X

Seyahatlerini deneyim odaklı gerçekleştiren gezginlerin başucu kitabı: Atlas Obscura

Uçakla yolculuk fiyatlarının daha ulaşılabilir ve hayatlarımızın daha “online” olması ile birlikte seyahat anlayışımız da değişti. Seyahat acentesinden paket tur satın alma alışkanlığının yerini, seyahatini kendi organize eden seyahat severlere bıraktı. Çünkü havayolu firmalarının yaptığı kampanyalardan uygun uçak bileti satın alıp, paylaşım ekonomisinin yükselen yıldızı Airbnb’den kalacak ev bulmak ve seyahat bloggerlarının sitelerinde paylaştığı deneyimleri ve önerileri okuyarak bir rehber oluşturmak en az seyahatin kendisi kadar eğlenceli, heyecanlı ve kolay bir süreç. Evet, belki bundan 5-10 yıl önce yurt dışına seyahate çıkmak gerçekleşmesi zor bir hayalken, artık sabah Paris’e gidip bir yemek yiyip, akşam evine dönen insanlar bile var.

İlgili yazı: Seyahatlerinizde Airbnb Kullanmanız İçin 5 Sebep

Seyahat severler, artık tur şirketlerinden seyahat satın almak yerine, seyahatlerini kendileri organize ediyorlar.

Fakat değişen bir şey daha var ki, o da deneyim peşinde koşan gezginler!

Bence bu deneyim odaklı seyahat etme modeli Y ve Z kuşağı ile birlikte hayatımıza girdi ve baby boomer’ları bile etkisi altına aldı. (Bakınız: Torununa hikayeler anlatmak için dünya turuna çıkan süper nineler!) Artık o ikonik yerleri görmüş olmak için değil de, ‘Bu seyahat bana ne katar?’ ve ‘Ben seyahat ederek bu dünyaya ne katabilirim?’ bakış açısı ile geziyoruz ya da birbirinin benzeri katedralleri gezmek yerine daha farklı olanın, bilinmeyenin peşine düşüyor, yerel hayatın izini tutmaya çalışıyoruz.

İşte tam da bu noktada dünyanın her yerinden ilginç ve bilinmeyen yerleri paylaşan bir platform keşfettim: Atlas Obscura!

Atlas Obscura nedir?

Atlas Obscura, Amerika’da iki yazar tarafından kurulan ve deneyim odaklı seyahat eden gezginlerin çok severek takip ettiği bir web sitesi. Atlas Obscura’nın yaratıcıları her şeyin çoktan keşfedildiği bir dünyada, dünyaya farklı bir bakış açısı ile bakıp bu web sitesini kurmuşlar. Atlas Obscura’yı rehber özellikli web sitelerinden ayıran şey ise turistik ve popüler olan ikonik yerlerden ziyade bilinmeyen ve gizli saklı yerleri seyahat severlerle paylaşması.

Web sitesinden kitaba giden yolculuk

‘Atlas Obscura: Dünyanın gizli saklı yerlerini keşfetmek isteyenlerin rehberi’ kitabında dünyadaki 700 en keşfedilmemiş yer bulunuyor.

Atlas Obscura’nın seyahat severler tarafından çok kısa sürede keşfedilmesi ile birlikte web sitesinin yaratıcıları dünyanın en değişik ve en keşfedilmemiş 700 yerini bir kitapta toplayıp, kitabın adını da ‘Atlas Obscura: Dünyanın gizli saklı yerlerini keşfetmek isteyenlerin rehberi‘ koyarlar.

Kitap; seyahat etmeyi seven, seyahat etmek isteyen ve seyahat ederken o çok popüler yerlerden ziyade daha az bilinen ya da bilinmeyenin peşine düşen herkesin başucu kitabı olmayı hak ediyor. Atlas Obscura kitabı ülkelere ve bölgelere ayrılmış olarak hazırlanmış ve ‘Her bölgedeki görülmeye değer yerler neden ziyaret edilmeli?’ sorusuna yanıt verir nitelikte yazılmış. Fakat bence kitabın en can alıcı kısmı belki de orada yaşayan insanlar tarafından bile bilinmeyen bu yerlere nasıl gidileceğini çok açıklayıcı ve sempatik bir şekilde anlatması. Düşünsenize, kitapta yazılan bir yere gitmeye karar verdiniz diyelim, adres size diyor ki; “Şu sokaktaki, şu apartmanın oradan sağa dön ve şu kadar metre yürü ve kırmızı renkli duvarı soluna alarak şu yöne doğru yürü” ya da “Şu adrese gitmek için taksiye binin, siz şu tapınağı gezerken taksici sizi şurada bekleyecek ve tekrar istediğiniz yere götürecek” gibi.

Eğer siz de kitapları dokunarak, karıştırarak, altını çizerek okumaktan keyif alıyorsanız Atlas Obscura’yı Amazon’dan sipariş verebilirsiniz. Kitabın kapağı bile biz seyahat severlere ilham verici güzellikte tasarlanmış. ‘Yok, ben kitabı almasam da olur’ derseniz Atlas Obscura’yı sık kullanılanlarınıza eklemeyi unutmayın.

Öznur Demirhan: Bu hayatta en çok heyecan duyarak yaptığım şey seyahat etmek, beni en çok motive eden şey yeni yerler görmek, olmaktan en mutluluk duyduğum yerler hava alanları, tren garları, otobüs durakları… Tek isteğim hikayemi tutkuyla ve heyecanla yaşamak, hatırımdan gitmesin diye yazmak. Ben hikayemde dünyayı keşfediyorum. Senin hikayen ne?

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.

i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale