X

Sevginin de bilimi mi olur mu diyorsanız işte sevgi hakkında bilmediğiniz bilimsel gerçekler

Kaç çeşit sevgi vardır bildiğiniz diye sorsalar nasıl cevap verirdiniz? Belki öncelikle annenin çocuğa olan sevgisinden başlardınız, sonra en yakın arkadaşınıza duyduğunuz sevgiden bahsedip, ardından sevgilinize veya eşinize olan sevginize geçerdiniz ve en son yanınızda olmasa da yine de özlediğiniz ve hala seviyorum diyebildiğiniz arkadaşlarınız gelirdi aklınıza. Peki nedir bu sevgileri birbirinden farklı kılan? Sorumuzun cevabı duygularınızın kaynağı ve devamlılığında saklı diyebiliriz. İşte bu noktada sevgiyi bilim olarak ele alarak ‘Sevgi işte hepsi aynı’ dediğiniz sevgilerinizi yeniden yorumlamanızı sağlayacak gerçekler:

John Lee, renklerde olduğu gibi sevginin de 3 ana türü olduğunu belirtiyor.

1973 yılında sevgili John Lee ‘’Sevginin Renkleri (Colors of Love)’’ isimli kitabında, nasıl 3 ana renk varsa, sevginin de 3 ana türü olduğu teorisini geliştirdi. (üç birincil (ana) sevgi türü):

1. Eros: İdeal bir insanı sevmek,

2. Ludos: Bir oyun olarak sevgi,

3. Storge: Arkadaşlıktaki sevgi.

Ve yine ana renklerin birbirine geçişi ile oluşan ara renkler gibi, farklı sevgi türlerinde, bu ana türlerin birbirine geçişleri söz konusudur. (üç ikincil sevgi türü) İşte 3 ikincil sevgi türü:

1. Mania (Eros+Ludos): Takıntılı sevgi,

2. Pragma (Ludos+Storge): Gerçekçi ve elverişli sevgi,

3. Agape (Eros+Storge): Özgeci sevgi.

Eros, son derece tensel çekime dayalı bir sevgi türüdür. Ludos ise, ilişkilerin niteliğinden çok niceliğinin ön plana çıktığı, daha çok birlikte eğlenmek temennisine dayalı sevgidir. Storge türü ise, önceliğin arkadaş olabilmeye ayrıldığı türdür. Dolayısıyla 3 ana sevgi türünde, bağlılık, saygı ve anlayışın büyük önemi olduğunu söyleyebiliriz. Pragma türünde, rasyonel ve gerçekçi düşünceler ağırlıklı olup, ilgi ve hedeflere yönelik seçimler ön plandadır. Mania türünde ise kişiler, evliliği mülkiyet ve çocukları ise potansiyel birer tehdit olarak görebilirler (çocuklar sevgililerinin şevkati açısından birer rakiptir). Agape ise, kendini feda eden, her şeyi kapsayan sevgidir. Eşlerini lütuf olarak görürler ve genellikle ilişkilerinin spiritüel yönü de oldukça kuvvetlidir.

İlgili yazı: Sevginin gücü, güce olan sevgiye üstün geldiğinde

Araştırmacıalara göre sevginin ‘’tek doğru’’ türü yok, yani önemli olan size göre en doğru türde sevgiyi bulmanız. Peki siz bugüne kadar hangisini yaşadınız veya deneyimleriniz size hangi sevgiyi öğretti? Hep duyduğumuz sizin renginiz hangisi sorusu bu yazı ile sizin sevginiz hangisi olarak değişebilir, cevap yine elbette sizin kalbinizde saklı.

Pınar Özeken (Ulus): 2007 yılında Boğaziçi Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümü ile Kimya bölümlerini bitirdi. Aynı üniversitede Biyomedikal Mühendisliği ve İspanya Pompeu Fabra üniversitesinde master derecelerini aldı. Özellikle 2011’den bu yana moda ile ilgili çalışmalara ağırlık verdi ve hala moda üzerine yazı dizileri, farklı moda kaynaklarında yayınlanmaktadır. Yoga eğitmeni olma yolunda ilerleyen Pınar, bir Arjantin Tango aşığı. Gerçek tutkularından bir diğeri ise seyahat etmek."Dünya üzerinde ayak basılmadık toprak kalmasın" mottosu ile dünyayı dolaşmaya devam ediyor.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale