X

Samimi bir iç döküş: Var mı benim gibi hisseden?

Çocukluk arkadaşların teker teker evleniyorsa, yaşıtların çoktan çoluk çocuğa karıştıysa, sevinç hüzün bir arada oluyor. İnsan her duyguyu yaşayan ve yaşatan bir varlık…

Onların büyüten, zorlayan zorladıkça geliştiren deneyimleri var. Yanlarında sarıldıkları, paylaştıkları birileri var. Eş, evlat… Elbette aile olmanın hikayesinde de zaman zaman yalnızlığımız var. Ancak bir de eşsiz ve çocuksuz olmanın getirdiği tuhaf bir duygu var. Adını koyamıyorsun, içinden hemen öyle hızla atamıyorsun. Biraz depresif, biraz hüzünlü, biraz çaresiz…

İşin içinden çıkmak için kısmet kelimesi hemen koşuveriyor, ilk yardım çantasındaki en önemli malzeme gibi. Sonra kendine yaptığın telkinler; “Her işte bir hayır vardır”, “Olan güzeldir” gibi. Adeta oksijen maskesi.

Sonra nefes alıyorsun yeniden, hüzün dalgaları gözlerini yaşartırken. Bir yerde bir tıkanıklık olunca başlıyorsun sorgulamaya, araştırmaya: “Ben kendimi nerede sabote ediyorum? İlişkiden nasıl da kaçıyorum?” 

Bulduğun cevaplar soruyu soran cevabı bilir misali. Bir şeyleri keşfediyorsun, fark ediyorsun, kendinle yüzleşiyorsun; işte kişisel gelişim dedikleri… Kendini bilme hali.

Özgürlüğümün tadı başka, tek başınalığımın keyfi harika. Tüm bunlar Kova olmanın belirtisi. Astrolojik argümanı da aldım yanıma, şimdi biraz daha rahatla. Hepsi iyi güzel de bir yere kadar.

Sanırım ağır bastı, aile olmak, ilişkide olmak. Sevmenin, sevilmenin güzel halleri. Annem, babam, kardeşlerim seviyorlar. Dostlarım, arkadaşlarım seviyorlar. Hiç tanımadığım kitaplarımı, yazılarımı okuyanlar sağ olsunlar. Onlar da sevgilerini cömertçe dile getiriyorlar. E ben kendimi çok seviyorum biliyorum. O’nun sevgisini de her an hissediyorum. Peki ya sevgilinin sevgisi?

Allah’ım… Aramız seninle çok iyi, sen bensin, ben senim biliyorum da… Şu fani dünyada aşk ve muhabbetimize sevgilim de ortak olsun, şahitlik etsin istiyorum. Var mı benim gibi hisseden şimdi?

 

 

Hande Akın: 5 Şubat 1977 İstanbul doğumluyum. Şişli Terakki Lisesi’nde okudum. Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo-TV Sinema Bölümü’nden mezun oldum. 15 yıl reklam sektöründe prodüksiyon ve müşteri ilişkileri yöneticilikleri yaptım. 28 yaşlarında başlayan sorgulama, kendimi keşfetme, tanıma, anlama maceramda 33. yaşım milat oldu. Reklamcılıkla vedalaştım. Aldığım ve almakta olduğum sayısını artık hatırlamadığım pek çok eğitim, seminer oldu. Kişisel gelişim alanında yaşam koçluğu yapmaya başladım yıl 2010... “Ben zamanı”nın kurucusuyum, Bu slogandan hareketle; EFT (Duygulardan Özgürleşme Tekniği), REGRESYON, Ezoterik şifa teknikleriyle harmanladığım kalbimin rehberliğinde özgün bireysel seanslarımın yanı sıra kişisel gelişime dair eğitimler, seminerler veriyorum. Kadın Olmak ve AŞK’a gel özellikle dişil enerji üzerine çalıştığım workshoplarım. İlham veren, motive eden, umudu yeniden yeşerten kitlelere özel konuşmalar yapıyorum. Kitabım “Kadın Olmak” 2014’te çıktı. 2015 ve 2016 yıllarında televizyon programı hazırlayıp, sundum. Akışta kalma deyimini içselleştirerek yapabildiğimce teslimiyetle gelişmek ve geliştirmek bana keyif veriyor. Birbirimizden öğrenerek, birbirimize destek vererek geliştiğimize, hepimizin birbirinden ilham aldığına ve her bireyin kendini şifalandırabileceğine inanıyorum.
İlgili Makale