X

Spor yaparken canı tatlı çekenlere çilekli proteinli kek

Spor yapmayı sevmemin ve belki de bağımlısı olmamın ayakları yere basan pek çok sebebi var, ama bir tanesi var ki çok tatlı: Tatlı yemeye devam edebilmek için spor yapmak.

Arada yazılarımda nasıl daha az beyaz şekerli veya daha az katkı maddeli tatlılar yapılabileceğinden bahsediyorum. Bundan 1 yıl kadar önce ise, Eda’yla beraber gittiğimiz CrossFit antrenmanlarımızın sonunda yemek üzere çikolatalı protein tozlu kek yapmıştım.

O zamandan beri “protein kek”ini tekrar yapmamış olmamın en büyük sebebi sanıyorum ki, protein tozunu yalnızca kek ve benzeri şeyler yapmak için kullanmam ve piyasada bulunan 1 kg’luk veya üstü paketlerin bu kullanım için fazla büyük gelmesiydi. Her bir kek için genelde 2-3 ölçek kullanıldığını düşünürsek paketin son kullanma tarihinden önce tüketilmesi zor ve daha önemlisi bütün bu süre boyunca protein tozunun aroması ne ise, o tip bir kek yapmaya mahkum oluyorsunuz!

Çikolatalı protein keki, sizi genelde hayal kırıklığına uğratmayacak bir klasik. Fakat bir değişiklik yapıp, B-Active‘in çıkardığı çilek aromalı ve tek tek saşelerde bulunan protein tozuyla protein keki denemeye karar verdim. Aslında çilek aroması olan pek çok ürünün yapay malzemelerle renklendirilmesinden dolayı pek tercih etmeme rağmen, bu ürünün pembeliğini pancardan aldığını bilmek önemli bir etken oldu. Sıra tarifime geldi:

Malzemeler

100 gram yulaf ezmesi
1 ufak kase çok sulu olmayan yoğurt (200 gram kadar)
1 ufak kase agave şurubu
1 çorba kaşığı çekilmiş hindistan cevizi
1 yumurta ve 3 yumurta beyazı (3 tam yumurta ile de yapılabilir)
2 saşe B-Active çilek aromalı Protein Shake
4 çorba kaşığı zeytinyağı
1 tatlı kaşığı İngiliz karbonatı
1 tutam tuz

Yapılışı

Öncelikle şunu söylemem gerekiyor; tarifleri harfi harfine ve gramı gramına değil de, biraz göz kararına ve evde o an bulunan malzemelere göre yapan biriyim. Mesela bu sefere mahsus olmak üzere, evde yaptığım yeşil incir reçelinden 3-4 taneyi ufak ufak keserek ekledim. Bir başka sefer, taze çilek eklemeyi düşünüyorum. Bu tarif aslında yazının başında bahsettiğim çikolatalı protein keki tarifinin modifiye edilmiş versiyonu.

Aslında zaten malzemelerin birçoğunun alternatifi mevcut: Agave şurubu yerine stevia veya hurma kullanmak mümkün. Aynı şekilde yoğurt yerine lor peyniri, tofu, soya veya badem sütü tercih edilebilir. Önemli olan fırına vermeden önce elde edilen karışımın yoğun kıvamını dengelemek.

Yapılışına gelince, kuru malzemeleri büyük bir kapta birleştirin, sıvı malzemeleri ise başka bir kapta karıştırın. Sıvı karışımı, kuru karışımın üzerine dökün ve iyice karıştırın. Taze meyve, reçel taneleri gibi malzemeleri de ekleyin ve pişirme kağıdı kaplı kalıba dökün. Yaklaşık 30-40 dakika kadar fırında pişirin. İster spor sonrası kan şekerinizi dengelemek ve toparlanma sürecine destek olmak için, ister evde sportif bir tatlı kaçamağı niyetine olsun, protein kekiniz hazır!

B-Active’in kadınların ve erkeklerin farklı ihtiyaçlarına uygun olarak formüle ettiği tozların aromaları da farklı. Kadınlar için daha düşük oranda protein içeren çilek ve cappuccino, erkekler için yüksek oranda protein içeren çikolata ve cookies&cream aromaları mevcut. En güzel yanlarından biri ise, bunları tek kullanımlık saşelerde edinebilmek. Ayrıca kek tek seferde tüketilmediği için kadın veya erkek ayrımı burada geri planda kalıyor. Yani tam 4 farklı çeşitte protein keki yapmak mümkün.

CrossFit sonrası kapış kapış giden çilekli protein kekinden sonra çilekli protein tozuyla ilgili planlarım çoğaldı: Çilekli Protein Pudingi ve proteinli ve meyveli donmuş yoğurt parçaları.

Gözde Mimiko Türkkan: Gözde Mimiko Türkkan, fotoğraf, sanatçı kitabı, video gibi çeşitli medyumları kullanarak toplumsal olarak inşa edilmiş kimlikler ve cinsiyet rolleri üzerine çalışmalar üretir. Eserleri, 2010’da Londra’da Central Saint Martins’de güzel sanatlar bölümünde yüksek lisansını tamamladığından beri yurtiçi ve yurtdışında çalışmaları sergilenmektedir. Öte yandan 15 yıl kadar önce başladığı dövüş sporlarına olan ilgisini ve deneyimini paylaşmak için Muay Thai ve CrossFit temelli dersler verdi. Ayrıca İstanbul’un ilk amatör koşu gruplarından olan İstanbul Koşu Kuvvetleri’nin ve Sosyal Güçlendirme için Spor ve Beden Hareketi Derneği BoMoVu’nun kurucularından. Muay Thai haricinde partneriyle beraber hayatlarında düzenli yer edinmiş snowboard, dalga sörfü, CrossFit, koşu ve yoga gibi sporlar ve bedensel aktivitelerini @sync.riders hesabından paylaşmaya devam ediyor.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale