X

Sanal dünyada seyahatin gerçeklikle aynı olmayacağının 5 kanıtı

Sanal seyahat yakın gelecekte bizlerle olabilir.

Sanal gerçeklik denince, aklımıza bir oyundan daha fazlası geliyor artık. Gerçeklikle sanal dünyayı ayıran çizgi iyice bulanıklaştı. Yeni teknolojilerle bilgiyi algılama ve alma biçimi de değişti. Seyahat ve sinema da sanal gerçeklikten payını aldı. Okulların kapandığı, yaz sıcağının kendini iyiden iyiye hissettirmeye başladığı; tatil planlarının yapıldığı, “boş zamanlarımızı nasıl geçirsek” diye düşündüğümüz aktivitelerin gündemimize oturduğu şu günlerde, canlı kanlı kumsallara basmanın ya da patlamış mısırları kapıp sinema koltuğuna yerleşmenin keyfini sanal gerçeklik alabilir mi dersiniz?

Sanal gerçeklik, sizce günümüz gerçekliğinin yerini alabilir mi?

Uplifers olarak, her geçen gün hayatımızın her alanına daha fazla dahil olan sanal gerçeklik konusunu merak ettik ve simülasyonlar ile seyahatin, gerçek seyahatin yerini tutamayacağının kanıtı olan dört maddeyi sizler için kaleme aldık:

Bilinmeyenin çekiciliği

Seyahat etmek, bavul hazırlamak yorucudur. Sanal gerçeklik günün birinde tüm dünyayı ayağınızın altına serebilir ve neredeyse aynı anda her yerde olabilirsiniz. Koltuğunuzdan bile kalkmadan, bavul hazırlama telaşı yaşamadan kâh İsviçre’de kayak yapabilir, kâh Karayip adalarında güneşin tadını çıkarıyor olabilirsiniz. Ancak gerçek seyahat belirsizliğin heyecanını, bilinmeyenin riskini taşır. Sanal gerçeklikte bu duygularını tatmanız mümkün değil.

Farklı tınılar

Gelecek nesil, gerçekçi sokak manzarası yazılımları ile seyahatin kapılarını aralıyor. Gelecekte teknolojinin daha da kapsayıcı olacağı ortada. Yerel sound’lar, trafikte akan arabaların gürültüsü ya da ezan sesi; üretilmiş deneyimi artıracak. Ancak şu an ne Boğaz’dan geçen yük gemilerinin siren seslerini, ne de Karadeniz’de hırçın dalgaların kayalara çarpışını duymanız mümkün. Oturduğunuz yerde terliyorsanız eğer, bu İstanbul’un nemli havasından değil, muhtemelen kafanıza dar gelen kulaklığın verdiği sıcaklıktan.

Simülasyonlar üzerinden deneyimlenen yeni şeyler, yakın gelecekte bizlerle olabilir.

Anıları hapseden kokular

Peki ya seyahatinizde burnunuza çarpan kokular ve görsel şölen? Koku alma sistemimiz anılarımızı zenginleştirir. Kokulara anılarımızı hapsederiz. Ancak sanal gerçeklikte, baharın müjdecisi erguvanların ya da sıcacık bir kahvenin kokusunu içine çekmeniz maalesef mümkün değil.

Farklı dokular

Sanal gerçeklik ile uzayda olma hissi artabilir. Ancak, yüzyıllar önce yontulan heykellere dokunmanın; binlerce yıllık evlerde, saraylarda insanların hayat sürdüğünü bilerek taşlarını, duvarlarını hissetmenin verdiği duyguyu sanal gerçeklik veremez.

Yepyeni yüzler

Sanal gerçeklik ile yeni insanlarla tanışmanız; bavulunuza yeni yüzler, bu yeni yüzlerle en umulmadık hatıralar yükleyip evinize dönmeniz mümkün değil. Sokaklarında kaybolduğunuz bir şehirde size yardım eli uzatan bir elin, çayına ortak olduğunuz yaşlı bir amcanın, kolunuzdan tutup hevesle bir şehrin, mahallenin güzelliklerini gösteren yerli halkın ya da alnındaki her kırışıkta yaşadığı yerle bütünleşmiş hikâyeler taşıyan sevimli teyzenin yerini, yine hiçbir şey tutamayacak olsa gerek.

 

Kaynak

collective-evolution

theguardian

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.

i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale