X

Sizin ilişkinizde patron kim?

Düşünün ki arkadaşlarınızla kalabalık bir grup olarak akşam dışarı çıkmışsınız. Masada, ilişkilerde kimin daha güçlü olduğu konuşuluyor. Kışkırtıcı bir soru olduğu için ilk başta herkes gülüyor, sonra da teker teker dökülmeye başlıyor. Birisi “Dışarı çıktığımızda kararları erkek veriyor ama geri kalan her şeyin kararını kadın veriyor” diyor. Bir başkası ise “Bizde sanki patron kadınmış gibi görünüyor ama perde arkasında erkeğin sözü geçiyor” yorumunu yapıyor. Hatta masada çift olanlar varsa, aralarında ufak atışmalar bile yaşanabiliyor.

Kültürel olarak hepimiz, birinin “patron” olmasını veya iki yetişkin arasındaki romantik ilişkide kontrolü birinin ele geçirmesini kabul ederek büyütülmüş gibiyiz. Oysa başarılı bir ilişkinin en önemli unsurlarından biri eşitliktir. Ancak sayısız çift, doğaları gereği eşit olmayan rollere ve dinamiklere bürünüyor. Biri daha çocukça davranırken diğeri daha çok ebeveyn gibi bir izlenim veriyor. Birisi daha çok alttan alırken, diğer daha baskın oluyor.

İlgili yazı: Sağlıklı bir ilişki için bu zararlı alışkanlıklardan kurtulun

İnsanlar bazen bu rollere göre davranabiliyor çünkü bilinçaltında bir şekilde bu rolleri oynamamız için geçmişten gelen ve bizlere tanıdık olan dinamikler yer alabiliyor. Örneğin büyüdüğümüz ailede çok fazla söz sahibi olamamış bir kişiysek, bizim adımıza konuşan bir eş seçebiliyoruz. Sevdiğimiz kişinin yanında kendimizi daha sessiz bulabilir, bizi temsil etmesi için başkalarını cesaretlendirebiliriz. Eşimizin yanında kendimizi çaresiz hissetme eğilimi içinde olabiliriz. En basit görevleri bile yerine getirirken zorlanabilir ve sevdiğimiz kişiden bizimle ilgilenmesini isteyebiliriz. Öte yandan, eğer kendimizi reddedilmiş hissettiğimiz bir ailede büyümüşsek ve kendi kendimize bakmak zorunda kalmışsak, bu sefer de sürekli kendimizi başkalarını kontrol eder halde bulabiliriz. Başkalarına güvenmekte zorlanabiliriz.

Yetişkinler arasında iletişim kurarken her zaman olgun ve doğrudan olmak daha iyi sonuçlar sağlıyor.

Bu senaryoların her biri belli davranış şekilleri ortaya koyuyor. Bizler de içgüdüsel olarak gerçekleşen bu davranış şekillerini yerine getirip, bu rolleri uyguladıkça kendimizi daha güvende ve rahat hissediyoruz. Ancak bu güç dinamikleri bir yandan da gerilim ve çatışmalara neden olabiliyor. Çiftler arasında tartışmalar yaratabiliyor. Eşler, birbirlerine farklı düşünce yapıları olan iki ayrı kişi olarak davranmayı bıraktıklarında, saygı ve ilgi de kayboluyor. Eşlerden biri, karşısındaki üzerinde kontrol kurmaya çalıştıkça, bu sefer karşı taraf daha az sevildiğini hissetmeye başlayabiliyor. Yetişkin bir ilişkisinden ziyade, karşıdakinden beklentileri olan bir ilişkiye dönüşebiliyor.

İlgili yazı: Modern zamanlarda aşk: Y jenerasyonunun romantik ilişkilerinde en sık yaptığı 10 hata

Bunlar çoğaldıkça, ilişkinin etrafını daha negatif duygular sarmaya başlıyor. Eşi üzerinde kontrol kurmaya çalıştığını hisseden kişi, baskı gördüğünü veya çok fazla eleştirildiğini hissedebiliyor. Kendisini kontrol altında hisseden kişi ise mağdur psikolojisine sahip olabiliyor. Bilimsel araştırmalar da eşler üzerindeki baskının öfke ve bıkkınlık hissine neden olduğunu doğruluyor.

İlgili yazı: İlişkinizin devam edip etmeyeceğini nasıl anlarsınız?

Yetişkinler arasında iletişim kurarken her zaman olgun ve doğrudan olmak daha iyi sonuçlar sağlıyor. Karşımızdaki kişiye her zaman saygıyla davranmalıyız. İki kişinin de ayrı karakterlere sahip olduğunu ve bakış açılarının, isteklerin farklı olduğunu düşünerek bir eşitlik ruhu yaratmalıyız. Böylelikle ilişkide düşünceler ve etkileri arasında dengeli bir değiş-tokuş olabilir, bu da bir ilişkide doğal bir sonucu getirebilir.

Kaynak:
Psychology Today

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale