X

Şubat’ta kendinizi sevin: Fiziksel öz şefkat yeteneğini geliştir

Şubat ayında Sevgililer Günü ön plana çıkıyor. Partnerimiz olsun olmasın, sevgimizi göstermek sadece romantik ilişkilerimizde değil, aile, arkadaş ve diğer tüm ilişkilerimizde ön planda. Ve başkalarını sevmek kendimizi sevmekten geçiyor. Bu sebeple Şubat ayını “Kendimizi Sevme Ayı” ilan ediyorum!

Kendimizi sevmekte sadece iyi niyet yeterli olmuyor, eyleme de geçmek gerekiyor. İçinde eylemi de barındıran öz şefkat, kendimizi sevmeye giden yolda öğrenmemiz ve geliştirmemiz gereken bir yetenek. Gelin, bu ay birlikte öz şefkat yolculuğuna çıkalım ve her hafta öz şefkatin farklı bir yolunu konuşurken bu yeteneğimizi geliştirelim! Öz şefkat yolculuğunda ilk durağımız fiziksel öz şefkat.

Kendinden bilirsin, olumsuz duygulara kapıldığında içinden bağırmak, ağlamak, bir şekilde o duyguyu dışa vurmak gelir. Bazen yapar, bazen yapamazsın. Yapamadığında bu olumsuz duygu bedeninde birikir. Belki yoğun bir baş ağrısı, boğaz ağrısı ya da boyunda, omuzlarda, sırtta gerilme gibi birçok farklı beden bölgesinde kendini gösterir. Eğer bu olumsuz duygularla çok sık karşılaşıyorsan, belki bedenindeki yansımasını hemen göremezsin ama ileride karşılaşabileceğin sağlık sorunlarının temelini güçlendirmeye başlar.

Olumsuz duygu durumunda bedeninde biriken stresi kısa ve uzun vadeli atmana yardımcı olacak birçok fiziksel yöntem bulunmaktadır. Yürüyüş yapmak, sıcak bir duş alarak rahatlamak, uyumak, spor yapmak, yoga yapmak gibi. Hangisini yaparsan yap, öz şefkatin önemi burada açığa çıkar. Böyle zorlayıcı durumlarda kendi yanında olmak ve kendine iyi bakmak, bulunduğun durumu ve bedenindeki yansımalarını fark edebileceğin, sana iyi gelecek fiziksel eylemlere yönelmek fiziksel öz şefkate girer. Bu fiziksel aktiviteleri sadece zorlandığın zamanlarda değil, günlük hayatının içinde de alışkanlık haline getirdiğinde ise bir sonraki zor anını daha rahat atlatabilmek için kendini geliştirmiş olursun.

Burada yoga kısmına biraz daha derinlik getirmek istiyorum. Yoga derslerinde farklı beden bölgelerini, aynı anda birçok kas grubunu çalıştırıyoruz ve bunun içine nefes farkındalığını da katıyoruz. Bu sayede bedende stresin birikmiş olabileceği birçok yeri rahatlatma imkanımız oluyor. Mindfulness tavrını yogaya eklediğimizde ise verimi bir üst seviyeye çıkarıyoruz. Bedenimizdeki duyumları anlamakla beraber duygularımızı ve düşüncelerimizi de anlamaya, bunları yargılamadan ve arkadaşça bir tavırla gözlemlemeye alan açan mindfulness yönlendirmeleri ile bedende neler olup bittiğini daha bütüncül şekilde görebiliyoruz. Bu da bize kendimizle ilgili ekstra bir farkındalık ve bunu iyileştirmeye yönelik bir içgörü sağlıyor. Mindfulness temelli yoga dersleri, sadece fiziksel boyutta kalmayıp zihinsel ve duygusal olarak da kendimize öz şefkat göstermeyi pratik edebileceğimiz bir seçenek oluyor.

İster mindfulness temelli yoga, ister diğer fiziksel aktiviteler olsun, sana iyi gelen ve yapmaktan keyif alacağın bir ya da birkaç fiziksel aktiviteyi listeleyerek düzenli yapmaya başlayabilir ve zorlandığın durumlarda onlardan destek alarak kendine göstereceğin fiziksel öz şefkat yeteneğini geliştirebilirsin.

Mindfulness temelli yoga dersleri, ilham ve bütünsel sağlık konularında daha fazla öneri için beni Instagram hesabımdan takip etmeyi unutma.

İlginizi çekebilir: Akşam rutini için alternatifler: Günü nasıl kapattığın önemli

Sibel Okan - moment by Sibel: Merhaba ben Sibel. Boğaziçi Üniversitesi Kimya Mühendisliği bölümü mezunuyum. Daha önce özel sektörde pazarlama alanında çalıştım. Mühendislik eğitiminin bana katmış olduğu analitik düşünce yapısı ve süreç yönetimi bilgisinin yanı sıra, Hamburg'da 5 ay boyunca yaşama fırsatı bulduğum Erasmus programı ve yelkencilik deneyimi okulumun bana verdiği en keyifli hediyeler. Üniversite hayatından özel sektördeki iş hayatına geçtiğim ilk yıllarda, mutluluğu arama yolunda tanıştığım enerji dengeleme deneyimi, farkındalığımın artmasına ve içimdeki yaratma gücünü daha derinden tanımama vesile oldu. Çıktığım bu yoldaki tüm deneyimlerimde ortak öğreti "anda yaşamak" oldu. Daha mutlu bir Sibel'e dönüşmek için anda yaşamanın yollarını keşfederken edindiğim bilgileri olabildiğince çok kişiyle paylaşarak herkesin kendi yaşamına uygulayabileceğini göstermek ve ilham olmak isteğiyle farklı bir yolda ilerlemeye karar verdim. Mindfulness temelli yoga ve meditasyon eğitmeni, mindfulness koçu olarak; tüm servislerimi tek bir çatı altında topladığım moment by Sibel markamla anda yaşamak için farklı yollar keşfetmenize alan açıyorum!

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale