Son yıllarda birçok genç ve yeni mezun aynı duyguyu yaşıyor: İş dünyası eskisinden çok daha farklı görünüyor. Çocukluğumuzda bize anlatılan hikâye oldukça basitti: Çok çalış, iyi bir üniversiteye git, diploma al ve geleceğin güvence altında olsun.
Ancak bugün birçok insan için bu hikâye artık eskisi kadar gerçekçi görünmüyor.
Birçok kişi yüzlerce iş başvurusu yaptığını ama çok az geri dönüş aldığını söylüyor. Hatta bazen yüzlerce başvurudan sonra yalnızca birkaç görüşme fırsatı çıkıyor. Böyle bir durumda insanın kendini sorgulamaya başlaması çok normal.
Ama belki de bu duruma biraz farklı bir açıdan bakmak gerekiyor.
Diploma artık garanti değil ama öğrenmenin değeri hala var
Uzun yıllar boyunca diploma, iyi bir kariyerin anahtarı olarak görülüyordu. Gerçekten de bir dönem üniversite mezunu olmak birçok kapıyı otomatik olarak açabiliyordu. Bugün ise iş dünyası farklı çalışıyor.
Şirketler artık çoğu zaman şu soruyu soruyor: Bu kişi hangi problemi çözebilir? Bu kişi bize nasıl bir değer katabilir?
Bu durum eğitimin önemsiz olduğu anlamına gelmiyor. Tam tersine. Sadece artık öğrenmenin üniversiteyle bitmediğini gösteriyor. Bugünün dünyasında sürekli öğrenmek, yeni beceriler kazanmak ve kendini geliştirmek belki de diplomadan bile daha önemli hale geldi.
Belirsizlik yeni normalimiz
Teknolojinin gelişmesi, yapay zekâ, dijitalleşme ve küreselleşme iş dünyasını hızla değiştiriyor. Birçok uzman gelecekte hangi mesleklerin var olacağını tahmin etmeye çalışıyor, ancak gerçek şu ki kimse geleceği tam olarak bilmiyor.
Bu belirsizlik doğal olarak insanı tedirgin edebilir.
İnsan zihni belirsizliği sevmez. Geleceği göremediğimizde kendimizi sıkışmış hissedebiliriz. Bu yüzden birçok insan sürekli bir baskı altında yaşıyormuş gibi hissediyor: Daha hızlı ilerlemek, daha başarılı olmak ve geleceği garanti altına almak zorundaymış gibi.
Oysa hayat çoğu zaman bu kadar düz bir çizgi halinde ilerlemez.
İşimiz, değerimizin ölçüsü değildir
İş arama sürecinin en zor taraflarından biri, reddedilmeleri kişisel bir başarısızlık gibi hissetmemizdir. Bir şirketten gelen “maalesef başka bir adayla devam ediyoruz” e-postası insanın moralini kolayca bozabilir. Ancak gerçekte bir iş başvurusunun sonucu birçok farklı faktöre bağlıdır: şirketin bütçesi, zamanlaması, ekip yapısı veya o anki ihtiyaçları.
Bu yüzden şunu hatırlamak önemli: Bir iş başvurusunun sonucu sizin değeriniz değildir.
Bir insanın değeri; merakı, üretkenliği, öğrenme isteği ve karakteriyle ölçülür.
En önemli beceri: uyum sağlayabilmek
Hızla değişen bir dünyada en değerli becerilerden biri artık uyum sağlayabilme yeteneği. Eskiden bir meslekte ustalaşmak ve uzun yıllar aynı işi yapmak oldukça yaygındı. Bugün ise birçok insan kariyeri boyunca farklı alanlarda çalışabiliyor. Yeni araçları öğrenmek, farklı beceriler geliştirmek ve değişime açık olmak her zamankinden daha önemli hale geldi.
Kariyer artık tek bir yol değil
Geçmişte kariyer yolu çoğu zaman çok netti: Üniversite, bir şirket, yıllarca aynı kurumda çalışma.
Bugün ise birçok kişi farklı yollar deniyor:
- freelance çalışmalar
- online projeler
- dijital beceriler öğrenmek
- yurtdışı fırsatları araştırmak
- küçük girişimler başlatmak
Bu yollar her zaman kolay değil. Ancak birçok insan için yeni fırsatlar yaratabiliyor.
Küçük adımların gücü
Gelecek belirsiz olduğunda çoğu kişi mükemmel bir plan yapmaya çalışır. Her şey netleşmeden harekete geçmek istemeyiz amma gerçek hayatta çoğu başarı hikâyesi mükemmel planlarla başlamaz. Çoğu zaman küçük bir denemeyle başlar. Yeni bir beceri öğrenmek. Küçük bir proje başlatmak.Yeni bir fırsatı denemek.Bazen en önemli şey sadece harekete geçmektir.
Değişim her zaman kötü değildir
Bugün iş dünyasında yaşanan değişimler birçok kişiye zor gelebilir. Ancak tarih boyunca her büyük değişim yeni fırsatları da beraberinde getirmiştir. Yeni meslekler, yeni iş modelleri ve yeni fikirler çoğu zaman eski sistemler değişmeye başladığında ortaya çıkar.
En önemli şey: Hareket etmeye devam etmek
Belki de bugün geleceği eskisi kadar net göremiyoruz. Ama bu, geleceğin daha az fırsat sunduğu anlamına gelmez. Belki de sadece farklı bir cesaret gerektiriyordur. Her şeyi önceden bilme cesareti değil. Belirsizliğe rağmen adım atma cesareti. Dünya hızla değişiyor. Ama öğrenme isteği, merak ve uyum sağlama becerisi her zaman değerli kalacak. Ve bazen en belirsiz dönemler, insanların kendi yollarını bulduğu dönemler olur.
İlginizi çekebilir: Unfair Advantage: Bir avantaj aramak değil, kendine dürüstçe bakmak