iştah kontrolünde de oldukça etkili. Uyku, açlık hormonu olarak bilinen ghrelinin düzenlenmesinde yardımcı olur ve uyku eksikliği de daha yüksek ghrelin salgılanmasına neden olur. Bu yüzden uykusuzluk yaşadığınızda kendinizi daha aç hissedebilirsiniz. Yeterli ve kaliteli bir uyku ise tokluk hormonu olarak bilinen leptin hormonunun salınımını arttırarak kendinizi daha tok hissetmenize yardımcı olabilir. Yapılan bir çalışma, yalnızca 1 gece uykusuz kalan 15 yetişkin erkeğin, 8 saat uyuyan bir gruba kıyasla, önemli ölçüde daha aç olduklarını ve % 14’ünün ertesi gün kahvaltı öğününde daha büyük porsiyon boyutlarını tercih ettiklerini gösteriyor. Açlık seviyenizi kontrol altında tutmak için ise uykuda geçen sürenin ortalama 7-9 saat olması gerekiyor.

4. Diyetinizde yağ grubu eksik olabilir

Diyetinizin yağ oranı düşükse sık sık açlık hissetmeniz kaçınılmaz olabiliyor. Çünkü yağların sindirimi daha uzun sürer ve midenizde uzun süre kalır. Sindirim uzun sürdükçe tokluk hissiyatı da daha uzun süre hissedilir. Yağ grubu çoğu bireyin önyargı ile yaklaştığı bir grup olsa da burada yağların türünün ve miktarının önemli bir rol oynadığının altını çizmek gerekiyor. Beslenme düzeninizde badem, ceviz, fındık, fıstık, kaju gibi sağlıklı yağ asitlerinden zengin yağlı tohumlara; avokado, zeytin, zeytinyağı gibi besinlere yer vererek diyetinizin yağ içeriğini artırmak mümkün.

5. Az su içiyor olabilirsiniz

Genellikle susuzluk hissini açlık hissi ile karıştırabilirsiniz. Eğer sıklıkla kendinizi az hissediyorsanız, su içme alışkanlığınızı değiştirmenizin vakti gelmiş olabilir. European Journal of Nutrition’da yayımlanan bir çalışmada yemekten önce tüketilen su miktarı ile enerji alımı arasındaki ilişkiye bakılmış. Çalışmanın sonucunda yemek öncesi tüketilen 568 ml(yaklaşık 2.5-3 bardak) suyun enerji alımını azalttığı sonucuna ulaşılmış. Bu noktada, sadece susayıp susamadığınızı anlamak için bir veya iki bardak su içmek işe yarayabilir.

İlginizi çekebilir: Porsiyon kontrolü: Diyet yaparken yaşadığınız döngüyü kırın

Büşra Şen: 2018 yılında İstanbul Bilgi Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nden yüksek onur öğrencisi ve bölüm 6.sı olarak, 2019 yılında ise yine aynı üniversitenin Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Psikoloji Bölümü’nden yüksek onur öğrencisi olarak mezun oldu. Üniversite eğitimi süresince, İstanbul Tıp Fakültesi’nde endokrinoloji, onkoloji, nutrisyon destek, yetişkin ve çocuk poliklinik ve dahiliye bölümlerinde zorunlu ve gönüllü olarak; Özel Memorial Şişli Hastanesi’nde yetişkin beslenmesi üzerine; Yemekhane Yiyecek ve İçecek Hizmetleri Amerikan Hastanesi mutfağında kurum beslenmesi üzerine stajlarını başarıyla tamamladı. Yeme bozukluklarında Diyetisyen ve Psikolog yaklaşımı, Sezgisel Yeme Farkındalığı, Gastrointestinal Sistem Kanserlerinde Beslenme Eğitimi, Obezite ve Diyabet Tedavisinde Güncel Yaklaşımlar, Çocuk Beslenmesinde Çözüm Odaklı Yaklaşımlar ve Fitoterapi başta olmak üzere bir çok eğitim ve kurs programına katıldı. 2019-2020 tarihleri arasında 1 yıl kadar Dilara Koçak Mezura Kliniği’nde diyetisyen olarak çalışmış olan Büşra Şen; kurumsal beslenme danışmanlığı, hasta tedavi ve eğitimi, bilimsel yayın takip ve uygulama geliştirme alanlarında görev aldı. Şu an ise İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde yüksek lisans eğitimini devam ettirmektedir.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale