İstanbul’un yeni sezon kültür sanat programındaki en güncel sergi rotalarını keşfetmeye hazır mısınız? Mayıs ayı, kentte doğanın uyanışına tanıklık ederken sanat galerilerini canlı renklere boyuyor. Uzun soluklu ve ses getiren işleri yeniden ziyaret etmek ya da ay boyunca ziyarete açık olan kısa süreli eserlere göz atmak için tam sırası.
Kentin katmanlı kültürünü, modern sanat galerileri ve tarihi lokasyonlarla harmanlayan hareketli Mayıs ayı sergi takvimini sizler için derledik. İşte Mayıs 2026’da İstanbul’da mutlaka görmeniz gereken sergiler.
Arif Hikmet Koyunoğlu: Maceraperest Bir Mimarın Fotoğrafhanesi | İstanbul Araştırmaları Enstitüsü, 17 Mayıs’a kadar
Erken Cumhuriyet döneminin en sıra dışı mimarlarından olan Arif Hikmet Koyunoğlu’nun, kişisel fotoğraflarından oluşan bu özel seçki, 1900 ile 1930’lu yıllar Türkiye çehresini aktarıyor. Özenle çekilen kareler, köklü Osmanlı ailesinden gelen mimarın eğitim hayatından başlayarak mimari vizyonunu nasıl geliştirdiğini yansıtıyor. Bursa, Ankara, İstanbul başta gelmek üzere dönem Türkiye’sinin en ikonik yapılarını ve Anadolu köylerindeki kültürel miras birikimini hatırlatıyor.
An Meselesi | Offgrid Art Project, 2 Nisan – 24 Mayıs
Kübra Su Yıldırım ile Aslı Çelikel’in ortak çalışmalarından oluşan sergi, acı kavramını çok katmanlı bir çerçevede irdeliyor. Bedende iz bırakan fiziksel acının yanı sıra onun ardında kalan ve yön değiştiren aşamalarına odaklanıyor. Günümüz hız odaklı dünyasında acı gibi rahatsız edici kavramların bastırılmasına ve bambaşka şekillerde dışavurulmasına ise eleştirel bir yorum getiriyor. Acıyı dindirmeye ve geçiştirmeye çalışmadan anın içinde yaşamanın, ne gibi kırılmalar yarattığını araştırıyor.
Temenos: İç Deniz | Zeyrek Çinili Hamam, 17 Nisan – 30 Ağustos
Tarihi Zeyrek Çinili Hamamı’nda ziyarete açılan sergi, insan ile ilahi olan arasındaki geçiş alanını temsil eden “temenos” kavramı etrafında şekilleniyor. Fiziksel olduğu kadar zihinsel bir arınma merkezi olan Bizans hamam yapısına entegre olarak, onun doğal bir uzantısı haline geliyor. Böylece ziyaretçilerin mekanla bağ kurarak arınma kavramını içselleştirmesini hedefliyor. İşlerin sarnıçla kurduğu görsel ilişki, oldukça güçlü bir duyusal deneyim vadediyor.
Solarken Dünya Soluyor Bedenim | Galeri Nev, 17 Nisan – 6 Haziran
Farklı sanatçıların işlerinden oluşan karma sergi, modern çağın insan üzerinde yarattığı huzursuzluk, baskı ve kaygı gibi olumsuz duyguları merkeze alıyor. Eylemin azaldığı, hayat belirsizliğinin ise arttığı bir dönemde, modern insanın karar verme ve yön bulma süreçlerinde yaşadığı sıkıntılara ayna tutuyor. İzleyiciyi yoğun figüratif ögeler aracılığıyla fiziksel ve duygusal bir yolculuğa çıkarırken, kolektif yorgunluğun ve yalnızlığın yarattığı ortak buhranı hatırlatıyor.
İçeride Bir Şey Var | The Wall Art Gallery, 21 Nisan – 30 Mayıs
İnsanın iç dünyasında kurduğu gerçeklik algısına odaklanan sergi, ziyaretçilerine oldukça katmanlı ve öznel bir yolculuk vadediyor. Dış dünyadan sıyrılarak içsel deneyime odaklanan kurgu; mekan, figür, algı ve varoluş kavramları üzerinden ilerliyor. Herhangi bir anlatı kurmadan çağrışım üretmeye odaklanan eserler, insanın iç sesini imgeler aracılığıyla aktarıyor. Görme kavramını ise sadece fiziksel bir süreç değil, hatırlama ve hissetme sonucu anlam kazanan bir duyu olarak betimliyor.
Barajdan Taşanlar | Salt Beyoğlu, 22 Nisan – 23 Ağustos
Doğu Akdeniz’den Körfez Bölgesi’ne uzanan sergi, coğrafi konumun ve fiziksel şartların hafıza üzerindeki etkisini irdeliyor. Coğrafyalar arası dayanışma imkanları bularak sanatçılar için kolektif bir üretim zemini oluşturmayı arzuluyor. Dayanışma ve sömürge temalarını çarpıştırırken, arazideki fiziksel şartları ve yer şekillerini temel çeper olarak kullanıyor. Barajlar, kanallar, santraller ve gözetim sistemleri arasına sıkışmış zihinlerin, sanat üretiminde ve bireysel iletişimde mevcut peyzaja bağlı kalma halini sorguluyor.
Cannes | Ara Güler Müzesi, 22 Nisan – 11 Ekim
Ara Güler’in Cannes Film Festivali’nde çektiği fotoğraflardan oluşan bu özel seçki, ziyaretçiyle ilk kez buluşuyor. Kentin heyecanla beklenen uzun süreli sergilerinden biri olarak öne çıkarken, ünlü sanatçının en özgün karelerini gün ışığına çıkarıyor. Sinemanın en parlak ve yenilikçi olduğu dönemi merkeze alan arşiv, nostaljik kültürel zenginliği ve global atmosferi de temsil ediyor. Arşivden çıkan fotoğraflar, kırmızı halı pırıltısından heyecanlı karşılaşmalara kadar çok özel anıları görünür hale getiriyor.
A Ghost Story | x-ist, 24 Nisan – 23 Mayıs
Adını aynı isimli sinema filminden alan sergi, üç farklı sanatçının eserlerini bir araya getirirken zaman öğretisini araştırıyor. Zamanın, öğretilenin aksine düz bir çizgide ilerlemediğini, aksine kendi içinde çoğalarak bölünen bir yapıda olduğunu aktarıyor. Akrep ve yelkovanın izinde ilerleyen sergi dizilimi, birbirini takip eden olayların yanı sıra sürekli birikerek dönüşen bir bellek yapısına odaklanıyor. Böylece geleneksel öğretileri yıkarak kendi zaman kavramını oluşturuyor ve bunu mitolojik karakterler, masal kahramanları ve hayaletler üzerinden katmanlı şekilde biçimlendiriyor.
Locus Affectus | Galerist, 27 Nisan – 13 Haziran
Latince “duygunun tutunduğu yer” anlamına gelen Locus Affectus kavramını araştıran sergi; aynı anda tıp, şiir ve felsefe bilimlerinden faydalanıyor. Tüm bilimsel veriyi sezgi ile birleştirirken bedende hissedilen bir duygunun, fiziksel mekanda ve içsel dünyada yarattığı etkiyi araştırıyor. Duygunun, bedeni konumlandıran ve dönüştüren kuvvetine dikkat çekerken düşünceleri somut beden yapısıyla ilişkilendiriyor. Böylece dilin çözemediği bakış açılarına yüzeyler ve renkler aracılığıyla yeni bir alan tanımlıyor.
Bir Renk Ressamı: İhsan Cemal Karaburçak | Casa Botter, 30 Nisan – 30 Ağustos
Casa Botter’in tarihi atmosferinde ziyarete açılan uzun süreli sergi, Türk resminin önemli isimlerinden İhsan Cemal Karaburçak’ın eserlerini görünür kılıyor. Sanatçının özgün renk kullanımı ve tekniğiyle ürettiği işler, dönemin akademik eğitiminin dışına çıkarak zengin birer üretim çabasına dönüşüyor. Her bir eserde izlenen tutarlı ve sürekli yapı, farklı işler arası bağ kurmaya yardımcı olurken sanatçının içsel dünyasına kapı aralıyor. Erken dönemden başlayarak adım adım oluşturduğu üslubun, zamanla nasıl sadeleşip çözümlendiğini gösteriyor.
Kül Tepesi | BARIN HAN, 2 Mayıs – 24 Mayıs
Bir birikim metaforu etrafında kurgulanan sergi, sanatçının zamanla biriken ve katmanlaşan üretim pratiğine ışık tutuyor. Farklı disiplinlerde üretilen eserler, kişisel izdüşümün bir parçası olarak değerli bir arşiv niteliği taşıyor. Mekan kavramını tekil bir deneyim alanı olmanın ötesine taşıyan sanatçı, ürettiği işlerde geçmişe ait izleri ve zamanın farklı katmanlarını iç içe geçiriyor. Böylece kendi içine dönerek uzayan, canlı bir şimdiki an zemini oluşturuyor ve onu tüm birikimleri üzerinden ele alıyor.
Düşe Yakın | YUZONBIR, 2 Mayıs – 6 Haziran
Sanatçı Daniela Budişteanu’nun son on yıla yayılan kişisel üretimlerine yer veren sergi, duygu ve hatıra kavramlarını araştırırken ziyaretçiyi iç dünyasına davet ediyor. Figür, doğa ve yüzey araştırmaları yaparken aslında kişisel hayalleri ve beklentileri çağrıştırıyor. Tanıdık ve bilindik gelen ögeler aracılığıyla kendi içsel alanını yaratıyor ve duygusal araştırmalarına ayna tutuyor.
Ne Zaman | Yapı Kredi Bomontiada Galeri, 2 Mayıs – 22 Mayıs
İstanbul’un hızlı ve modern görünümünün arkasında ne kadar geçici olduğunu hatırlatan sergi, fotoğrafçı Kerim Suner’in kişisel işlerinden oluşuyor. Modern ve çok kültürlü bir metropolü, fotoğraf kareleri arasında kilitleyen sanatçı aslında bir anlamda zamanı dondurarak anın ruhunu hapsetmeyi hedefliyor. Teknolojik değişime kafa tutan işler hem dönemin hızlı temposuna bir başkaldırı niteliği taşıyor hem de tarihi fotoğraf karelerinin insanda yarattığı hisleri hatırlatıyor. Böylece fotoğraf sanatının da tıpkı İstanbul gibi esas yüzünü zamanla kaybettiğini söylüyor.
İlginizi çekebilir: Dünyanın en iyi müze ve sanat galerileri