X

Şifa düz bir yol değildir: Çabalamayı bırak ki dönüşüm gerçekleşsin

Son dönemlerde her şey o kadar hızlı oluyor ki belki sürekli aynı şeyi yazıyorum ama gerçekten hissedecek zaman yok! Gündem hep yorucu ve bizim kendi kişisel gündemlerimiz de öyle! Kalbimizde güneşli günlere özlemle duyarak, hep erteleyerek ya da bir şeyleri inatla, zorla değiştirmeye çalışarak zamanlarımızı geçiriyoruz! Kendimizi iyi hissetmiyoruz, o yüzden yok sayarak ya da farklı çalışmalar peşinde koşarak yine en çok kendimizi yoruyoruz!

Şifa aranarak bulunmaz! Hayatın en büyük şifası, aslında iyileşmenin düz bir çizgi olmamadığını idrak ettiğimizde başlıyor! İnsan yaşarken hoşuna gitmeyen haberleri yok saymak, bir tuşa basarak değiştirmek istiyor ya da hızlı çekimle bu durumu geçirdikten sonraki “iyileşmiş haline” gelmek istiyor. Ama gerçek hayat deneyimi tam şu an, burada başlıyor!

Eskiden hayatımda ne zaman kara bulutlar dolaşsa “Şu geçsin, bitsin, şunu yapacağım, buraya gideceğim” derdim. Öğrendim ki olan olayları değil de onlara verdiğimiz tepkileri değiştirebiliriz. Kolay yazılıyor ama arkadaşlar, gerçek deneyim geldiğinde hiç de öyle olmadığını eminim biliyorsunuzdur.

Biz şehir insanlarının en büyük paradoksu hemen her şeyi değiştirme, dönüştürme çabası içinde olmamızda yatıyor. Oysa bir tırtılın kelebek olma ya da bir çiçeğin açma yolculuğunda çaba değil de akış vardır ve biz bu gördüğümüze değişim/dönüşüm diyoruz. Asıl olan teslimiyetten ve başımızı döndüren kabule geçişten dönüşüm gerçekleşir.

Tırtıl vaktinden önce kelebek olmaya çalışmaz ve kelebek olduktan sonra da ona verilen o kısacık zamanı tüm renkleriyle yaşar.
Konu bize gelince her şeyi dönüştürme çabamızın gerçekten dönüşüm getireceğini zannediyoruz. Oysa gerçek dönüşüm çabadan değil, olanla kurduğumuz o köklü ilişkiden belirir.

Tıpkı yoga derslerinde olduğu gibi öğrenciler kendi nefeslerini tutarak, yüzlerini sıkarak pozdan poza geçmeye çalıştığında aynı dönüşmeyen/akmayan halleri ittirme çabası başlar. Hep söylüyoruz ya, yoga matı senin ruh halini gösteren en güzel rehber. Kendi kişisel dünyamda ne zaman hava düzelsin, bu sorunu atlatayım, şunu yaparım demeyi bıraktım, ne yapmak istiyorsam o karanlık bulutları da dâhil ederek yaptım, hayat tüm kırgınlıklarımı, yaralarımı kapsama yolunun olduğunu gösterdi. Ben kara bulutlarımı kapsadım, onlar beni kapsadı…

Şifanın düz bir yol olduğunu zannediyoruz. Ama insan olma hallerimiz ne zaman bu kadar basit oldu ki? Şifa insan olma hallerinin değişen vahşiliklerine rağmen yolu yürümeye devam etmesinde saklı. Çünkü yürüdükçe kapsama pratiği geliştiyoruz.

Günün pratiği: “Şu düzelsin, bunu yapayım” dediğin ne varsa, bugün onlardan yapabileceğin herhangi birini yapmaya ne dersin?

İlginizi çekebilir: Yaşam her şeyi kapsıyor: İnsan olmaya dair her şeyi kucakla

Özde Çolakoğlu: Çalışma Ekonomisinden mezun oldu. Mezun olduktan sonra metin yazarlığı, editörlük, sosyal medya uzmanlığı gibi farklı alanlarda uzun yıllar çalıştı. 2009 yılında yoga ile tanışmasının ardından farklı uzmanlar ve stillerle çalışma şansı yakaladı. Bedende başlayan bu öğretiyi daha da derinleştirmek isteyen Çolakoğlu bu amaçla ilk temel yoga uzmanlık eğitimini 2012 yılında aldı. O zamandan itibaren farklı birçok eğitime katıldı ve katılmaya devam ediyor. Ocak 2018’de Yoga Alliance’ın E- RYT 500 Sertifikasını almaya hak kazandı. 2013 senesinden itibaren çeşitli yoga merkezlerinde ders vermeye başlayan Çolakoğlu, 2017 yılında Githa Yoga ekibine katıldı ve stüdyonun ana hocalarından biri oldu. Bu dönemde stüdyonun büyümesi için kurucu ekip ile birlikte çalıştı, atölyeler ve eğitimler verdi. Çolakoğlu, yoga uzmanlık programları düzenleyerek uzmanlar yetişiyor. 200 ve 300 saatlik temel ve ileri yoga uzmanlık programları ve kamplar düzenliyor. 2021’de bu mesleğini stüdyo sahipliğine dönüştürmüştür. Kadıköy, Moda’da kurulan, Yoga ve Ayurveda merkezi Goa Yoga’nın kurucu ortağıdır.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale